birkaç farklı konu, harmanladım
yaşamak istiyor muyum, emin değilim. gerçi yaşamak buysa eğer, hiç düşünmem. mutlu değilim, önceden benden daha kötü durumda olan insanları düşünüp şükrederdim. ama bir baktım, benimde onlardan bir farkım yokmuş. güvenli bir evde yaşıyor olabilirim, yarın evim yanabilir. nefes alabiliyor olabilirim, yarın ölü. bugün arkadaşlarım vardır, yarın hepsi küsebilir. bugün bacağım varken, yarın araba altında ezilebilir.
ama tek kullanabileceğim ve en çok ihtiyacımın olduğu şey: aklım. aklıma uymayan bir şeye neden inanayım ki? ama kendime bir amaç bulmalıyım. yaşama amacı. topluma yarar sağlamak desem… sıçayım toplumuna. hepsi birbirini yiyor zaten. önemi yok, bilim insanı değilsen. gezeyim diyorum, bana çok şey katar. sonra üflüyorum, katsa ne olacak? sonsuz bir uyku uyuyacağım zaten.
bazen de sabah uyanmak istemeyişimizin sebebinin ölümü istemek olduğunu düşünürüm. insanlar ölümle yakından bağlantı kurdukları için, o rahatlığı, sonsuz huzur ve uyku hissini bırakmak istemiyor mu? bence mantıklı. bu yüzden çok fazla uyuyan insanlar hızlı ölürlermiş:D lol tamamen kendi uydurmacam.
yeteneklerimiz veya kişisel problemlerimiz, karakterimiz, seçimlerimiz, yaşadığımız ülke, doğduğumuz yer, anne ve babamız, yönelimlerimiz, kararlarımız, suratımız, yapamadığımız birçok şey. bunlar olması gerektiği için mi böyleler yoksa bir tesadüf mü? işin korkunç yanı da bu. tesadüfen oluşan bir dünyaya, insanların hükmetmesi. bence düzenden çok daha mantığa uygun. çünkü bu dünyada düzen diye bir şey yok. eğer düzen olsaydı… emine bulut’un adını hala bilmiyor olurdum.
