Silahlı Dört Besmele

Benim en sevdiğim şiirdir. En sevdiğim şairden, Attila İlhan’dan..

Dört atlı Sarıgöl Boğazı’na devrildiler 
Rüzgârı burunlarıyla biçip arkalarına dökerek 
Kara sular gibi boşandı gecenin boşluklarından 
Köpek havlamaları 
Dört atlı Sarıgöl Boğazı’na devrildiler 
Omuzlarında çapraz tüfek, kalpaklı ve siyah çizmeliler 
Yıldız yıldız sıyrılıp akıyor 
Padişah karanlığında mahmuzları 
Hafız Ahmed’in değirmeninde ateşin başına oturdular 
Önce bir soğan kırdılar 
Dut pekmezi ve yoğurt sordular 
Bıyıkları tekmil ayaktaydı 
Müslüman ve hilâl biçiminde 
Sonra erkekçe yatsıyı kıldılar 
Çakal gözleri saattaydı, kulakları köpek seslerinde 
Acı tütün içilip, sonra bir vakit konuşuldu 
Cezveler sürülmüş ocaktaydı 
Atının dizginlerine olduğu kadar 
Her birisi kendi ölümüne sahip 
Bir ordu gibi savaşmak kudretinde 
Bir umutları Kemâl Paşa’daydı 
Öbürü Ankara Hükümeti’nde 
Hızlı solumalarla kımıldanıyordu karaağaçlar 
Ahırda bir beygir aksırdı 
Munzur Dağları’nın üstünü bir tamam tutmuş 
Yıldızın neyin kalabalığı 
Yukarılarda kar altındaki köylerde 
İhtimal öfkeli kurtlar dolaşıyor 
‘-… Kemâl Paşa’dır çağırdı 
Demirhan Oğlu gitmemiş olmaz 
Sakarya toprağında erkekler sofrası kurulmuş 
Ahkâmlı köşkemli savaşılıyor 
Yazılmışsa biz dahi azrailin ekmeğinden tadacağız 
Şehitlik mertebesini 
Yaşamak cihetinde makbul tutacağız’ 
‘Ankara Hükümeti ne demek 
Maraş’ta üzümler parmaklarımızdan damlamıyor mu 
Gümüşâne üzerinde elmalar Amasya’ da 
Adam tarafımızdan yenilecek 
Ayrıca zeytinin yağı ineğin yoğurdu 
Anteb’ in bulaması da 
Adam 
Hünkâr kullarının sabanına koşulmayacağız 
Biz her nokta-i nazardan insan olmalıyız 
Acılar gördük 
Bunun sebebi dünyanın vaziyetini anlamadığımızdır 
Fikrimiz zihniyetimiz medenî olacaktır 
Şunun bunun sözüne ehemmiyet vermeyeceğiz 
Medenî olacağız 
Bununla iftihar edeceğiz 
Gözleri iyice birbirinden ayrık 
Kaşları düz kirpikleri insafsızca kalabalık 
Kısa boyları ve yaylı ayaklarıyla adamakıllı Türk 
Bakırcı Hasan, Demirhanoğlu Sadık, Paşoların Süleyman ve Hacı Yörük 
Silahlı dört besmele halinde göğe baktılar 
Sabahın ilk horozları çırpınıyordu 
Besbelli sabahın ayazından ufarak yıldızlar tevatür kırılıyordu 
Bir Kuva-yı Milliye sabahının kapısını açtılar 
Karadeniz’deki en son limanımız kadar 
Rüzgârlı kızgın ve açıktılar 
Sonu yoktu hiddetlerinin ve ümitlerinin 
Bir millet olarak çıktılar Sarıgöl Boğazı’ ndan 
Kendinden ve hürriyetinden emin.

Attila İlhan.