Altını Çizdiklerim

İshak Alaton’un Lüzumsuz Adam kitabından altını çizdiklerim — 2

KENDİNİ TANI

Hayatını akıllı bir şekilde planlaman, evvela kendini iyi tanımakla başlar.

Unutma, tek bir kimliğe razı olarak yaşamamak için aktifleri çoğaltmak gerekir.

Düşündüğünü paylaşmayı öğren…

Kendin ol, kendi hayatını yaşa…

Ama sakın bencilleşme, risk al, sorumluluk duy…

İnsanı varlığına ve yaşadıklarına duyarlı ol…

Toplumun dertlerine sahip çıkman ve çare üretmeye çalışman, sana toplumda saygınlık kazandıracaktır. Toplumsal sorunları çözme yolunda örgütlenen insanlara destek vermenin, gelecek kuşakların daha mutlu yaşamları için iyi bir yatırım olduğunu da düşünebilirsin

BOŞLUK TEHLİKESİ

Fakat unutma, bu yol tehlikelerle doludur.

Eri gelmişken hemen bir tehlikeye, “boşluk tehlikesine” dikkat çekmek istiyorum.

Büyük bir parasal imkânlara hükmeden bazı işadamları tanıyorum. Kendi aralarında, motor yatlarının uzunluğunun yarışına girerler.

Yalının ve etrafındaki bahçenin büyüklüğü, maddi başarılarını bir değer ölçüsü olarak algılarlar. Ancak bazıları, bir müddet sonra uyanır. Bu yarıştan yorulanların, ruhsal bir boşluğa düştüklerini de görüyorum. Artık onları hiçbir şey tatmin edemez. Yaşlandıkça hırçınlaşama ve ekşime derecesi yükselir kendi mutsuzluğunu etrafına yansıtarak boşluğuna çare arar. Bu dünyadan ayrılma günü geldiğinde, kendisi de, etrafı da kurtulur.

Yaşarken öğrenmek gibi bir de yaşanmışlıklardan ders çıkarmak lazım.

SORUMLULUK

Ben bencil insanlardan korkarım.

Artık toplumu devlet kurmuyor, bireyler ve toplum kendi hayatını kendisi belirliyor, devlet sadece kuralları koyuyor ve denetliyor. Yönetenin de birey olduğu bilincine ulaşmamız gerekir…

Şimdi cesurca sor kendine; görmeye, duymaya, hissetmeye hazır mısın?

Sen asla, bakarkör, duyarsız, bencil, tembel ve korkak insanlardan olma…

Ne olmayacağını bil ama ne olacağını da bil…

LÜZUMSUZ OLABİLMEK

“Sen çok zengin olacaksın ama sakın paraya esir olma, fikirlerini her zaman cesurca söyle…”

İŞ İŞTEN GEÇMEDEN

Zaman içinde, çok varlıklı olmaktansa çok saygın bir insan olmanın daha huzur ve mutluluk verici olacağına dair kanaatim pekişti.

Parasal gücün gösteriş yarışında yer almasına manasız, hatta mutsuzluk yaratan bir arayış olarak gördüm.

İYİ BAK KENDİNE

Uykuda kaybettiğim zamanı asgariye indirdim. Daha fazla kısmam mümkün değil.

Şimdi önümüzdeki beş sene içinde gerçekleştirmek istediğim hedefimi sizlere açıklayabilirim. Bu zaman dilimi içinde, şirket işlerinde tamamen lüzumsuz olmayı hedefliyorum. Yerimizi alacak ikinci kuşağın, şirkete biz kuruculardan daha iyi bir hizmet vereceklerine candan inanıyorum. Tamamen lüzumsuz olmayı, ömrümün taçlanması olarak görüyorum.

Şirketlerin en önemli varlıkları, işi yöneten kaliteli insanlardır. Bu insanların, aynı hedeflere yönelerek, saygınlık ve sağlamlık prensipleri içinde şirketi daha yüksek seviyelere götürmeleri, biz kurucuların tek beklentisidir. İnsanlar, dünyadan ayrıldıktan sonra bıraktıkları eserlerle anılırlar.

Jean Paul Sartre’tan okumuştum: ‘İnsanların çoğu yaşamadan ölürler. Bazı insanlar, öldükten sonra yaşamaya devam ederler.’

‘Mezarlıklar, vazgeçilmez insanlarla doludur.’

Devlet adamı ise rekabetten korkmaz. Ölümsüzlüğü, eserinin devamında bulacağını bilir. Kendi yerine geçecek insanları, önceden seçer.

Her şey eskir. Bazı eski şeylerin eskisi kıymetli olsa da çoğu çöpe atılır, işe yaramaz. Hepimiz işe yaramaz hale gelen, kıymetten düşen, eşyalardan ve insanlardan kurtulmak isteriz, insan kendini eskitmemeli. Sen, nerede üzümlü nerede lüzumsuz olacağına kendin karar verebildiğinde ve vazgeçilme cesaretini ortaya kayabildiğinde, unutma ki hiç eskimeyeceksin, yaşın ilerlese de bir genç olarak yaşayacaksın…

Çok beğenirim “vazgeçebilmek özgürlüktür” sözünü…

Dünyaya, paraya, güce, mevkie, statüye… Bu kadar esir yeter, bir de ben aynı kalabalığa katılmayayım demek pekâlâ mümkün…