Amerikan Üniversitelerinde Sinema Televizyon Bölümleri

Bu yazıda kısaca Amerikan Üniversitelerindeki sinema televizyon bölümleri hakkında genel bir değerlendirmeye yapmaya çalışacağım. Bunun için bölümlerin yapısına, müfredatına, araştırma konularına ve düzenledikleri etkinliklere kadar bölümün işleyişine dair bazı konulara değineceğim.

Öncelikle Chicago, CUNY, Yale, Columbia gibi sinema televizyon bölümleriyle ilk anda akla gelebilecek üniversiteleri ele aldıktan sonra üniversite sıralamalarında üst sıralarda yer alan üniversitelerin ilgili bölümlerine bakmayı planlıyorum. Yani burada ele alacağım bölümler ABD’deki en iyi sinema televizyon bölümleridir gibi bir iddiam yok. Böyle bir listeyi halihazırda bulamadım. Bu liste de daha çok iyi üniversitelerin sinema televizyon ve bağlantılı bölümlerini içeriyor.

Bu noktada Amerikan üniversiteleri ile Türk üniversiteleri arasındaki bir ayrıma dikkat çekmek istiyorum. Türkiye’de lisans ve lisansüstü eğitimi her ne kadar şekilsel olarak fakülte enstitü ayrımı içerisinde yürütülse de pratikte böyle bir ayrım çokçası yoktur. Genellikle enstitü bünyesindeki lisansüstü programlar her şeyiyle fakülteler tarafından yürütülür. ABD’de bu durum tamamen farklıdır. Lisans programları “undergraduate college” adıyla anılan lisans kurumları tarafından yürütülürken lisansüstü programlar enstitüler tarafından yürütülür. Yani Türkiye’de de hep sözü edilen ama bir türlü gerçekleştirilemeyen eğitim-araştırma ayrımı Amerikan üniversitelerinin temellerindendir. Bu yüzden lisans ve lisansüstü programların mantığı, isimlendirmeleri ve işleyişi çoğu zaman birbirinden baya farklıdır. Bu farklılaşma sinema televizyon bölümleri için de geçerlidir.

Şimdi tek tek bölümleri tanımaya başlayalım.

Chicago Üniversitesi

Chicago Üniversitesi’nde Sinema ve Medya Çalışmaları adında bir bölüm bulunuyor. Bölümün giriş sayfasında Amerikan üniversitelerinde özellikle sosyal bilimler alanında artık bir klişe haline gelen disiplinlerarasılık vurgulanıyor. Bölümün entelektüel bir tartışma ortamı yarattığından dem vuruluyor. Tanıtım sayfasında ise üniversitenin alan araştırmalarındaki geleneğinin bir uzantısı olarak dünya sinemaları konusunda geniş bir perspektife sahip olunduğu söyleniyor. Ayrıca bölümün diğer bölümlerle ortak workshoplara da imza attığı dile getiriliyor. Bunlardan biri Kitle Kültürü Workshopuymuş. Bunun dışında bölüm her ay eyaletteki film araştırmacıları ve eleştirmenlerini bir araya getiren Chicago Film Semineri’ne de aktif katılım sergiliyormuş.

Bölümün yanı sıra bir de Film Araştırmaları Merkezi adında film arşivine sahip olup gösterimler, seminerler ve benzeri etkinlikler ve projeler gerçekleştiren müstakil bir merkez mevcut. Merkez dışarıdan araştırmacılara da açıkmış.

Lisans müfredatında zorunlu dersler ve bölüm içerisinden seçilen seçmeli dersler dışında sinemayla ilişkili olarak başka bölümlerden de seçmeli dersler seçilebiliyormuş. Bir de dördüncü sınıf hazırlanmak üzere bir lisans bitirme tezi zorunluluğu söz konusu.

Dersler arasında çok spesifik olanlar var. Mesela Sosyalist Gerçekçekçiliğin Estetiği, Medya Arkeolojisi vs Medya Estetiği ve Ozu Yasujiro’nun Filmleri gibi.

Her yıl programın kurucusu ve dolayısıyla bölümün de temelini atan kişi olan sinema tarihçisi Miriam Hansen adına bir seminer veriliyormuş.

Bölümün lisans programının yanı sıra yürüttüğü bir de doktora programı var. Master programı olduğuna dair bir bilgi bulunmuyor. Doktora programının da ders konuları lisans programıyla paralel. Daha çok sinema araştırmaları ve film merkezli medya okumaları üzerinden giden bir akademik eğilim var gibi görünüyor.

