Her şeye ‘yalan’ demekten neden kaçınmalıyız?

Mehmet Atakan Foça
Aug 2 · 7 min read

Bilgi kirliliği, yanlış bilgi, sahte haber, asparagas, dezenformasyon… İşte size internette karşılaştığınız gerçek olmayan bilgiler için yalan yerine kullanabileceğiniz bir sürü kelime. Bu yazı size bir bilgiyi yalan, bilgiyi yayan kişiyi yalancı olarak suçlamadan önce neden tekrar düşünmeniz gerektiğini anlatacak.

Fakat önce kelimenin kendisine ve İngilizce’deki fake ve lie kelimelerinin kullanımındaki tartışmalara göz atalım.

Yalan, doğru olmayan bir sözü ifade ediyor. Birçok kültür ve inanç sisteminde hoş karşılanmayan, söylenmesinin ayıplandığı bir şey. Diğer yandan insanın doğasına özgü, hayatta kalabilmesini sağlayan özelliklere sahip.

Hakikat sonrası olarak anılan çağ ise Ralph Keyes’e göre, yalanın söylenmesinin veya fark edilmesinin hoş karşılanmadığı durumları etkisiz hale getiriyor. Yalan günlük, akademik ve profesyonel yaşama yerleşik bir öğe.

Özellikle Donald Trump’ın başkan seçilmesinden sonra sıklıkla kullanılmaya başlanan fake news , bizde yalan haber olarak karşılanan ifadeyle aynı anlama geliyor. Gerçekliği olmayan, uydurulmuş haberler…

Ancak yayıncılar ve sahte haber üzerine çalışan uzmanlar bu kavramın kullanılmaya devam edilmesinden endişeli. Trump’ın seçilmesinde yanlış bilginin etkili olduğunu duyuran ve fake news ifadesinin yaygınlaşmasına vesile olan BuzzFeed editörü Craig Silverman, bu kavramın ömrünün Donald Trump’ın sevmediği bir muhabire karşı kullandığı anda sonuna geldiğini belirtiyor . (Trump kendisine soru sormak isteyen bir CNN muhabirini “CNN is fake news” diyerek reddetmişti.) Silverman’a göre kavram herhangi bir siyasi tartışmanın aksesuarı haline geldi; dünyadaki diğer siyasi hareketler Trump’ın taktiğini kullanarak kavramı hızlıca içselleştirdi. Fake news, bugün tüm dünyada liderler ve yurttaşların hoşlanmadıkları şeye karşı kullandıkları bir araca dönüştü.

Silverman yanılmıyor. Claire Wardle da uzun süredir fake news ifadesinin tek başına bilgi kirliliği ya da onun deyimiyle bilgi düzensizliği / bozukluğu ortamını anlatmaya yeterli olamayacağını söylüyor. Wardle katıldığı panellerde fake kelimesini sansürleyerek f*** şeklinde ifade ederken, modere ettiği bazı oturumlarda fake diyen her katılımcıdan, masaya koyduğu kumbaraya para atmasını istiyor.

Bu kelimeyle en çok haşır neşir olan ise şüphesiz teyitçiler. En eski teyit organizasyonlarından Snopes, geçen ay bir makale yayımlayarak artık fake news ifadesini neden kullanmadıklarını açıkladı .

Yalan kelimesinin doğrudan karşılığı “ lie” da dünyadaki diğer teyitçilerin tartıştığı bir konu. Örneğin Politifact, bir kişinin kastını net olarak bilemeyecekleri için bu kelimeyi kullanmamayı tercih ettiklerini söylüyor : “Beyanda bulunan kişinin söylediği şeyin doğru olmadığını bildiğini nasıl bilebiliriz ki?”

New York Times, Donald Trump için yalancı ifadesini kullanmaktan çekinmediği bir başlığı attıktan sonra yayımladığı editoryal yazıda kelimenin bir görüşe dayandığı durumlarda değil, gerçeklerin açıkça ortada olduğu zamanlarda kullanılması gerektiğinin altını çiziyor . Kullanılacaksa NYT sayfalarında ‘nadiren’ kullanılması öneriliyor.

Diğer ülkelerdeki bu tartışmalar ışığında Türkiye’de haber medyasında, siyasi tartışmalarda ve tabii ki teyitçilikte yalan kelimesini kullanırken neden temkinli olmamız gerektiğini sıralayalım.

Gücün elinde bir çekiç

Yalan kelimesinin siyasetçilerin elinde bir çekice dönüşmesi Türkiye için yeni bir olay değil. İnternetteki bilgi kirliliği ile alevlenen sahte haber gündemi, nihayetinde hem siyasi tartışmalarda hem de devletin aldığı pozisyonda etkili olabiliyor. Öte yandan Trump’ta olduğu gibi Türkiye’de de siyasetçiler, öte tarafın medyasını yalancı olmakla çekinmeden suçlayabiliyor.

