“Hayalimdeki İşi Yapıyorsunuz”

2 ortağım ile beraber 2012 yılında Jabiroo.com adıyla turizm sektöründe sıra dışı bir girişim başlattık. (Girişim de son dönemin “kalkışma” kelimesi gibi oldu, şirket kurduk). Sıra dışı olmasının sebebi iş modelinden kaynaklanıyor. Bir hizmeti -hatta ülkemizde değeri ve fiyatı olmayan bir hizmeti- ürün haline getirip sunuyoruz.

Çok kısaca Jabiroo.com kullanıcılarının zevk, bütçe ve tercihlerine göre özel seyahat programı tasarlıyor. Kullanıcılar gidecekleri seyahatlerin gününü seçiyor (3–4, 5–6 yada 7–8 gün) ve tercihlerini bildiriyor. Kuratörlerimiz de minimum iki gün içinde kendileri için özel olarak tasarlanmış programını tamamlayarak kendilerine iletiyor. Bu seyahat tasarımlarını aynı zamanda sevdiklerine, çalışanlarına, iş ortaklarına hediye de edebiliyorlar. Bu süre içinde sürekli büyüyen, takip eden rafine bir kitlesi oluştu. Ortalama tekrar satın alma oranları 3 adede yaklaşıyor. Yani seyahat tasarımını alan sonraki diğer iki seyahati için de tasarım istemiş.

Ancak benim bu yazıyı yazmama da sebep olan konu tabii ki şirketi anlatmak değil. Şirkete istisnasız her hafta en az bir tane e-posta geliyor. Çok büyük çoğunluğu beyaz yakalı ve gerisi de üniversite öğrencisi ve/veya yeni mezunu olan bu kişiler siteyi yeni gördüklerini, tebrik ettiklerini, hayallerindeki işi yaptığımızı, kendilerinin de seyahat tutkunu olduklarını, yakın çevrelerine tavsiyeler verdiklerini söylüyorlar. Tabii ki zaman ayırıp bize ulaştıkları için kendilerine müteşekkiriz, beraber neler yapabiliriz üzerinde de çalışıyoruz. Fakart bir, iki üç neredeyse her hafta benzer içerikte mesajlar gelince konu oldukça ilginç bir hal aldı. Buradan akademik bir çalışma çıkaracak bir eğitimim yok (olan için ilginç bir vaka incelemesi çıkabilir tabii) ancak bir süredir bu sosyolojik olgu hakkında birkaç kişisel bir tespit/çıkarım yapmak istiyordum. Burada ilk aklıma gelenleri listelemeye çalıştım.

Öncelikle genel olarak seyahatin ve/veya seyahata olan ilginin artması

  • Solo seyahat edenlerin sayısının (burada solo’yu bilinen terminolojideki şekli ile tek değil paket turlara bağlı kalmadan seyahat edenler olarak kullandım) giderek artıyor olması,
  • Son yıllarda havayollarındaki rekabet ile fiyatların ve uçuşların artması ve seyahat sayılarının artması,
  • Aynı şekilde havayollarının ve kredi kartlarının mil programlarının en çok tercih edilen loyalty programları olması,
  • Yoğun ülke gündeminin üzücü, yorucu, baskıcı ve yıpratıcı etkisinden kurtulmak için insanların ilk fırsatta yurt dışına çıkmak yada ülke içinde farklı yerler görmek istemesi,

Daha özelde ise;

  • Değer yargılarındaki değişim. “Millenial”ların doğal özellliği olan “materyale sahip olmaktansa deneyimleme” görüşünün şu anda 30–50 yaş arasını yaşayan nesilde daha yavaş ve farkında olmadan ağırlık kazanmaya başlaması,
  • 2001 Türkiye ekonomik krizinin, 2008 dünya krizinin ve son 10 senede yaşanan ahlaki çöküntünün insanların hayata ve özellikle çalışma hayatına bakışını değiştirmesi, çoğunluğun işinden memnun olmaması,
  • Kendini dünya vatandaşı olarak yetiştiren ve seyahat edenlerin bilgi ve tecrübelerini başkaları ile paylaşmak istemeleri ancak -haklı olarak — “blogger” olmak istememeleri (bu da ayrı bir yazı konusu olmalı zira ülkede her şeyin olduğu gibi bunun da içi boşaltıp suyu çıkarılmış durumda. Blog’larda yazılan her satır/cümle para karşılığı olunca doğal olarak ne inandırıcılığı ne de çekiciliği kalmış durumda)
  • Jabiroo’nun ve/veya kuratörlerinin dışarıdan “rüya iş” olarak görülmesi : )

Bardağın dolu tarafından bakmak gerekirse bu trendin özünde memnunluk verici bir gelişmeye işaret ettiğini söyleyebiliriz. Tatili sayfanın yukarısında gördüğünüz resim ile bağdaştırmayan ne kadar çok kişi olursa toplum/ülke/dünya o kadar iyi bir yer olur.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.