Enes Ünal, “Harika çocuk” olduğu konusunda haklı olmak için hazır.

Twente’de kiralık olarak oynayan golcü, bu sezon parladı ve birçok yurttaşına göre zor bir karar olan denizaşırı ülkelerde ustalaştı.

Freddy Adu, Federico Macheda, Giovani dos Santos: Futbol dünyası, bu isimler gibi, bir türlü beklenen seviyeye yükselemeyecen genç yıldız adaylarıyla dolu. Buna rağmen istisnalar da var ve Manchester City bunlardan birisini bulmak üzere olabilir.

Enes Ünal, Guardian’ın 2014'te yayınladığı ‘Gelecek Jenerasyon’ listesindeki en çok gelecek vaat eden Türk isimdi. Şimdi 19 yaşında olan futbolcu, Arda Turan’dan beri en heyecan veren isim.

Sezona Twente’de kiralık olarak devam eden Enes, tüm kulvarlarda 14 gol attı, 3 de asist yaptı. 4 Marttaki Williem II maçında attığı 12. gol ile, Colin Kazım’ı geride bıraktı ve Eredivisie tarihinde en çok gol atan Türk futbolcu konumuna yükseldi. İdol olarak kendisine Ibrahimovic’i seçen Ünal, bir wonderkid’in tüm özelliklerini barındırıyor. İmaj olarak Johnny Depp’e benzetilen Enes, Bursaspor rezerv takımında oynadığı 110 maçta 182 gol atarak onlarca gözlemci ekibini imza için peşinden koşturdu. Aynı zamanda genç oyuncu, hızla A Milli Takım’a yükselmeden önce, U16 milli takımda 25 maçta 24 gol atmıştı.

1 Ağustos 2013'te Bursaspor A takımına terfi edilen Enes Ünal, o gün oynanan maçta Galatasaray’a attığı golle, Türkiye Liginde gol atan en genç oyuncu unvanının sahibi oldu. 2015'te Manchester City’ye transfer olan Enes, ilk sezonunu Genk’te kiralık olarak geçirdikten sonra, önce Hollanda 2. Ligi’nde NAC Breda’ya kiralandı ve sonunda Enschede’ye (Twente’nin bulunduğu şehir) ulaştı. “Twente şu an doğru yer.” diyor genç futbolcu, “Düzenli olarak oynuyorum, büyük bir ligde tecrübe kazanıyorum.”

Türkiye’de orta sıralarda bulunan Bursaspor’dan Premier Lig kulübüne transfer olmak, üzerine çok fazla düşünmeden kabul edilmesi gereken bir durum gibi görünse de, ancak birkaç Türk futbolcu Süper Lig’den ayrılıyor. Ülkelerinde haftanın 7 günü 24 saat boyunca ilgi görüyorlar. Onlar, astronomik maaşlarıyla ünlü sanal yıldızlar. Büyük çoğunluğu aynı ilgi ve parayı başka hiçbir bir yerde asla göremeyecekler.

Bu size biraz klişe olarak gelecek ama Türkiye’de futbol gerçekten bir delilik. Sadece futbola ait olan günlük gazeteler çıkarıyorlar. Televizyonlar saatlerce hakemin her kararını inceliyor ve vahşi komplo teorileri üretiyorlar.

Yurt dışına çıkmak, genç ve başarılı bir futbolcu için risktir. Ünal büyük bir kumar oynadı. 3 büyük İstanbul takımı veya Trabzonspor ile kârlı bir anlaşma yaparak, yerel bir süper yıldız olabilirdi. Kolay yolu seçmenin dezavantajı, bu oyuncuların potansiyellerine nadiren ulaşabilmesidir.

Krallar gibi davranılan, milyonlarca lira para verilen bu futbolculara, asıl ihtiyaçları olan kişisel gelişimi teşvik etme konusunda özenli davranılmıyor.

Zaten “en iyi” iken neden daha çok gelişmeye odaklanılır ki? Bir menajer olarak kendi ülkesinde kısa vadede daha çok şey yapabilecekken neden yurt dışına gönderme çabasına girilir?

Eredivisie, Romario, Ronaldo ve Ibrahimovic’in gelişimine yardımcı oldu, ancak onların ligi bu değildi. Jozy Altidore, Vincent Janssen ve Bas Dost bu ligde golcü bir profil çizdiler fakat aynı başarıyı İngiltere ve İspanya’da gösteremediler.

Ancak bu noktada, Ünal’da özel bir şeyler var. Biçim olarak Ibrahimovic ile benzer boy yapısına sahip. Ölümcül bir bitirici ve çok güçlü. Menajeri Batur Altırparmak’a göre, daha çok Edinson Cavani ve Diego Costa’ya daha çok benzerlik gösteriyor.

Ünal, iki ayağıyla da gol attı Kafasıyla, ceza sahası içinden-dışından ve serbest vuruştan da goller buldu. Genç yaşlarındaki bir oyuncu için oldukça olgun bir kişilik. İngilizce dersleri alıyor ve kişisel gelişim, psikoloji ve politika hakkındaki kitaplar için vahşice bir iştaha sahip. Diğer aşkı ise müzik. Özellikle R&B.

Onda Mario Balotelli antikalığı yok. Katıldığı birkaç tartışmada dahi büyük takdir topladı. Heerenven karşısında takımına kazandırdığı penaltıda kendisini yere atmakla suçlandı ve hatasını kabul ederek özür diledi.

“Pozisyonun tekrarını izledikten sonra kalecinin bana müdahalesi olmadığını anladım. O anda kalecinin müdahalesi olduğunu düşündüm, eğer öyle olmadığını bilseydim hakeme bunun bir penaltı olmadığını söylerdim. Bir hata yaptıysam özür dilemek istiyorum. Her şey birkaç saniye içerisinde oldu. Gerçekten bana müdahale ettiğini düşündüm.”

Ünal’ın City’de birinci sınıf bir yer kazanabilmesi için bir yol var; Pep Guardiola ile oynayabilmek için tekniğini geliştirmek zorunda!

Üç yıl önce daha Manchester’a taşınmadan, tüm ailesinin City’yi desteklediğini açıklamıştı. City’nin 2012’de kazandığı şampiyonluğun ardından Enes, “Evde annem dahil herkes M.City’li olmaz böyle şey ya” Tweetini paylaşmıştı.

Onu, City forması altında izlemek isteyen seyirciler bir süre daha beklemek zorunda. Enes Ünal, mevcut Futbol Federasyonu kuralları uyarınca, çalışma izni almak için en az 21 yaşında olana kadar beklemek zorunda kalacak.Yeteneklerini geliştirebileceği bir yere gönderilme ihtimali var veya daha önceki 12 aydaki oynama yüzdesini bulması şartıyla Türkiye’de oynama şansı…

Şimdiye dek her engelden kurtuldu ve kendini uluslararası sahnede kanıtlayarak Premier Lig’e doğru bir adım daha atacağını ve ‘wonderkid’ etiketinin hakkını verdiğini ispatladı.

Bu yazı, Emre Sarıgül’ün the guardian’da paylaşılan yazısından çevrilmiştir. Yazının orijinaline ulaşmak için;