Evdeki Huzur Mutluluk Budur



Bu cümle kendim aile kurunca ve üstünden 5 sene gibi bir süre geçince bu günlerde çok ama çok daha fazla anlamlı geliyor bana. Eskiden biz küçükken de anne ve babamın evde iyi, güzel geçindikleri zamanlarda evin içindeki mutluluk çok güzel hissedilirdi. Akşam beraber yemeğe oturulur, güzel sohbet edilir. Sonra televizyonun karşısına geçilirdi. Çay demlenir tatlı, meyve gelir ağzımız daha da tatlanırdı. Yatmadan önce bu tarz bir ortam varsa zaten uykunuzu da iyi alırsınız ve yüzünüzde tatlı bir tebessümle uyursunuz. İşte size huzur işte size mutluluk.

Bu her zaman böyle olmayabiliyordu tabi. Tartışmaların, münakaşaların, dargınlıkların olduğu zamanlarda da bu ortamın tam tersi söz konusu olurdu. Beraber oturulan yemek sadece doymak için, TV karşısına zaten hep birlikte geçilmez. Odalara çekilmeler, gergin durumlar ve tabi uykuda düzgün alınamaz. Ertesi günün yeni bir gün olmasıyla sinirler biraz yumuşamış olur fakat tabi bunların uzantıları olurdu.

Ne gerek var değil mi? Hayat bunu yaşatıyor bize en sevdiğimizle bile darılabiliyoruz. Pireyi deve yapabiliyoruz. Bazen gerçekten üst üste geliyor. Birikiyor. Sanırım böyle zamanlarda önemli olan bu durumları en az hasarla atlatmak. Mutlu zamanlar nedense çabuk unutuluyor fakat mutsuz zamanlar kolay kolay unutulmuyor. Hele evinizde bir çocuğunuz varsa extra daha dikkatli olmak gerek. Sonuçta sizi örnek alıyor. Etkileniyor. Bana asabi diyorlar bazen kim bilir belki azda olsa büyürken içinde bulunduğum ortamlar beni böyle yaptı. Varsın olsun biraz asabilik. Ailem bana bunların dışında doğruluğu, dürüstlüğü, sevgiyi, şefkati daha sayamayacağım benim ben olmamı sağlayan daha birçok şeyi öğretti. Bunlar biraz asabiyet, biraz terslik gibi olumsuz özelliklerimi ezer geçer. Ayrıca gene yazmam gerek milyonlarca farklı insanın olduğu büyük bir şehirde, iş yaşamında, yoğun trafikte zaten sinirleri alınmış bir insan varsa ben o insanla tanışmak istiyorum. Ve sormak istiyorum neyin kafası bu?