GERÇEK AŞKLAR
Her sporcu için geçerli midir bilinmez ama pek çoğu yaptıkları spora büyük bir aşkla bağlı olurlar. Eh her gün ya antrenman ya da maç yaptığın, kişiliğini üzerinden tanımladığın, hayatının %70–75’ini kaplayan bir şeye kendini kaptırmamak muhtemelen imkansızdır. O yüzden de Cristiano Ronaldo’nun futbola, Lebron James’in basketbola aşık olduğunu söylemek çok da hatalı olmaz. Peki bu aşk paylaşılır mı? Sporcuların gerçek aşkları yaptıkları sporlar mıdır?
NBA finali ile birlikte bu sezon tüm dünyada bir Curry fırtınası esiyor. Evet inanılmaz bir yüzdeyle üçlük atıyor, müthiş bir top hakimiyeti var, ‘Yılın En İyi 5’inde kendisi dışında kalan 4 oyuncuyu da eleyerek Golden State Warriors’u 40 yıl aradan sonra şampiyon yaptı. Peki onun bu kadar popüler olmasının arkasından sadece sportif başarısı mı vardı? Bence hayır.
Sempatik kıvırcık kızı Riley Curry ve Vine videolarında birlikte oynadığı eşi Ayesha Curry ile oluşturduğu müthiş aile tablosu Steph’in bu sezon bu kadar popüler olmasının temel sebeplerindendi. Aldığı her galibiyetten sonra eşinin ve kızının yanına gidip onları öpmesi, Riley’nin küçük elleri ile birlikte babasını taklit ederek uğur hareketlerini birlikte yapmaları, Stephen ile Ayesha’nın birlikte çektiği baklavalı vine videolarının 630 binden fazla izlenmiş olması. Bütün bunlar Curry’nın başarılı performansı ile birleştiğinde ortaya gerçekten güzel bir aile tablosu çıkarttı.
Bu aşkın başlangıç hikayesi de oldukça ilginç. Ayesha’nın oyunculuk kariyerinin peşinden koşmak için Los Angeles’a taşınması ve bu sırada Stephen’ın bir basketbol kampı için Los Angeles’ta olması… Kadıköy’de dershanede görüp hoşlandığını söylemeye cesaret edemediği kıza Facebook’tan mesaj gönderen çocuğu yargılamayın lütfen. Çünkü Stephen Curry de Ayesha’ya tam olarak böyle çıkma teklif etmiş. Ve şu anda tüm dünya önünde ‘Aşkımızın Meyvesi Riley’ ile birlikte büyüyen bu sempatik aşk hikayesi başlamış. Stephen maç başına 20 top kullanıyor, topu çok sevdiği kesin ama aşık olduğu bir eşi ve ‘aşırı derecede sevimli bir şey’ olan kızına da aşkla bağlı olduğuna emin gibiyiz.

