Milli Çizgifilm ve Düşyeri Stüdyosu Hakkında
Hasretini çektiğimiz bir söylem var;
Halay çeken, kuru fasülye yiyen Pepee; ooo! Süper! “Milli değerleri anlatıyor!”
Söyleyebilecek bu tarz cümlelerimizin olması bizim için çok güzel. Bu yüzden bunu sağlayan çizgifilm karakterlerinin yaratıcısı Ayşe Şule Bilgiç’e karşı karşıya olduğu zorluklar karşısında yardım etmeliyiz. Yerel bir çizgifilmimiz yokken kendisinin bir ilki başardığını unutmamalıyız.
Ayşe Şule Bilgiç, Planet Channel genel yayın yönetmeni, Düşyeri stüdyosu sahibi. Nihal Atsız’dan alıntılar yapan “Atatürk Milliyetçisi” bir kişi. Düşünmüş taşınmış millî bir çizgifilm yapayım demiş. İyi hoş. Samimi hislerim bunlar.
“Millîlik”ten ziyade “yerellik”le tasarladığı ilk karakter Pepee, şu an 8 farklı ürün kategorisinde lisans kullanımı yoluyla temsil ediliyor.

Her seferinde psikologlarla ve pedagoglarla çalıştığını ifade eden Bilgiç, Aydamaya’yı nasıl bir danışma sonucunda kabul ettirebilmiş -şahsi olarak- merak ediyorum. Kendisi de pedagojik çalışmanın zorluklarından bahsedip, pedagojik bir anlayış geliştirmek gerektiğine dikkat çekiyor;
…Bu, bizde Düşyeri olarak da bir pedagoji anlayışına sahip olmamız gerektiğini gösterdi. … O zaman “Düşyeri olarak biz bunu benimsiyoruz” dedim. Bilim ışığında yine…
Eleştirilerim uzun bir konu lakin yaptığı şeyler ve ilk olması takdir edilecek yanlar. RGG Ayas’ı ben de beğenirim mesela.
Ama Pepee köftesini, Pepee’li “şey”leri kabul edemem. Çizgifilm karakteri, ticari bir lisans veya değer oluşturamaz. Sakıncalarını hem çocuk açısından hem de ebeveynler açısından düşünmeliyiz.
Ayrıca bir karakter “tuttuğu zaman”(hit olduğu zaman) onu lisans olarak kullandırmak, hem basit bir pazardan pay alma hamlesi hem de kârsız bir girişimciliktir.
Segmentasyon ve farklılaşmayı sağlamak gerekir. Çizgifilm üretmekte iyiysen, en iyi ol ve bu alanda devam etmelisin. Mesela Pepee karakteri etrafında planlanan sinema filmini bu noktada uzmanlıktan sapma olarak görüyorum. Hele online bir satış kanalı oluşturmak.
