ÇOCUKLAR İÇİN FELSEFE GİRİŞİMLERİNDE ÇOĞULCULUKTAN YANAYIM

Peter Worley’le Söyleşi

Image for post
Image for post
Peter Worley’le Söyleşi / Özge Özdemir

Bu yıl Danimarka’nın Odense şehrinde düzenlenen SOPHIA 2018 toplantısında, Peter Worley’le bir araya geldik. Çocuklar İçin Felsefe alanında çalışan ve İngiltere’de The Philosophy Foundation’ın kurucusu olan Worley, aynı zamanda SOPHIA’nın bu dönemki direktörü. Hazır bir araya gelmişken, kendisiyle küçük bir söyleşi yaptık.

Özge: Merhaba Peter. Önce senin hikayenle başlamak isterim. Çocuklar İçin Felsefe (P4C) yöntemiyle nasıl tanıştın? Sonrasında olaylar nasıl gelişti?

Peter: Okullarda çalışıyordum. İngiltere’de ilkokullarda gitar öğretmeni olarak. 7–11 yaş çocuklarla birlikte. Üniversitede felsefe okumuştum. Aynı zamanda Tim LeBon’dan felsefi danışmanlık eğitimi almıştım. Sonuçta bir gün hepsi bir araya geldi; felsefe geçmişim, danışmanlık geçmişim, öğretmenlik geçmişim. Ardından çocuklarla felsefe yapmaya yöneldim. Beni etkileyen diğer şey de, gitar öğretmenliğim sırasında gözlemlediğim bir durumdu. Bir çocuğa bir şey öğretmeye çalışmak yerine, beş çocuk bir araya gelip kendi seviyelerine göre birlikte çalıştıklarında öğrenme açısından daha iyi sonuç elde edildiğini gördüm. Felsefe yapmanın da böyle mümkün olacağını düşündüm. Ben buna “ensemble effect” (küçük topluluk etkisi) diyorum. Bir çocukla felsefe yaparak ilerlenmiyor, ama otuz çocuk bir arada olunca çok sayıda fikir ve tartışma ortaya çıkıyor, bu yaklaşım çok hoşuma gitti.

Özge: Peki The Philosophy Foundation’ı ne zaman hayata geçirdin?

Peter: Kısa bir süre sonra, yaptığımız işi öğrenmek isteyen insanlar olduğunu görünce, eşim ve ortağım Emma’yla birlikte The Philosophy Foundation’ı kurduk. 2000’lerin başında.

Özge: İngiltere’deki ilk kuruluş değil ama, değil mi? Öncesinde SAPERE var sanırım?

Peter: Evet, öncesinde SAPERE vardı. Ama ben başladığımda SAPERE’den haberim yoktu (gülüşmeler), sonradan haberim oldu onlardan ve diğer organizasyonlardan. Yıllar içinde farklı yaklaşımların birleşmesi gibi bir ilişkimiz oldu.

Özge: Peki ülkenizde Çocuklar İçin Felsefe’nin statüsü nedir? Hem bağımsız bir organizasyon olarak yaptıklarınız açısından, hem resmi kurumlarla ve politika yapanlarla ilişkisi bakımından değerlendirirsen.

Image for post
Image for post
Peter Worley

Peter: Çocuklar İçin Felsefe İngiltere’de hala ana akım değil. Temel müfredatın parçası değil. Yani müfredatın merkezinde değil, bazı öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin çabasıyla dış çeperde yer alıyor. Ama İngiltere’de P4C kültürü var. Çoğu okul bu yöntemi kullanıyor, programına alıyor, öğretmenlerini eğitiyor, vs. Bu başta SAPERE olmak üzere, alanda çalışan bizim gibi kurumların başarısı. Hepimiz son 20 yılda bu yöntemin bilinirliliğini arttırdık. Resmi kurumlara ve politika yapıcılara gelecek olursak, tabi ki Çocuklar İçin Felsefe’yi biliyorlar, farkındalar, ancak bunu “high-profile” (üst düzey) görüyorlar. Örneğin, son yıllarda Durham Üniversitesi ve Education Endowment Foundation işbirliğiyle yapılan bir araştırma gündemdeydi. Çocuklar İçin Felsefe uygulamasının çocukların okuma ve matematik becerilerini arttırdığı yönünde haber başlıkları yayınlandı her yerde. Resmi kurumlar tabi ki bundan haberdar. Sonrasında bu araştırma daha çok araştırma yapılmasının önünü açtı. Aslında sorun biraz da Çocuklar İçin Felsefe yönteminin kendisiyle ilgili. Yaygınlaştığında, kalitesini kontrol etmek zorlaşıyor. Küçük kalırsa, kaliteyi sürdürmek kolaylaşıyor, ama yaygınlaşamıyor. Bu bir paradoks. Bu alanda çalışan hepimizin önündeki en büyük zorluk bu. O yüzden “high-profile” kalıyor.