Oysa bir medya kuruluşunu “CNN is fake news” (CNN yalan haberdir) basitliğinde, baştan aşağı yalancı olmakla suçlamak ancak medya kuruluşunun yaptığı yayını sevmemenin bir belirtisi olabilir. Türkiye’deki her medya kuruluşu, ajandasındaki siyasi duruşun lehine sahte haber de üretiyor. Ancak yalan kelimesi siyasetçilerin kapıverdiği ve medyaya karşı kullandığı bir kavram haline geldiğinde, konu ifade özgürlüğüne evrilir. Çünkü buradaki silahlaştırma, gerçekleri ortaya çıkarma arzusuyla değil, medyayı önemsizleştirmek ve basit göstermek amacıyla ortaya çıkar. Nitekim Trump, CNN’i yalan haber olmakla suçlarken ABD tarihinin en çok bilgi kirliliği yaratan siyasetçisi olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu .

Bu yönüyle yalan kelimesinin Türkiye siyasetinde, özellikle seçim dönemlerinde eşsiz bir yeri vardır. 2019'daki yerel seçimler sırasında ortaya çıkan siyasi polemikler de, kavramın siyasetçilerin elinde nasıl kullanıldığını izlemek için, eşsiz örnekler sunar.

Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun hazırladığı bu görsel, siyasetçilerin yalan kelimesini polemiklerinde nasıl kullandıklarına ve bu ifadeyle gerçekleri nasıl çarpıttıklarına çok açık bir örnek. Görsele göre “İBB’nin vakıf ve derneklere yüz milyonlarca para yardımı yaptığı” bilgisi yalan “İBB tarafından hiçbir vakıf ve derneğe nakit yardımı yapılmadığı” bilgisi ise doğru.

Burada “nakit” kelimesi kilit rol oynuyor. İBB’nin vakıf ve derneklere yaptığı yardımın “nakit” olmadığı doğru olabilirse de bu, muhalefetin İBB seçimi sırasında öne sürdüğü iddiaların yalan olduğunu söylemek için yeterli bir kanıt değil. Nitekim “milyonlarca para yardımı yapıldığı” iddiası da yalan denilip geçilecek bir konu değil. Doğrudan İBB’nin Faaliyet Raporu’na dayanan bilgilerde hükümete yakın dernek ve vakıfların İBB tarafından farklı yollarla desteklendiğine dair açık kanıtlar bulunuyor.

Siz de kutudaki boşlukları doldurup hakikat sonrası çağa uygun siyasi bir kurgu yaratabilirsiniz.

Mehmet Tevfik Göksu’nun tweetlerinde kullandığı bu görsel şablon, hakikat sonrası dönemin bir özeti. Siyasetçilerin haklı çıkmak istedikleri polemiklerde, karşı tarafı suçlamak için kullanabilecekleri kusursuz bir görselleştirme örneği. Veriye, detaylı bilgiye ihtiyaç yok. Görmek ve göstermek istenen gerçekliği kutunun içine yazmak yeterli.

Kendinden olmayana atılacak bir taş

Yalan ve yalancı kelimeleri, taraftarı olmadığımız bir fikri veya karşı kampta kalan bir kişiyi kolayca hedef gösterebilmek ve genellemek için kullanışlıdır. Çünkü içinde bulunduğumuz çağda birine “ yalan söylüyorsun” denirken, aksini ispatlama yükümlülüğü de yalan söylemekle suçlanan kişinin ya da grubun omzuna bırakılır. İddia sahibinin iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu antik kural bu çağda çalışmaz. Yalan söylemekle itham edilen, yalan söylemediğini kanıtlama sorumluluğu altına sokulur.

Bir diyalogda dile getirdiği iddia çarpıtılmış ya da en basitinden abartılmış bile olsa, kişi yalan söylemekle suçlanır. Oysa yalan, daha karmaşık, kurgu gerektiren, daha da önemlisi zeka ve sabır gerektiren bir faaliyettir. Çünkü yalancının , açığa çıkmaması devamlı çaba sarf etmesine yeni yalanlar üretmesine bağlıdır.

Yalan ifadesi beğenilmeyen, eleştirilmek istenen ve kamuoyu gözünde yıpratılmak istenen taraflara atılan bir ithamdır. Kamu kurumları ve şirketlerin yaptığı açıklamaların vazgeçilmezidir. Her açıklama mutlaka itham eden kişileri yalancı ve iftiracı olmakla suçlayarak, söz konusu iddialardaki gerçeklik payını da yok sayar.

Kavramın en önemli işlevlerinden biri de budur. ABD’li filozof Michael Lynch İnternet Üçkağıtçılığı başlıklı yazısında kamuoyunun kafasını karıştırmak için doğru ve yanlışların harmanlandığını söyler. Yalan kelimesi, bu tarz öykülerde gerçeklik payı taşıyan ancak çarpıtılmış veya abartılmış konulardaki doğruluk paylarını yok sayar. İddia, bütün olarak yalan dır. Gerçeğin izleri örtülür.

Genellemenin çekiciliği, basite kaçma tuzağı

Kasta dair niyet okuma, hata yapan bir kişinin hatasını düzeltmek yerine karşı saldırı geliştirmesine neden olabilir. İnternetin yarattığı dikkat dağınıklığı, araştırma süreçlerinin uzunluğu ve tabii tembellik, insanların hata yapmasına veya yanlışa düşmesine yol açabilir.

