Milli Orduya Kumpas” Dalaveresi ve Bazı Hususlar

Ergenekon davaları esnasında "Millî Orduya Kumpas" diyerek TSK’nin "ABD eliyle tasfiye edildiğini" söyleyenler vardı.

Oysa tutuklanan subayların çoğunluğu emekli idi. Görevde olanlar ise sayı bakımından hem az hem de askerlik sanatı haricinde işler yapmak ve bunu da kabul edip “öyle ama sor niye?” diye savunmaya çalışanlar idi.

Bunu yayan ekip, 9 Mart Cuntacıları idi; kökleri oradan geliyordu.

Kemalist olduğunu söyleyen bu tutuklu güruhun ekserisi de içerdeyken veya tahliye olduktan sonra İP-VATAN PARTİSİ’ne katılıp, aslında tüm iddianamelerin doğruluğunu delile gerek kalmadan zımmen itiraf etmiş oldular.

[Devlet içindeki cemaatlerin üyelerinin kendi anlayış ve inançlarını “kapı”da bırakmaları şartıyla memurluğa devam edebileceklerini, aksi halde “süpürüleceklerini” söyleyen böylesine cüretkar 9 Martçılara, AKP içinden bazı “denyolar” da üstelik 15 Temmuz etkinlikleri çevresinde yaptıkları konuşmalarla destek veriyor. “Devletin dini olmaz, fertlerin olur, laiklik budur” aptallığıni çok matah bir şeymiş gibi her yerde söyleyenler içinde bulunan bu AKP’liler, “hadim devlet” anlayışında eğer musırr iseler, “Kemalist” olan birinin TSK içinde yer almasını nasıl açıklar?! Yoksa, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İlkeleri” filan mı diyecekler? Derlerse “devletin dini olmaz” lafı, Din de bir inanç, Kemalizm de, Liberalizm de, Komünizm de genel anlamda, sadece “İslam’a” mı tatbik ediliyor? “İmamına” bağlı memur-asker ile “papazına” veya “M.K.’ine” bağlı olan arasında fark VAR mı yoksa?! ]

“Millî Orduya Kumpas” vaveylacıları daha Silivri-Sincan’da sakinlerken “intikam yeminleri” etmişlerdi. Çıktılar ve yemin etmeye devam ettiler, malum.

Çıkışları zaten 17/25 ile oldu.

Denize düşenin sarıldığı “çıyan” oldular, bir nevi ve bu sebeple de “ne istedilerse aldılar” onlar da!

Yargı Birlik Grubunun büyük kısmı onlardan oluşturuldu ve “adalet bürokrasisine” sızdılar. Barolar içinde yine, öyle.

Atılan hakim ve savcılarin yerine bunlar getirildi mesela önemli davalarda.

Allah’a şükür ki yeni alınan hâkim ve savcılar arasında pek yoklar; yani sadece eski konumlarına eksik te olsa gelebildiler ancak, fazlası pek yok.

İç ve dış işlerinde etkin oldular ama.

Bunlar ve 28 Şubat’ta kendileriyle işbirliği içinde bulunan Demirel’in Yetimleri, bu iki önemli birimde, politika kuracak kadar ve hükümete “u dönüşü” yaptıracak kadar tesir sahibi oldular.

One Minute” gibi bir STRATEJİK KARŞI ÇIKIŞ, Mavi Marmara davasının “imha edilmesi” ile yere çalındı.

Rus savaş uçağının düşürülmesi de…

Ve işin garip tarafı (daha 2016 bitmeden tivitlerle bunu yazmıştık) Yurtta Sulh Konseyi Bildirisi’nin özellikle “dış ilişkiler” kısmının, kendisine yapılan 15 Temmuz Darbesi’nin hemen ardından AKP eliyle bunların gerçekleştirilmesi!

Devletin içinden tüm cemaatleri söküp atmak”tan bahseden 9 Martçılar, daha yeni “yargı altın çağını yaşıyor Cumhuriyet düşmanları tıkılıyor içeriye” demeye de başladılar.

28 Şubat Tutsaklarınin hala içeride olmaları, geçen hafta HÜDA-PAR idarecilerine Mustazaf-Der üzerinden üstelik 2011’de açılan bir dava üzerinden örgüt cezası verilmesi, pek Ak Parti’nin işi değildir herhalde.

Çıyan”lık işler bunlar!

15 Temmuz’a günler kala ve ama “kutlama etkinlikleri haftası” başlamışken, durum bu.

&

Başa dönelim.

“Milli Orduya Kumpas” deniliyordu.

“Çıyanlar”, yukarıda kabaca yazdığımız sızmaları ile, 15 Temmuz’dan bu yana (darbecidir, değildir tartışmasına hiç girmiyorum, “görüntüyü” yazıyorum sadece) TSK’nin general, amiral, albay seviyesinin üçte ikisini tasfiye ettiler, içeri tıktılar, hâkim ve savcıların yarıdan fazlasını attılar; atılanların çoğu da cezaevlerinde!

Sadece bu “tasfiye görüntüsü” ile bakarsak, kim acaba “Milli Orduya Kumpas” kurmuş, hatta Devlet’e kumpas kurmuş oluyor, eğer ölçü Ergenekon’daki tutuklama sayısı ise?!

&

Hem Ergenekon hem de Gülenistler darbecidir.

Ülkeyi biri eski sistemde tutmaya öteki de “abdest aldırarak dönüştürmeye” çalışan ve bu uğurda da yapmayacakları “kumpas” olmayan iki lanetli güruh.

Şehitler!

Vatanım!

Söz sana ikisini de, işbirlikçilerini de SÜPÜRECEĞİZ!

Söz size!

12 Temmuz ’17