Özge: Tam da son söylediğin “kalite” konusuyla bağlantılı olarak şunu sormak istiyorum. Ben Amerika’da Montclair State Üniversitesi’nde eğitim aldım, Türkiye’de bir eğitmen eğitimi tasarladım. Sizler İngiltere’de eğitimler yürütüyorsunuz. Yani çok sayıda farklı girişim ve program var, ancak hepsini organize eden ortak bir yapı yok. Özellikle eğitmen eğitimiyle ilgili. Bu da kalite konusuyla ilgili sorular getiriyor benim aklıma. Tüm dünyadaki eğitimleri düzenleyen ortak bir yapı olması, bir akkreditasyon sistemi kurulması konusunda ne düşünüyorsun?

Peter: Aslında bu bahsettiğin şey, resmi olmasa da var. Sonuçta hepimizin yaptığı işlerde çok belirgin ortak özellikler var. Resmi bir yapı olması konusundaki sorunu anlıyorum, ama bununla ilgili şöyle bir kaygım var. Öncelikle çoğulculuğun alanı daha çok geliştireceğine inanıyorum. Yani farklı girişimlerin varlığı, birbirleriyle tatlı rekabeti, daha iyiyi yapma konusunda onları motive eder ve kalitenin artmasına katkı sağlar diye düşünüyorum. Lennon-McCartney (Beatles grubu üyeleri) etkisi gibi düşün. Her zaman bir ölçüde rekabet halindelerdi, bu onları daha iyi yapmak konusunda ateşledi sonuçta. Merkezi bir yapı, kalitenin artmasını engelleyebilir, yani kaliteli iş çıkarma konusundaki çabayı azaltabilir. Bu bağlamda çoğulculuğu ve bir ölçüde rekabeti devam ettirmek, yapılan işi daha iyiye götürmek, mükemmeliğe sürmek açısından daha olumlu.

Özge: Ama bu çoğulculuk, kaliteyi azaltabilir de. Kimin hangi yetkinlikle ve hangi kriterlerle eğitim açtığını kontrol etmek de güç ve bu da kalite açısından bir sorun yaratmıyor mu?

Peter: Haklısın, madalyonun iki yüzü durumu. Merkezi yapı iyi şeyler de getirebilir, bela da açabilir. Bunun dışında bir engel daha var aslında. O da Çocuklar İçin Felsefe teorisi ve metodolojisi konusunda kurumların temel yaklaşımlarındaki farklılıklar. Örneğin, bizim kurumumuz The Philosophy Foundation’ın temel amacı “felsefe yapmayı” öğretmek, öte yandan SAPERE P4C’yi “eğitimde reformist bir hareket” olarak ele alıyor. Yani P4C’yi felsefe yapmakla ilgili değil, eğitimle ilgili bir konu, genel olarak eğitime nasıl yaklaşırız sorusuyla ilgili bir konu olarak görüyor. Dolayısıyla bu temel farklılıklar da merkezi bir yapı kurulmasının önündeki engellerden biri. Ben çoğulculuktan yanayım, alanı daha çok geliştireceğine inanıyorum.

Özge: Çok teşekkürler Peter. Zaman ayırdığın için. Çoğulculuk konusunda söylediklerini düşüneceğim.

Image for post
Image for post
Peter Worley’le Söyleşi / Özge Özdemir

Bu söyleşinin ardından akşam yemeğinde çok daha fazla konuşma fırsatımız oldu. Peter Worley İstanbul’u çok seviyor. Daha önce gelmiş, şehrin enerjisinden ve Türk yemeklerinin lezzetinden hala aynı zevkle bahsediyor :) Önümüzdeki yıl SOPHIA toplantısını İstanbul’da yapma konusundaki isteğimiz de tüm toplulukta epey bir heyecan yarattı. Şimdi başvuru dosyasını hazırlayıp göndermek kaldı geriye :)

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch

Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore

Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store