“Bir gün geberip gideceksin, neyin peşindesin?”

Her mahalleye bir meczup düşer ya, bizim mahallenin payına da bir meczup düşmüş. Her ne kadar Ümraniye olsa da…

O meczup abiyle denk geldik geçenlerde. Benim olmayan arabayı park ederken... Benim olmayan evin bulunduğu apartmanda boş bir daire vardı. “Satılmış” dedi. “Sen alsaydın aslında” dedi. Ben de “Ne yapacam abi alıp, param yok ki.” Dedim. “Kredi çeksem yıllarca ödemek için uğraşacam. Ne gerek var? Hem param olsa da neden alayım? Bak bu cebimdeki telefon benim değil. Bu araba benim değil. Neticede bu taşıdığımız can da bizim değil. Neyin derdindeyiz ki?” Diyince şöyle bir yüzüme baktı. “Hadi hayırlı işler” diyip çekti gitti. Deli deliyi görünce sopasını saklarmış :)

Benim olmayan arabadan inip kapıları kilitledim. Cebimden benim olmayan dairenin anahtarını çıkarıp evime girdim. İçinde bana emanet olan bir eşim ve iki çocuğum var, onların anahtarı cebimde değil :)

Sonra cebimdeki anahtarları çıkarıp masaya koydum. Benim olmayan kapımdaki arabanın anahtarı, benim olmayan -kirada oturduğum- evin anahtarı, benim olmayan annemin evinin anahtarı ve yine benim olmayan anneannemin evinin anahtarı.

Sonra düşündüm. Bir şeyi kullanmak için o şeye sahip olmanız gerekmiyor zaten. Zaten birçoğumuz en basitinden kirada oturuyoruz. Ev sahibi değiliz, kiracıyız ama o evde biz oturuyoruz. Ev sahibiyle anlaşabilirsek hatta, balkonu cam balkona bile dönüştürebiliyoruz.

Ama kiracı olmaktan sıkılıp, 14 yıl krediye girip ev almanın peşindeyiz.

Çalıştığınız yer sizin değil, ama “dükkan senin, yürü koçum” dendiğinde size, gaza gelip sizinmiş gibi çalışıyorsunuz. Mal sahabı gibi çalışıyorsunuz. Büyük mal sahaplarından Hüsnü Özyeğin bir konuşmasında şöyle dedi: “Bir yönetici, ofisten çıkarken ışıkları kapatmayı düşünmüyorsa, yönetici değildir.” Hüsnü Bey bu sözü yöneticiler için söylüyor ancak çalışanlar için de geçerli. Her neyse.

İşyeri sahibi olmak için, sağa sola borçlanıp sermayeyi pisiğe yüklüyoruz. Halbuki çoğu iş yeri sahibi şunu söyler: “Yüksek maaşlı bir işte çalışmayı tercih ederim. Stopaj var, vergi var, kira var, çalışanların sigortaları vs. vs. vs.”

Neticede bu taşıdığımız can bile bizim değilken, cebimizde taşıdığımız anahtarların sahibi olmaya neden çalışıyoruz? Her şey emanet, emanete dikkat et.

Yazımı Ceza’nın bu veciz eseriyle bitirmek istiyorum. Pek latif.

“Bir gün geberip gideceksin, neyin peşindesin?”

https://youtu.be/Nh1L1UdnGNA

Like what you read? Give Mahmud Sami Erdem a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.