Sosyal Medyanın Teröre Etkisi

Belki konu başlığı olarak terörün sosyal medyaya etkisi olması gerektiğini düşünebilirsiniz ama işin farklı olduğunu size göstermek istiyorum.

Malum terörizm olayları dünya genelinde son yıllarda fazlasıyla arttı. Son zamanlarda ise terörün bombalı saldırı konumu Türkiye olmuş durumda.

Amacım bu saldırıların sebepleri hakkında konuşmak değil. Zira böyle bir konuyu şuanda kimsenin objektif bakarak değerlendireceğini sanmıyorum.(Kendi görüşüm bu yanda. Sebebi ise çok fazla tarafın olması...)

Konumuz sosyal medyanın teröre etkisi;

Son yıllarda başta Arap Baharı olmak üzere, Ukrayna ve Gezi olaylarının bugün var olmasının en büyük, belki tek aracı sosyal medyaydı.

Sosyal medyanın bu gücünün varlığını unutmadan terör olaylarında nasıl kullanılabileceğini tahmin edelim.

Son günlerde Ankara'da ve İstanbul'daki İstiklal patlamasında sosyal medyada dikkatimi çeken bir durum benim bu yazıyı yazmama sebep oldu.

Terörist eylemlerin amacı, terör kelimesinin kök manası olan "korku" yayma üzerinedir. Herhangi bir olayı düzeltme amacı taşımayan bu eylemler tamamen birileri tarafından, akli muhakeme iradesi zayıflatılmış ama bazı noktalara karşı aşırı hassas veya hassaslaştırılmış kişilere ve gruplara yaptırılır.

Korkunun yayılması için ise yapılan eylemin duyurulması lazım.

Daha önce bir çok kez tanık olmuşuzdur. Bir çok grup yaptığı kanlı eylemi birilerini korkutmak ve kendi varlığını kanıtlattırmak için eylemin video kaydını hazırlayıp medyaya ya da ilgili yerlere servis ederdi. Son yıllarda DAEŞ terör hareketinin yaptığı işleri başta Twitter olmak üzere sosyal medya üzerinden servis etmesi gibi.

Sosyal medyanın çok hızlı hareketi ve yüksek kullanıcı kitlesi artık televizyon, radyo ve gazetelere ihtiyaç bırakmadı. Normal bir kişinin yüz binlerce takipçisi olabiliyor. Bu takipçilerine kişinin yaptığı bir paylaşım milyonlarca etkileşime ulaşabiliyor. Olumlu bir bilgi ise milyonlarca olumlu düşünceye, olumsuz ise milyonlarca olumsuz düşünceye sebep olabiliyor.

Ülkemizdeki son zamanlarda yaşanan saldırılarda meydana gelen, normal şartlarda insanların bakamayacağı korkunç görüntüleri aynı şekilde iyi niyetle veya kötü niyetle paylaşmak aynı sonucu veriyor. Büyük bir korku...

Kimse çıkıp ben başkasının düşüncesinden ya da hareketlerinden etkilenmiyorum diyemez. Çünkü sosyal bir varlık olan insan çevresiyle gelişir ve şekillenir. Birbirimizi takip edip aynı sözleri söyleriz.

Evet sosyal medya terörün de yani korkunun yayılmasında etkili oynuyor.

Bunun yanında ülkeyi dışarıya güvensiz gösterme, insanların da olumsuz bakmasına sebep oluyor.

Bana göre aşırı dikkat edilmesi gereken bu konunun çok büyük sorumluluklar getirdiğine de inanıyorum.

Zira saldırıların engellenmesini isterken saldırıların artmasına da sebep olunduğu kanaatindeyim.

Nasıl mı?

Her eylemin ardından yapanlar, hiç bir çaba sarf etmeden yaptıkları eylemin en korkunç görüntüleri bütün ülkede insanlar tarafından veya medya kanalları tarafından servis ediliyor. Sadece görüntü değil aynı zamanda korkularını dillendiriyor ve ülke halkı adına zafiyet gösteren hareketlerde bulunuluyor ve bir çok kişi tarafından paylaşılıyor.

Oluşan korku atmosferini yakalayan teröristler halkın nabzını yoklayabilir duruma gelmiş. Bir sonraki eylemi hatta yerini dahi çok rahat ayarlayabiliyorlar.

Kısacası bilgisayar başında bir strateji oyunu oynar gibi hamlelerini planlayıp yapabiliyorlar. Bunun sebebi ise onlara bilgi kaynağını eliyle veren halk ve medya.

Kimin hangi sebepten bu yayılmaya alet olduğuyla ilgilenmiyorum. Sadece bir vatandaş olarak sonucun bizi buraya sürüklediğini söylemek istiyorum.

Bireysel hareketler hiç bir zaman sistemsel veya takım hareketinin yanında başarılı olamaz. Kendi ferdi hissiyatını başkasının sistemine kaptıran kişi, ister istemez o sistemin yürütülmesine alet olur.

Belki birileri bu durumu ilgisiz kalmakla itham edebilir. Teröristlerin eylemlerine yardımcı olmaktan ve korku atmosferi oluşturup bütün halka hayatı zehir etmekten iyi değil mi?

Hem terörist sisteme yardımcı olmaktansa, devletin sistemine yardımcı olmak bize daha çok yakışmaz mı?

En önemlisi durum değerlendirmesi yapmak için duyguların değil mantık ve aklın hakim olduğu bir ortama ihtiyacımız var. Bütün bu sebeplerden sosyal medyayı en çok kullanan ülkelerin başında olan ülkemizde birde biz kendimize zulüm etmeyelim.

Avrupa'nın göbeği denilen Fransa'da yapılan eylemleri hatırlıyorsunuz. Birlik ve beraberlik halk arasında ve medyada orada nasıl oluştuysa bizde de oluşması hatta daha hızlı ve daha güçlü oluşması gerekmez mi?

Dışarıdan birileri Türkiye halkı davranışları nasıldır diye sorduğunda; sosyal medyayı çok kullanırlar ama olumsuz kullanırlar diye cevap almaları fazlasıyla acı olur. Şuan bu durumdayız.

Yayın yasakları konusu da bu noktalar göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Yasak kelimesi bilinçaltına faklı şekillerde işlenmiş insanlarda inatlaşma ve terstleşmeye sebep olabiliyor. Bu şekilde algı ile yaşamaktan çekinmeliyiz.

Hissiyatlarınızı öldürmeyin ama sosyal medyada at koştururken dikkatli olun. Bütün olay bu!