The City University of New York (CUNY)

CUNY aslında 20 kadar kolejin bir araya gelmesinden oluşmuş bir üniversitedir. Kolej kavramı Türkiye’de olmadığı için biraz açmak gerekiyor sanırım. Kolej temelde lisans eğitimi veren eğitim kurumlarıdır. Daha çok temel bölümleri içinde barındırır. Tabii özelleşmiş olanları da vardır. Bu yazıyı yazmadan önce farkında değildim ama master programı da yürütebiliyorlarmış. Örnek: City College Film Master Programı. Bu program aslında Amerikan üniversitelerinde “film school” adıyla anılan okulların master düzeyindeki bir örneği. Bu okullar bizde güzel sanatlar fakülteleri bünyesinde bulunan sinema televizyon bölümlerine benziyor. Bu bölümleri artık daha sipesifik kılmak için film tasarımı şeklinde de adlandırıyorlar artık Türkiye’de de. Bunlar daha pratiğe yönelik bölümler. Dönem ya da ders bazlı film projelerinin yanı sıra genellikle kısa ya da uzun metrajlı bitirme tezleri oluyor. City College’ın lisans programı da bu minvalde bir program.

Brooklyn College’de ise Film ve Televizyon ve Radyo lisans programları ayrılmış. Film bölümü yine film school formatında. HBO ve benzeri büyük şirketlerde staj imkanı sağladıklarıyla övünmüşler. Televizyon ve Radyo bölümü ise kendi stüdyolarını ve çekim imkanlarını öne çıkarıyor. Dersler de doğrudan TV yönetim ve uygulamalarına yönelik. Yani Brooklyn College’deki bu iki bölüm daha çok mesleki beceri edindirmeye odaklanmış görünüyor.

CUNY’de sunulan bir doktora programları arasında sinema televizyon bulunmuyor. Lisans düzeyinde mesleki eğitime odaklanırken lisansüstünde sinema ve televizyon üzerine çalışmaları diğer sosyal bilim alanlarına yönlendiriyor olmalılar. Anladığım kadarıyla lisansüstü programlar tek bir çatı altında yürütülüyor. Yani farklı collegelarda aynı bölümü okumak mümkünken lisansüstü çalışmaların hepsi tek bir kurumun sunduğu programlar şeklinde yapılıyor.

Yale

Yale’de Film ve Medya Çalışmaları adında bir bölüm bulunuyor. Bölüm hem lisans programı hem de sonrasına devam edilebilecek bir birleşik doktora programı sunuyor. Bölüm sayfasında kendilerini daha çok film ve medya tarihi ve teorisi alanında güçlü gördüklerini söylüyorlar. Ulusal sinema geleneklerine ve bu geleneklere dair kültürel, dilbilimsel ve tarihsel çalışmalar yürüttüklerini söylüyorlar. Bölümün güçlü tarafları bunlarmış.

Bölümde Dudley Andrew gibi büyük bir sinema teorisyeni akademik kadronun başını çekiyor.

Lisans programının tanıtımında multidisiplinerlik vurgusu var. Daha çok film teorisi ve kültürüne yoğunlaşmışlar gibi görünüyor. Dersler arasında tarihsel sinema dersleri ve yönetmenlere hasredilmiş dersler göze çarpıyor. Ayrıca Dijital Medya Felsefesi ve Çağdaş Amerika’da Medya ve İlaç gibi enteresan dersler de var.

Doktora programı için de Yale’in sosyal bilimler ve diğer alanlardaki kaynakları güçlü bir yan olarak ifade ediliyor. Yale’in entelektüel geleneği ve üniversite genelinde konferanslar ve workshoplarla yaratılan düşünsel atmosfer vurgulanıyor. Beşeri bilimler(humanities) alanından öğrenciler teşvik ediliyor. Film teorisi, tarihi ve eleştirisi temel akademik eksenler olarak ifade edilirken yeni medyaya da alan açıldığı söyleniyor. Doktora dersleri arasında Medya Arkeolojileri dersi göze çarpıyor. Genel olarak ulusal sinema geleneklerine ve tarihsel akımlara yönelik dersler programda yer alıyor.

Bölümde etkinlik olarak tematik film gösterimleri ve tartışmaları gerçekleştiriliyor.

Columbia

Columbia’da Film ve Medya Çalışmaları lisans diploması üç ayrı kolejden alınabiliyormuş. Bu üç kolejde de lisans eğitiminin ikinci yılından sonra bölüm seçimi yapılıyor. Yani bunlar temelde beşeri bilimler bölümleri. Sonrasında film ve medya çalışmaları şeklinde bu konuda uzmanlaşmak mümkün.

Barnard College’ın yürüttüğü Film Çalışmaları programı klasik şekilde film kültürü temelinde bir müfredata dayanıyor. Bunun yanı sıra senaryo yazarlığı ve yapıma dair mesleki dersler de bulunuyor. İlk sene alınan ortak beşeri bilimler derslerinden sonra ikinci seneden itibaren film dersleri çok da özelleşmeden devam ediyor. Program bu açıdan genel kültür ağırlıklı bir beşeri bilimler programı olarak değerlendirilebilir. Film çalışmaları diploması veren diğer iki kolejde programla ilgili bilgi bulamadım. Barnard’dakine benzer bir yapılanma olduğu düşünülebilir.

