Dijital Tasarım Stüdyoları için Yeni Bir İş Modeli Önermesi
Yakup Bayrak
623

Her ne kadar son on yıldır tanımsal olarak “süre bazlı” bir ücretlendirme uyguluyor olsam da, tek adamlık bir işletme olarak yaptığım uygulamanın bu yönteme benzerliği dikkatimi çekti. Herhangi bir zaman diliminde aktif halde ortalama 2–3 müşterim oldu bu süre içerisinde, ve ben her ne kadar hepsine destek verdiysem de, belirli bir zamanda sadece birinin bir projesi ile birinci öncelikle ilgilendim. Aktif proje genellikle 2 ay ila 6 ay arası zamanımı aldı. Diğer müşteriler ve projeleri biraz “standby” modunda tuttum, gerekli desteği ve acil düzeltmeleri verdim ama yoğunlaştığım sadece aktif projemdi hep. Çıkan işlerin kaliteli olmasına katkısı olduğunu düşünüyorum, hem de benim yaşam ve özellikle uyku kaliteme çok iyi geldi.

Karşılaştığım en büyük zorluk, Türkiye’de iş anlaşması sürecinin en sevdiğim(!) bölümünde; pazarlık aşamasında oldu. “Önümüzdeki X ay boyunca firmanızın bir parçası gibi olacağım” dediğim anda patron olsun, çalışan olsun, görüşmeyi yapıyor olduğum her kim ise söz konusu ücreti çarpıp bölüp kendi aldıkları/çalışanlarına verdikleri net maaşlar ile karşılaştırdılar ve bunun üzerinden pazarlık yaptılar. Özellikle bu on yılın ilk başlarında ısrar edip reddedilmek veya kabul edilebilirlik sınırını zorlayan rakamlara evet demek arasında seçim yapmak zorunda kaldığım çok oldu. Bu problemin çözümünü ise kartlarımı açık oynamakta buldum. Talep ettiğim bedeli nasıl hesapladığıma dair bilginin güçlü bir pazarlık argümanı olduğunu öğrendim.

İkinci zorluk ise talep yığılmalarını karşılayabilmek oldu. Bu konularla az çok ilgili herkesin bildiğini tahmin ederim; Türkiye’de tüm işler önünüze “çok acil” etiketiyle gelir. Bir süre sonra bu etiketi “gerektiği kadar” ciddiye almayı öğrenirsiniz zaten. Gerçek aciliyetini kestiremediğim işler için ise havayollarından aldığım ilham ile şöyle bir hile geliştirdim: Doluluğa göre ücretlendirme. “Şimdi isterseniz tam fiyat, ama Temmuz’da indirimli fiyat” dediğiniz anda hangi projenin gerçekten acil olduğu hemen ortaya çıkıveriyor. Hem doluluk oranını dengelemek için de faydalı. Ama gerçek acil projelere de bir yandan hazırlıklı olmak lazım. Bu durumlarda iş paslayabilecek güvenilir dış kaynaklar çok faydalı oluyor ama bulmak zor. 10 yıl içerisinde onlarca kişiden destek aldım, sadece dört tanesi ile tekrar çalışmayı isterim ki bu dördün ikisini kurumsal hayata, birini de yurtdışına kaptırınca geriye bir kaldı sadece.

Bunlar apar topar bir cevap için ilk aklıma gelenler, ama daha da düşüneceğim bu konuda anlaşılan. Kafamı karıştırip fikirleri hareketlendirdiğin için teşekkürler Yakup.