İngiltere Güncesi/Amine Yılmaz

Temmuz 2016 AB&Ulusal Ajans Erasmus + Okul Eğitimi Personel Hareketliliği Projesi

17.07.2016

Pazar

İngiltere macerasının ilk günü… Çok büyük endişeler, korkular, planlar ,emekler sonucunda ilk günümüzü bitirdik bile.

Bu seyahatin çok zor olacağını, dilini çat pat bildiğim bir ülkede nasıl iletişim kuracağımı düşünmeden edemiyordum. Ama yola koyulunca kafamdaki tüm sorunlar bir bir çözüme kavuştu. Önce havalimanından arttırılan güvenlik önlemlerinden aranıp geçtikten ,uzun sıralarda bekledikten sonra uçağa binebildik. Yaklaşık üç buçuk saatlik yolculukla Manchester Havaalanı’na vardık. Manchester’ı gökyüzünden görmek çok etkileyiciydi. Benim için yaptığım ilk yurt dışı gezisi olması bu etkileyiciliğin sanırım ilk nedeniydi. Ama alabildiğine yeşil şehir ve masmavi gökyüzü mükemmel bir manzara ortaya çıkarıyordu. Benim gibi yeşilin ve mavinin her tonuna aşık bir insan için bu manzara gözlerimin içini güldürmeye yetmişti.

Havalimanında o meşhur soruyu heyecanla bekliyordum:”What is your purpose of visit?(Gelme nedenin nedir?). Tabi az bildiğim İngilizce’yle kafamda birkaç cevabı hazırda tutuyordum. Türkçe düşünen, Türkçe konuşan, Türkçe gülüp Türkçe sitem eden bir insan için konuşmalarını önceden tasarlamanın iyi olacağını düşünmüştüm. Ama düşündüğüm gibi bu soruyu bireysel olarak sormadılar. Grup olarak Kerem Hoca’nın cevap vermesi yeterli olmuştu. Sorunsuz bir şekilde burayı da atlattıktan sonra sıra geldi yolculuğun asıl durağı Scarborough’a. Tren biletimizi alıp kısa bir otobüs yolculuğuyla tren istasyonuna geldik. Otobüste en dikkat çekici şey tabi ki şoför koltuğunun yeriydi. Trafik burada Türkiye’nin aksine sağdan değil soldan akıyor. Dolayısıyla şoför koltuğu da sağda. Bu durum size öyle garip geliyor ki otobüse oturduğunuzda gayriihtiyari “Aa şoför koltuğu nerede? Yok ki.” gibi bir tepki bile verebiliyorsunuz. Gözleriniz camdan görünen o farklı dünyayı seyre başlıyor. Çok eski ve birbirinin aynı yapılar sizi tarihinin içine alıyor. Yapılar, yollar, binalar cetvelle çizilip yeri önceden kağıt üstünde planlanmışçasına düzenli. Evlerin istisnasız hepsi aynı mimariye sahip ve kırmızı tuğlalarla yapılmış. Yapılar çok eski olmasına rağmen bugünlere kadar korunmuş. Bütün bu eski binalar aktif olarak kullanılır durumda.

İnsanlar çok sempatik. Hepsinin yaptığı işten çok mutlu olduğu hissediliyor. Trendeki kondüktörden tutun da havalimanındaki güvenlik görevlilerine kadar herkes mutlu. Bir saat yolculuğun ardından nihai durağımıza varıp dinlenmeye çekiliyoruz. Yarın bizi nelerin beklediğine dair heyecanlı bir bekleyişin sonunda günü sonlandırıyoruz.