Lisansüstü program olarak da Film ve Film ve Medya Çalışmaları adına iki master programı bulunuyor. İlki yapım ağırlıklıyken ikincisi daha çok teorik ağırlıklı. Thomas Elsaesser ikincisinde misafir öğretim üyesi olarak görev alıyormuş. Film masterında da Film ve Medya Çalışmaları masterında da yoğun olarak başka alanlardan seçmeli derslerle multidisipliner bir müfredat sağlanmaya çalışılmış.

Film ve medya çalışmaları üzerine doktora programı olmamakla birlikte bu konuda yapılan, sanırım yıllık, bir toplantı varmış. Bu alanda doktora yapmak isteyenleri yönlendirmek ve bilgilendirmek amaçlı olabilir.

Kathryn Bigelow buradan mezunmuş bu arada.

Üniversite genelinde düzenlenen film festivali de bölümle ilgili bir etkinlik olarak dile getirilebilir.

Stanford

Stanford’da güzel sanatlar bölümü altında Film ve Medya Çalışmaları adında bir lisans programı ve bir de Belgesel Film ve Medya master programı bulunuyor. İlki sanat tarihi müfredatının sinema tarihi ve estetiği üzerine derslerle takviyesinden oluşmuş. İkincisi de yapım ağırlıklı gibi görünüyor.

Harvard

Harvard’da Görsel ve Çevresel Çalışmalar adıyla bir bölüm bulunuyor. Bölümün lisans programı da kendi içinde üç uzmanlık alanına ayrılıyormuş: stüdyo sanatları (modern sanat filan sanırım), film/video yapımı, film ve görsel çalışmalar. İlk ikisi yapım ve üretim apırlıklı, üçüncüsü teorik.

Ayrıca bu bölümün sunduğu Film ve Görsel Çalışmalar adlı bir doktora programı bulunuyor. Program tanıtımından anlaşıldığı kadarıyla programa daha çok film felsefesi denecek bir teorik eğilim hakim. Özellikle Stanley Cavell’in yaklaşımı bu anlamda vurgulanıyor.

Araştırmacılar için sunulan avantajlardan biri de üniversitenin film arşivi. Arşiv aynı zamanda sinematek olarak çalışıyormuş.

Film Çalışmaları Merkezi adında üniversite bünyesindeki bir vakıf da film yapımı konusunda burs ve diğer çeşitli imkanlar sağlıyormuş. Daha çok deneysel filmlere destek veriyorlarmış gibi görünüyor.

Sonuç

Sinema televizyon bölümlerindeki yapım ve teori merkezli iki eğilim farklılaşarak varlığını sürdürüyor. Bizde de güzel sanatlar ve iletişim fakülteleri altındaki bölümlerde gerçekleşen bu ayrışma Amerikan üniversitelerinde ileri bir noktada. Film school tarzı yapım ağırlıklı bölümler lisans ve master düzeyinde varlığını sürdürürken teori merkezli eğilim de kendi içinde farklılaşıyor ve daha çok lisansüstü programlara hakim hale gelmeye başlıyor.

Bizde örneğin garip bir biçimde radyo televizyon gibi yapım çağrışımlı isimleri olan anabilim dallarının bile neredeyse zorunlu biçimde yüksek lisans doktora programları var. Amerikan üniversitelerinde ise lisans programları yapım ağırlıklıyken lisansüstü programlar büyük oranda teorik bir yapı arz ediyor. Bu asimetri işin doğasına daha uygun.

Televizyon ve radyo artık bölüm isim ve müfredatlarında çok az rastlanıyor. Film hem pratik bir biçim hem de teorik bir düşünüş biçimi olarak bu bölümleri belirliyor. İletişim teorileri adı altında yüzyılın başında üretilmiş paradigmalar neredeyse tamamen terk edilirken film hem pratik hem de teorik ilginin odağına yerleşiyor.

Teorik yaklaşımlar arasında da bir farklılaşma mevcut. Alan araştırmaları, kültürel çalışmalar, tarih, felsefe ve genel olarak da beşeri bilimler tarafından şekillendirilmiş birbirinden çok farklı müfredatlar söz konusu. İletişim fakülteleri ortadan kalkarken farklı birimler altında film ve medya çalışmaları birimlerin ve genel olarak üniversitelerin güçlü oldukları teorik yaklaşımlar uyarınca bir renk ve biçim kazanıyor.

Like what you read? Give Mesut Bostan a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.