Türkiye’de Bilişim Teknolojileri sektörünün herhangi bir yerinde (Yazılım, Tasarım, IT, Teknik, Satış…) kariyer hedefleyen, umarım karşılaşmazlar ama önceden okumak ve önlemlerini almak isteyenler için…

Bu yazıda okuyacaklarınız yüksek ihtimalle başka sektörlerde de aynıdır ama ben tecrübe ettiklerimden mes'ulüm.


Bilişim ve Çıraklık (1)

Bu bölümü;
- Bir Alaylı Yazılımcının çıraklık yaşantısını anlatsın,
- Kobicanlar için eski güzel esnaflığı hatırlatsın,
- Bu işin okulunu okuyanlar için ne kadar şanslı yada şanssız olduklarını sorgulayabilme şansı versin …
gibi sebeplerle, ileri tarihlerde böyle bir hatıra anlatısının beni de gülümseteceğini düşünerek yayınladım.

Umarım okurken hislerini de kullananlar vardır. Kahveniz hazırsa anlayabilecekler için nüktelerle dolu anlatı geliyor.

Doğru mu bilmiyorum ama içimden bir ses üniversite kazanıp da gitmememin hayatımın en iyi kararlarından biri olduğunu söylüyor. Gün geçtikçe doğru olanı yaptığımı daha da çok düşünüyorum. (Bu kısmı babama söylemeyin.)


Kendi çabanızla, doğru yol haritasını oluşturup Yazılım Öğrenmek imkansız değil. Tam da bu şiarla “Başlamak isteyenler için Yazılım Öğrenme Rehberi” kıvamında bir yazı hazırladım.

Bu konu hakkında yıllardır tonlarca şey yazıldı, videoları çekildi, her yerden her bakış açısıyla ulaşılabilir bir konu ama ben çoğu kaynağın, zaten başlamış olanlara yönelik olduğunu düşünüyorum.

Video eğitimlere bodoslama dalıp, konudan konuya savrulup, sonucunda hüsrana uğramayın. Bu yazıyı okumak ve 8 maddelik yönlendirme paragraflarını uygulamak hiç uzun ve/ya zor bir işlem değil.

Dolayısıyla konuya; bu yazının başlığını görünce hissettiğiniz duygulara değinerek bahsetmek niyetindeyim. Henüz “Yazılım Öğrenmek” ile ilgili karar bile vermediğinizi düşünerek başlıyorum.

Ajandanızı ve…


Yoğunluktan, dünya meşgaleleriyle uğraşmaktan sebep; içimizden gelen seslere kulak veremiyoruz çoğu zaman. Dinleyemiyor ve dinlenemiyoruz…

Beden dinlendirmek kolay da zihni dinlendirmek bazen hiç ihtiyacımız olmayan bir şeymiş gibi geliyor. Aklımıza bile gelmiyor çünkü beden yorgunluğu gibi hemen hissetmiyoruz, fark ettiğimizde genelde yıllar geçmiş oluyor…

Önce dinleyin, sonra anlatayım…

Akyaka / MUĞLA’da “hiçbir yer” adıyla andığım, zaman zaman gidip sadece deniz ve orman kokusuyla yalnız kalıp düşündüğüm bir yer var. Bir mekan ismi değil bu arada, sadece yalnız kalmak için gözüme kestirdiğim havadar bir yere verdiğim isim. 2017 yaz bitiminde son zamanlarda neredeyse hiç gitmediğimi fark ettim “hiçbir yer”e. Çok yoğun…


Birkaç dilde selamlamadan sonra Türkçe karakterleri olmayan karaktersiz klavyemin dil ayarlarıyla oynadım ve sevgiyle dokunmaya başladım tuşlara. :)

Adettendir; “Hello World! This is my first blog post” kelimesini de yerleştirdik. Tamamdır, başlayabiliriz.

Kendimden bahsetmeye gerek duymuyorum zira sosyal medya profillerim benim bildiğimden daha çok bilgi verir diye düşünüyorum. (Buradan ulaşabilirsin.) O da kesmezse iletişim kur anlatayım, hatta yakındaysan kahve bile ısmarlarım. :)

Hemen her developer’ın düşündüğü gibi ben de uzun zamandır düşünüyordum; “Güzel bir blog sistemi yazayım da yazılarımı kendi blogumda paylaşayım” diye ama yine çoğu developer’ın; “aynen haftaya kesin başlıyorum” derken geçirdiği zamanlar gözümün önüne gelince, bir yerden başlamak…

Mesut Yılmaz

Full Stack Developer — Creative Designer

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store