Parkelerden çim sahaya dönelim. Dünyanın en çok kazanan futbolcusu, topa boyutlar üstü hisleri ile hükmeden adam Lionel Messi. Sahada sürekli Cristiano Ronaldo ile hangisinin daha iyi olduğu konusunda yarıştırılsa da ‘manitacılık’ olayında hep Ronaldo-Irına Shayk ikilisinin gerisinde kaldı eşi Antonella Roccuzzo ile birlikte. Eh bunda Antonella’nın 1.57, Irina’nın ise 1.78 olmasının payı mutlaka vardır. Olsun aşkın gözü kördür. Hem Messi’nin boyu da 1.69 zaten :)
Lionel ile Antonella, Arjantin’in Rosario şehrinde 1 yıl arayla doğarlar. 5 yaşında da ilk kez tanışırlar. Leo’nun babası fabrika işçisidir, Antonella’nın babası ise geçimini bir süpermarkette çalışarak sağlamaktadır. Messi’nin sokakta birlikte top oynadığı arkadaşı Lucas Scaglia, Antonella’nın kuzenidir. O zamanlar evcilik oyununda birlikte oynarken aklında yer eden Antonella ile sevgili olduklarını taa 2009 yılında açıklar Messi. Dünyaca ünlü futbolcuların müthiş fizikli mankenlerle sevgili olması her zaman için alışılagelmiş bir şeydir. Ama Messi gibi gerçekten aşka inananlar çocukluk aşklarını aramayı asla bırakmazlar.
Messi gibi Barcelona ve Arjantin’in beyni konumundaki bir futbolcunun da hayat arkadaşını sadece fiziksel özelliklerine göre seçmesini bekleyemezdik tabii ki. Antonella üniversite eğitimine önce ‘Beslenme’ alanında başladı. Oradan ‘Sosyal İletişim’ dalına atlayan Antonella tıpkı eşi Messi gibi dar alanda hızlı çalımlarla son olarak ‘İngilizce’ bölümünde yüksek öğretimini sürdürmekte.
Bu sene aldıkları 3 kupanın en azından 1 tanesinin töreninde Messi’yi oğlu Thiago ile birlikte görmüşsünüzdür. Tribündeki annesi Antonella’nın kollarından sahadaki babasına doğru uzatıldı Thiago. Mutlu aile tablosunu pek çok kez oluşturdu Messi böylece. Ezeli rakibi Ronaldo’nun bu sene içinde sevgilisi Irına Shayk’tan ayrıldığını da göz önünde bulundurursak çocukluk aşkı ile birlikte kurduğu mutlu yuva ile birlikte Messi, Ronaldo’yu bir istatistikte daha geride bırakmış oldu.

Biraz da Türkiye’ye gelelim. Gelmişken de tam anlamıyla gelip Adana’ya uğrayalım. Adanalı erkekler için kadın kutsaldır denir. Fatih Terim de gerçek bir Adanalı olduğuna göre eşi Fulya Terim’in, kızları Merve ve Buse’nin onun için çok değerli olduğu aşikar. Zaten bunu yıllardır sürekli görüyoruz. Galibiyetlerden sonra öpücüğünü gönderdiği yerde, tribünde hep hayatındaki kadınları gördük.
Yine ilginç bir aşk hikayesi. Adana’dan Galatasaray’a gelmiş bıçkın delikanlı topçu Fatih bir tarafta. Diğer tarafta ise ilkokuldan sonra İsviçre’ye okumaya gitmiş, aşçılarla şoförlerle büyümüş entelektüel, kültürlü Fulya. Ama işte dedik ya AŞK. Bulduğu küçücük bir sevgi kırıntısından büyümeyi serpilmeyi iyi bilir. 6 yıl camdan cama edilen flörtün sonunda nikah masasında buluşturuyor ikiliyi.
Adanalı delikanlı Fatih başlarda çok sert, Adanalı damarlarını bastıramıyor. Eşini çok seviyor, çok üzerine düşüyor ama bazen de abartıyor. ‘Çok dışarı çıkıyorsun’, ‘Haftada bir kuaföre mi gidilir?’, ‘Kadın araba mı kullanırmış canım?’. Fulya sevgisiyle saygısıyla, genç Fatih’i törpülüyor. Şimdinin kibar ‘Grande’si de bu büyük aşk ile ortaya çıkıyor.
Fulya Terim futbol ile oldukça ilgili bir eş. Her maçtan önce eşi ile birlikte o maçta neler olabileceğini konuşuyor, fikrini söylüyor, hatta çoğunlukla Fatih Terim’in yurt dışında izlediği maçlarda yol arkadaşı oluyor. Gerçekten sevmeden tüm bunlara katlanabilecek kadın var mıdır dünyada?
İtalya’ya gidişi, tarz değişikliği, ilk basın toplantısında sorulan ‘İtalyanca bilmiyor oluşunuz futbolcularla olan iletişiminizde zorluk yaratmayacak mı?’ sorusuna sadece 52 gün sonraki basın toplantısını İtalyanca konuşarak cevap vermesi… Tüm bunların gerçekleşmesinde eşi Fulya Terim payı ne kadar diye düşünsek net bir sayı veremeyiz. Ama Fulya Terim olmasaydı Fatih Terim bugünkü Fatih Terim olabilir miydi? Herhalde çok zor.

Bu yazı Haziran ’15 tarihinde yazılmıştır.