Teyitçiler insanların sosyal medyada paylaştıkları şeyin yalan olduğunu ifade ederek o kişileri gerçeklik arayışına sürükleyemez. Ancak suçlandıkları için kızan, hata yaptığını kabul etmeyen ve kendi görüşüne geri dönüşsüz bir şekilde sarılan kullanıcıların ortaya çıkmasına sebep olur.

İnternetteki her yanlış bilginin kasti olmadığı aşikar. Yanlış anlama, kulaktan dolma bilgilere hızlı inanma gibi eğilimler yanlış bilginin yayılmasına sebep olabilir. Patlama, saldırı gibi toplumsal felaketlerin yaşandığı dönemlerde yayın yasaklarının da artışıyla, kamuoyunun doğru bilgi edineceği kaynaklar azalır. İnsanlar haberi etraflarındaki dedikodu ağlarından almaya başlar. Bilgi bu ağlarda daha yavaş yayılır ancak yıpranma ihtimali çok yüksektir. Korku ve güvensizlik içindeki insanların duydukları şeyi yanlış anlama eğilimleri de artar. Böyle bir çaresizliğin içine düşmüş kişileri yalancı olarak suçlamak insani değerleri de yok saymak demektir.

Yerel seçimlere kısa süre kala ortaya çıkan bu manşet ile ilgili Teyit’in yaptığı çalışma eleştiri konusu olmuştu. Söz konusu iddianın yanlış olduğunu analiz etmiş , atılan tweetin ‘yanıltıcı başlık’ olduğunu duyurmuştuk . Kullanıcılar, habere yalan demediğimiz için bize kızmıştı.

Hürriyet’in kullandığı bu manşet, siyasi kutuplarca yalan olarak nitelendirilebilir. Ancak konuya mesleki ve teknik bir açıdan yaklaşan Teyit gibi organizasyonlar için böyle bir siyasi saldırı kurgulamak mümkün değildir. Çünkü adını doğru koymak gerekirse, iç metinde herhangi bir yanlış bilgiye yer verilmeyen ancak başlığı kullanıcıyı yanıltmaya, onu aldatmaya özgülenmiş bu haber yalan olarak nitelendirilemez. Hürriyet açısından, başlığın kasten bu şekilde atıldığı; meslek etiğine, okurla kurduğu saygı ve güven ilişkisine büyük bir hasar verdiği kaçınılmaz bir gerçek. Fakat Hürriyet’i yalancılıkla suçlamak ancak ve ancak meseleyi siyasi bir kamplaşmaya taşımaya vesile olur ve yalan kelimesinin popülerleşmesine katkı sağlar.

Bu örnekle yine Hürriyet’te 2017 yılında yayımlanan “Uzaya maymun gönderdiler” sahte haberini önem skalasına yerleştirsek, iki haber de skalanın bir ucunda yer alır. Sezai Temelli’nin ve içinde bulunduğu siyasi hareketle birlikte, yerel seçime giren bir grubun hedef gösterildiği ve demokratik süreçlere zarar verme ihtimali olan sahte bir haberin, uzaya gönderilecek maymuna göre çok daha ciddi bir vaka olduğu şüphesiz. Ancak her ikisini de yalan olarak etiketlediğimizde, hem kavramı basitleştirmeye hem de ciddi sonuçlara yol açabilecek sahte haberleri önemsizleştirmeye başlarız. Bu nedenle sahte haberleri ayrıştırabileceğimiz bir terminoloji kullanmalı, sahteliğin nerede olduğunu kullanıcının zihninde belirginleştirebileceğimiz tanımlarla hareket etmeliyiz. Bugüne dek yayımladığımız iki yazı; Yanlış bilginin en yaygın 7 türü ile Yanlış bilgi içeren videoları tanımlama rehberi hem kullanıcılar hem de teyitçiler için bir yanlış bilgiyi yalan olarak genelleştirmekten daha iyi bir çerçeve sunar. Kasta dair yorum içermeyen, politik bir silah haline dönüşmeyen ve en önemlisi sorunun adını doğru koyan tanımlar, doğru çözümler üretmenin yolunu açar.

Size ve çevrenizdekilere zarar veriyor: Her şeye ‘yalan’ deyip durmayı acilen bırakmalısınız!

  • İnternetteki yanlış bilgi sorunu, tek bir kavramla anlaşılamaz.
  • Siyasetçilerin elinde çekice dönüşen bu kavramı popülerleştirmek ancak siyasetçilerin elini güçlendirir.
  • Genellemek için kullanılan her kavram gibi yalan ifadesi de bizi, sorunu doğru tespit etmekten uzaklaştırır. Genelleştirmek, sorunu basitleştirir ve çözümü zorlaştırır.
  • Yalan ifadesi, bir siyasi saldırı mekanizmasına dönüşmüştür.
  • Basit hataları yalancılıkla işaret etmek, hataların düzeltilmesinin önüne geçer. Etki tepkiyi yaratır.

Originally published at https://teyit.org on August 2, 2019.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade