Öğrenci Gözünden YKS Hazırlık Kılavuzu: Tavsiye ve Deneyimler-2
(önceki yazının devamı)
6) Türkçe ve Sosyal Bilimler, SÖZEL dersler nasıl çalışılır(özellikle SAYISALLAR için)
Derece yapmak isteyen bir sayısalcı için Türkçe ve sosyalin önemi her daim vurgulanır. Özellikle Türkçe konusunda bu çok doğrudur.
Türkçe
Bu süreçte Türkçe için sadece dil bilgisi sorularını çözdüm ve o konuları oturttum. Paragrafları ise deneme sınavlarıyla hallettim. Eğer iyi bir okuma düzeniniz varsa zaten kuvvetle muhtemel paragrafta sıkıntı yaşamazsınız; fakat eğer en çok yanlışı hep buradan çıkarıyorsanız bir paragraf soru bankası edinmenizde fayda olabilir.(kaynakları aşağıda belirttim)
Bunun dışında Türkçe’de en büyük taktiğim, soruların 1 kerede okunup çözülmesidir. Bunu tarih için de öneriyorum. Çünkü bu gibi derslerin asıl noktası çeldiricilerdir ve 2.okumayı yapar, soruyu didiklerseniz büyük oranla çeldiriciye kapılırsınız. Zaten sonrada değiştirilen cevapların genelde doğru çıkmadığı malumunuz.
O nedenle problem çözer gibi soruyu okurken çözmeye çalışın.
Bunun için de soru tipine göre çözüm yolu geliştirmeniz gerekiyor. Mesela direkt YouTube kanalımda açıklamalı çözümünü yaptığım 2018 TYT’den bir örnek vereyim:

Mesela bu soruda, videoda da görebileceğiniz üzere, önce soru kökünü okumuşum. Ardından öncülleri inceleyip anahtar kelimeleri belirlemişim ve sonrasında metni bu anahtar kelimeler ışığında okumuş, öncülü destekleyen bir şey bulduğumda metni okurken öncülün yanına “tick” atmışım. Böylece parçayı okumam bittiğinde soru da çözülmüş olmuş.
Bunun gibi sorudan soruya değişen okuma tipleri yapmanız gerekiyor. Bazı sorularda mesela önce paragrafı okumanız gerekir veya bazılarında bir şık bir paragraf geçişli okuma yapmak mantıklıdır.
Son bahsettiğim şık-paragraf geçişli okumayı yine TYT 2018'den örneklendireyim:

Mesela bu soruda da önce soru kökünü okumuşum, ardından şıklara bakmışım ve paragrafta o numaralı cümleyi okumuşum. Sonra diğer şıkka bakmışım ve paragraftaki ilgili bölümüne giderek atlamalı bir okuma yapmışım.
Bundan sonra Türkçe sorusu çözerken soruya özel okuma yapmaya özen gösterin ve her soruyu bir kerede halletmeye çalışın.
EKSTRA ÖNERİ: Türkçe testini ideal çözme süresi bence 25–40 dakika arasıdır. 25 altına inebilir fakat bence 40 dakikanın üzerine çıkmasa iyi olur. Böylece hem sınavı kontrole dahi vaktiniz kalabilir hem de matematiğiyle, feniyle daha çok uğraşabilirsiniz.
Sosyal Bilimler
Bir sayısalcı olarak sosyal bilimlere, mevcut hakimiyetinize göre yaklaşmanızı öneririm. Eğer zaten sosyal derslerini iyi dinlemiş ve yazılı sınavları öncesi iyi çalışmışsanız son sınıfta denemelerle halledebilirsiniz sosyali. Ben mesela soru bankası bitirmeyi denemiş fakat diğer sayısal derslerden eksiğim olmamasına rağmen içimi rahat ettirememiştim sözel kitapları çözerken. O nedenle kitapları baştan sona bitiremedim. Yalnız 12.sınıfın ikinci dönemi bir YGS sosyal bilimler denemesi edindim ve onu baştan sona çözdüm. Hatalarımı da analiz edip hocalarıma danıştım, ardından yapamadığım sorulardan eksik olduğumu düşündüğüm konuları tekrar ettim.
Eğer hiç temeliniz yoksa muhtemelen ya sosyali gözden çıkarmışsınızdır -ki bu olmasını hiç tavsiye etmediğim bir yaklaşım- ya da başlamak istiyorsunuzdur fakat korkuyorsunuzdur. Ne de olsa insan yaptığı şeyi yapmak istiyor ve yapamadığı şeylerden kaçarak kendini kandırıyor.
Böyle bir hâldeyseniz öncelikle hiçbir şey için geç olmadığını hatırlayın. Ardından eğer 12.sınıftaysanız ve birinci dönemi bitirmek üzereyseniz ayrı ayrı alan denemeleri alıp çözebilirsiniz. Eğer zamanınız bolsa soru bankası üzerinden de ilerleyebilirsiniz. Her şeyden önce ÖSYM’nin geçmiş senelerde sorduğu soruları inceleyin.
Tarihte mesela boşu boşuna yıl ezberi vs. yapmayın. Genelde olay akışlarını, neden-sonuç ilişkilerini öğrenin. Ayrıca soruları didiklememeye özen gösterin. Çünkü çok fazla düşünürseniz çeldiricilere gidebiliyorsunuz. En iyisi biraz da işi içgüdüye bırakmak-özellikle öncüllü sorularda.
Coğrafya için dünyanın hareketleri, iklim, sıcaklık, enlem ve boylamlar gibi çok temel konular var. Bunları iyi öğrendiğinizden emin olun.
Felsefe içinse empirizm, sofizm, rasyonalizm gibi akımları ve temel savunucularını öğrenin. Mesela 2018 TYT’de bir felsefe sorusunda doğru yanıtı temsilciden veya akımdan çıkarabiliyordunuz. Düşünün ki doğru bilme olasılığınız 2 katına çıkıyor akımların temsilcilerini de bilirseniz.
Din için konuşmak gerekirse: Genelde yorum ve çıkarım ağırlıklı soruların yanında belki bir tane terim sorusu soruyorlar fakat terimler aşina olduğumuz terimler oluyor.
Ben yine de hem sınav için hem de onun öncesinde doğar doğmaz nüfusumuza işlenen, inandığımız din İslam’a ve diğer semavi olan ve olmayan dinlere hakim olmak için vahye dayalı olan veya olmayan dinlere ve İslam’ın mezheplerine; ayet, sure, cüz, mukabele, tefsir, meal, tercüme gibi Kur’an-ı Kerim kavramlarına; mekruh, haram, farz gibi eylem kavramlarına; Allah’ın sıfatlarına; salih amel, takva, tevekkül gibi genel kavramlara; 4 temel dini kitaba ve peygamberlerine; peygamberlerin sıfatlarına; namazın ve abdestin farzlarına; mizan, mahşer, araf gibi ahiret kavramlarına ve vakfe, tavaf, ihram gibi hac kavramlarına bakmanızı öneririm.
7) Kaynak tavsiyeleri

Bunlar benim 12.sınıf sürecinde tercih ettiğim kaynaklar. Gördüğünüz üzere çoğu YGS ve LYS kitapları. Eğer yeni alacaksanız tabii ki YKS kitaplarını tercih edebilirsiniz yalnız burada şöyle bir ayrım yapmayı doğru buluyorum.
- TYT özelinde konuşmak gerekirse matematik ve fen dışındaki Türkçe ve sosyal bilimler alanlarında büyük soru mantalitesi değişimleri göremedik. Yani TYT matematik için YGS’dense TYT kaynağı almanız benim tavsiyem olur. Onun dışında Türkçe ve Sosyal Bilimlerde içiniz rahat olsun. YGS kaynaklarını gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
- AYT’de ise durumlar biraz farklı. Matematikte LYS ile benzerlikle söz konusu fakat ekstra olarak birçok konunun sentezlendiği, yoğun sorular da mevcut. Yine de LYS kitabını kullanabilirsiniz. Fende ise değişen çok şey olduğuna inanmıyorum. Elinizdeki LYS kitapları fazlasıyla iş görecektir.
Kısaca, TYT Matematik ve biraz da fen dışındaki alanlarda YGS-LYS kitaplarıyla devam etmenizde ben bir olumsuzluk görmüyorum. TYT matematikte ise güncel soru tipli bir kaynağın sizi çok daha fazla tatmin edeceği inancındayım.
TYT-AYT Matematik
- Ne kadar uzun problemler o kadar iyi hazırlık ve konsantrasyon diye düşünün. Sizi çok zorlayan kitapları almadan önce bir daha düşünün. Tabii ki öldürmeyen acı güçlendirir fakat bazı TYT kitapları, nam salmak adına öldürmeyen acının dozunu kaçırıyorlar. Bu da dersten soğumaya ve “Yapamıyorum işte!” gibi düşüncelerin oluşmasına zemin hazırlıyor. O nedenle TYT’nin kilit noktası olan matematik için rasyonel kaynaklar almanızı tavsiye ediyorum. Birçok yeni yayın da çıktı fakat ben bu konuda karekök, endemik ve Apotemi gibi kaynakların iyi iş çıkardığını düşünürüm.
- AYT için keza yukarıdaki kaynaklar kullanılabilir. Burada bence zorlanmak güzeldir. Özellikle yeni YKS sisteminde TYT matematik sorularının temel özelliği uzun ve dolambaçlı olmaları. AYT basamağında ise bence sorular birkaç kategoriye ayrılıyor. Öncelikle LYS’den alışık olduğumuz, bilenin yapabileceği standart soru kalıpları devam ediyor. Yanına ekstradan birkaç konunun birlikte harmanlandığı(türev,polinom ve parabol mesela) sorular geliyor. Ben bunu soru sayısının azalmasına bağlıyorum. Soru ne kadar çok konu içerirse o kadar çok düşünmeye itiyor sizi ve bu da soru kalıplarına alıştırılmış bizler için soruyu zorlaştırıyor. AYT 2018'i çözerken ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Yüzdeyüz, Acil, 345, Okyanus master, Yayın denizi, Gür, Çap,Limit, Esen, Bilgi Sarmalı, Birey, Fen Bilimleri, Nitelik ve Bilfen de alınabilecek matematik kaynakları arasında.
- Çevrenizde kitabı deneyimlemiş kişilerin görüşlerini alarak ve kitabı bizzat inceleyerek sizin için doğru olan kitabı bulabilirsiniz. Ben kendi kullandıklarımı tabloda belirttim. Eğer matematikte zorlansaydım da muhtemelen işe karekökü bitirmekle başlardım. Orta-zor seviyede, ÖSYM mantığına yakın bir kaynak. Hiç temeliniz yoksa karekök ağır ve sıkıcı gelebilir. Daha öğretici bir kitap seçebilirsiniz.
TYT-AYT Fen Bilimleri
Fen Bilimlerinde AYT’de LYS’den çok farklı bir stille karşılaştığımızı söyleyemem. Yalnız TYT’de -matematik kadar olmasa da- farklılıklar mevcut. Örneğin sorular daha gündelik hayata yakın tutulmaya çalışılmış veya daha yoruma açık sorular verilmiş gibi. Bu mantalite YGS’de de uygulanmaya çalışılıyordu fakat TYT’de bir tık fazla hayata geçirilmiş gibi. O nedenle fen bilimlerini de güncel YKS kaynaklarından çalışabilirsiniz fakat değişim o denli net olmadığından YGS kaynaklarından çalışmanızda da bir beis görmüyorum.
AYT içinse LYS kaynaklarını gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Yayın olarak Palme ve Okyanusu bizzat denedim ve beğendim. Özellikle Palme’nin kitaplarının fizik, kimya ve biyoloji A-B olmak üzere tüm serisinin çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun dışında Final ve Fen Bilimleri de iyidir fakat soru havuzu çok eskilerden beri güncellenmez. O nedenle aynı sorular döner durur. Sistem değişir ama onlar değişmez bir bakıma. O nedenle AYT aşamasında tabii ki tercih ediniz fakat TYT aşaması için edecekseniz de sadece kapağı değişmiş TYT versiyonunu alacağınıza daha uygun fiyata YGS versiyonunu alınız. Yine Yayın Denizi, endemik, Apotemi, Limit, Çap, Bilgi Sarmalı, Esen ve Birey de seçenekler arasında.
Denemeler
Bu konuyu çok önemsiyorum. Tabloda belirttiğim denemelerin hepsi benim özenle araştırıp seçtiğim denemeler. O nedenle hepsini gözüm kapalı öneririm. Bir de ek olarak .pdf şeklinde çıktı aldığım veya promosyon olarak çözdüğüm denemeler mevcut. Bunlardan önerebileceğim SUPARA yayınları denemesi(endemik in bir kolu)gerçekten iyi bir denemeydi. Onun dışında MEB’in eba üstünde yayımladığı denemeleri çözdüm. Bence ölçücü olmayan ve ÖSYM ile bağdaşmayan sorular içeriyordu fakat içinizin rahat etmesi açısından çözmenizi önerebilirim. Yine eski yılların ÖZDEBİR ve TÖDER gibi ulusal denemelerini çözmüştüm pratik olması açısından. Bunlar çok hedefe yönelik denemeler değil fakat yine de boşluğunuz varsa çözebileceğiniz denemeler. Cevap anahtarları da internette mevcut.
Tabii MUTLAKA çözmeniz gereken denemeler ise ÖSYM çıkmış soruları. Tabloda da belirttiğim üzere ben 2002–2017 arasını çözmüştüm. Özellikle 2010'dan sonrakileri 2.döneme bıraktığımı hatırlıyorum. Biraz daha sınava yakın olsun, konularım tam bitsin de gerçek netlerimi göreyim diye.
7) Okuldan ayrı olarak dış destek almadan derece yapmak mümkün müdür?
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki -kanımca- okuldan da okul dışından da destek almanın amacı “derece yapmak” değil “kendini gerçekleştirmek, aşmak” olmalıdır. Sonuçta herkesin birinci olduğu bir sistemden ikinci çıkmaz. Bu da elemeyi imkânsız kılar. Bununla birlikte, bardağı olan onu tamamen doldurmak ve sürahisi olan da onu taşırmadan doldurmak amacında olsa herkes “kendini gerçekleştirir” ve olaya maddesel değil oransal yaklaşarak doğuştan sahip olduğu malzemeyi %100 verimle kullanarak asıl başarıyı yakalar.
*
Bazı zamanlarda kapasitemizi tam olarak gerçekleştirmek için bir kurumun çabaları yetmiyor. Yaşadığımız ülkede de birçok devlet lisesi iyi eğitim vermediğinden olsa gerek biz öğrencilerde hiç sorgulamadan bir dershaneye gitme alışkanlığı var. Bu zihinlerimizde öyle bir kodlama ki artık neredeyse refleksten çıkarak bir içgüdü hâlini alacak. Şunu da itiraf etmeliyim ki ben bu görüşleri belirtmeme rağmen eğer ki son sınıfta dershaneye kayıtlı olmasaydım herhalde kendimi başaramayacak bir kişi olarak görür, eksik ve kötü hissederdim.
Bu soruyu kendi tecrübelerime yansıtırsam şöyle bir akış çıkabilir:
- Öncelikle benim tercihim her zaman örgün eğitimin verildiği okul olmuştur. Hem zorunlu olarak gitmemiz gereken bir kurum olmasından hem de zamanımızın çoğunu orada geçirmemizden dolayı okul bana en faydalı olabilecek seçenek gibi göründü. Bu nedenle de ne ortaokulda ne de lisede herhangi bir kursa gitmedim veya özel ders almadım. Bunun tek istisnası 8. Ve 12.sınıflarda burslu olarak yazıldığım ve derslerine tam katılamasam da denemelerine aksatmadan girdiğim büyük ve kurumsal dershanelerdi.
- Benim böyle bir yol izleme sebebim okulumun ciddi anlamda iyi bir eğitim vermesiydi. Sorularım yanıtsız kalmaz, konu anlatımlarım eksiksiz ve anlayıncaya kadar gerçekleşirdi. Bunun yanında hocaların müsait saatlerinde birebir çalışma olanağımız da vardı. Bu karşılıklı yardımlaşmaya ve öğretmeye dayanan sistem sanıyorum benim en büyük şansımdı.
- Tabii bu noktada birkaç yere vurgu yapmakta fayda var:
-Öncelikle dönemimde dışarıdan yardım alan birçok arkadaşım vardı ve kendileri ısrarla okulda öğrenemediklerini söylüyorlardı. Bu, herkesin kendine has bir anlama biçimi olduğunun kanıtıdır.
- Ben, yavaş yavaş ve sindire sindire detaylara inerek ve sorgulayarak öğrenmeyi seven biriydim ve buna yatkındım. Zira konu anlatılırken bana da zaman kalması gerekiyordu. O zamanlarda hem zihnimde konuyu tekrar edip anlamlandırıyor hem de anladığım şekliyle notlamalar yapıyor, çoğu zaman şekle veya inografiğe döküyordum. Bu, görsel ağırlıklı öğrenme sürecimi destekliyordu.
- Bununla beraber bazı arkadaşlarım derste aşırı sıkılıyorlar hatta çoğu zaman uyumayı veya dersi, konsantre olmadan dinlemeyi seçiyorlardı ki bu da öğrenmenin hiçbir şekilde gerçekleşmediği “pasif dinleme” durumu oluyordu. Böylece aslında ben emek veren gibi gözüksem de emeği benden çok onlar veriyordu. Çünkü dersi zamanında dinlemediklerinden sıkışık anlarda birçok konuyu sıfırdan öğrenmeye çalışıyorlardı ve bu da büyük bir efor demekti.
- Benim ekstra bir kursa gitmemem bana her şeyden önce zaman ve planlama yetkisi kazandırdı. Ayrıca konuları zamanında öğrenmemden ötürü herhangi bir sıkışıklık da yaşamadım.
- Eğer ben de dışarıdan yardım alsaydım –hele ki bu artık benim alışkanlığım hâline gelmiş olsaydı(Ör: 6.sınıftan beri özel ders almak)- o zaman muhtemelen bir bağımlı hâline gelir ve ön yargılı olarak hocayı derste dinlemezdim “Ne de olsa özel ders öğretmenim bana bunu tekrar anlatacak.” mantığıyla.
Sonuç olarak, günümüzde dershanelerin kapatılmasıyla evrilmiş karmaşık bir düzen var. Bu düzenin ana aktörleri yabancı dil veya kişisel gelişim kursu altında YKS konularını çatır çatır bitiren yahut VIP gibi sıfatlarla kendini niteleyip curcuna hâline soru çözmeye çalışan veya en kötü ihtimalle eski ünlerini şekilden şekle, isimden isme girerek korumaya çalışan kurumsal dershaneler. Hâl böyle olunca zaten biz öğrencilere çok bir seçenek kalmamış oluyor.
Tam da bu noktada özetlersem:
- Kanımca ara sınıflarda okul öğretmeninin anlatım ve ilgisinde büyük sıkıntı yaşanmadıkça dış destek alınmamalı ve öğrenci bunu kendi, okul öğretmeniyle halletmeye çalışmalıdır. Eğer ki ciddi manada düşük notlar geliyorsa da bu iş son sınıfa bırakılmadan o noktada dış takviyeyle halledilmelidir. Böylece o derse karşı ön yargı ve soğukluk bir nebze giderilebilir.
- 12.sınıf süreci ise biraz farklı bir süreçtir. Bu dönemde biz öğrencilerin en çok ihtiyacı olan şey moral desteği, rekabet ortamı(ne yazık ki) ve bol pratiktir. Bu da dış destek almayı gerektirebilir çünkü o tempoda öğrencinin kendi planını yapması, hem konuları bitirip hem de sık sık deneme atması zor olabilir. Bu nedenle güvenilen bir kurumla(okul olursa harika olur) bir plan doğrultusunda ilerlenmesini, buna ek olarak öğrencinin kendi kendine de –özellikle sınav yaklaşırken- denemeler atmasını doğru buluyorum.
- Bu süreçte dış destek hem farklı okullardan gelen öğrencilerle performans karşılaştırılması yapılması açısından hem bu yolla –amiyane tabiriyle- “gaza gelmek” açısından hem de moral olarak sanki bir güvencesi varmışcasına kendini iyi hissetme açısından önem taşıyor diye düşünüyorum.
-Eğitim sistemimiz ve liselerimizin niteliği değişmedikçe ne yazık ki benim düşüncelerim de toplumun düşünceleri de değişmeyecek. Yine herkes-kapatılmasına rağmen- bir şekilde merdiven altı da olsa bir yolunu bulup çocuğunu dershane tarzı –adı her neyse- kurumlara yazdıracak böylece içini rahatlatacak. Ne zaman ki okul öğretmenleri ve idaresi o güveni toplayacak ve “Çocuğunuz benim defterimi çalışsın ve dersimi dinlesin başka hiçbir şeye bakmasın yeter!” garantisini verebilecek işte o zaman zaten dış kurumlara “para akıtmaya” hevesli olmayan veliler de çocuklarını liselerin güvenli kollarına bırakacak.
Aksi takdirde veliler çocuğun ve okulun başında, öğretmenler çocuğun başında, müdürler ise öğretmenlerin başında olmaya devam edecek ve Türk eğitim sisteminin başıboşluğu baki kalacak.
(serinin devamı için tıklayınız)
Yorum ve sorularınız için ekstra iletişim kanalları:
Instagram, Facebook ,Linkedin ,Zomato Ⓜ️ (İzmir #1 en iyi foodie derecesi) ,Foursquare Ⓜ️, Yemek blogum “öncekahvem”, ACADEMIA
