ÜRETİMDE EN ÖNDEYİZ, TANITIMDA İSE EN GERİDE!

Yafa portakalı ismini yetiştiği Filistin topraklarından aldı. Yafa bölgesinde yetişen portakal, 1200 yılından beri bölgenin en önemli ticari ürünlerinden biri. Tatlı ve hoş kokulu yafa portakalı lezzetinin yanı sıra sağlık için de aranılan bir ürün.

Yafa bölgesinin coğrafik yapısına uygun Suriye, Irak, Kıbrıs ve Lübnan gibi ülkelerde de yetiştiriliyor. Türkiye’de 1950’li yıllarda satılmaya, 1970’li yıllarda ise Mersin, Hatay ve Finike gibi bölgelerde yetiştirilmeye başlandı.
Washington portakalı öyle… Türkiye’nin Amerika’yı sevmesinde bu portakalın rolü olduğu söylenir ki, pek de yabana atılacak bir görüş değildir bu. Bire ürün iyiyse o ürünü üreten insan, üretilen toprak da iyidir. Psikolojik bir algılama durumu. Ayrıca Washington portakalının kabuğu kolay soyuluyordu ve iriydi.
O dönemlerde Yafa ve Washington portakalı bir markaydı. Finike portakalı her ikisinden daha lezzetliydi ama o marka değildi.
 
Türkiye’de işler böyle yürüyor!

  • Türkiye bugünlere ürünlerini çeşitlendirerek geldi. Birçok portakal, greyfurt, mandalina ve limon çeşidini yetiştiriyor Türkiye ve ihraç ediyor. Fakat narenciyeyi marka yapamadı!
    Üretimde bir problem yok, kalite gayet iyi ama marka olamadı. Neden?
    Güney Afrika 60 ülkeye narenciye ürünü ihraç ediyor. Türkiye ise Rusya, Ukrayna ve Irak dışında başka ülkeye ihraç edemiyor? Niye?
    Kişi başına düşen narenciye tüketimi düşük! Niye?
    Narenciye üretimi yapan çiftçi bir türlü hayatından memnun hale getirilemiyor! Neden?
    Bu soruların cevabını ağaçtan sofraya, üreticiden tüketiciye giden yolda aramak lazım...
    Birçok nedeni var tabii de müşteri memnuniyetinin gelişmemiş olması en belirgin ve en etkili nedeni.
    Müşteri ile üretici memnuniyetini birlikte anma geleneğimiz yok bizim. Müşterinin memnuniyeti üreticinin memnuniyetsizliğinde arıyoruz. Üretici kâr etmişse, tüketici zarar etmiştir gibi bir algı var bizim ülkemizde. Ya da tersi!
    Bu algılama şekli sadece bir sektörle sınırlı değil. Sanayici bankacının hasmıdır. Çocuğu başarılı olamayan veli öğretmeni suçlar. Bakkal fırıncıya gıcıktır. Tüccar çiftçiyi hakir görür. Vs.
    Batı ülkelerinin kalkınma stratejileri arasında kooperatiflerin önemli rol oynadığını görüyoruz.
    Üretici de tüketici de kendi hak ve hukukunu savunan kooperatifler kurmuş ve o kooperatiflerin desteğiyle güçlenmiştir. Yere sağlam basmıştır. Üretici girdi maliyetlerini kooperatif sayesinde düşürmüş, daha fazla gelir elde etme imkânına kavuşmuştur. Tüketici ise daha kaliteli ürünü daha ucuza temin etme fırsatını yakalamıştır. 
    Bizim ülkemizde ise tüccar üreticiyi, devlet tüccarı, tohumcu devleti aldatmak için ne yapması gerektiğine kafa yormuştur.
    Kazan – kazan formülü bizim ülkemizde asla kullanılmamış, onun yerine “öbürünün kaybı benim kazancım” gibi bir basitliğe girilmiştir. Haliyle alınan yol da bir arpa boyu olmuştur ama kimin umurunda! Kendini uyanık sanan malı götürmüş, geride kalanlar ise mağdur olmuş gitmiştir. 
     
    Kalite var ama çeşit yok

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Enis Hekimoğlu, hem üretici hem de narenciye konusuna gönül vermiş kişilerden biri. Üretimden tüketime kadar çeşitli safhalarda yanlışların olduğuna dikkat çeken Hekimoğlu, “Üretici yeteri kadar para kazanamıyor ve yaptığı işten memnun değil. Dolayısıyla bahçesini yenilemiyor. Ürün çeşitliliğine gitmiyor” dedi. 
Üreticinin gübre, ilaç ve mazot gibi girdileri ucuza almasını kolaylaştıran mekanizmaların olmadığına işaret eden Hekimoğlu, çiftçinin yanında olması gereken birlik ve konseylerin girdi fiyatlarını aşağı çekme hususunda yetersiz kaldıklarını söyledi. Tanıtım konusunda yetersiz kaldıklarının altını çizdi.
Enis Hekimoğlu’nun belirttiği eksiklikler bilinmeyen şeyler değil aslında. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok yani. Hekimoğlu’nun dediği gibi “Türkiye’de herkes her şeyi biliyor” ama iş yapacak birini aradığında bulamıyorsun! Ziraat Fakülteleri, ziraat mühendisi yetiştirmekten oldukça uzak…
Hekimoğlu “Türkiye yetiştirdiği turunçgilleri Uzakdoğu, Avrupa ve Kanada’ya satması gerekirdi” diyor ki, yerden göğe haklı. Uzak destinasyonlara ihraç etmeye müsait ürünler turunçgiller, elma ve muz. Bu üç ürün de Türkiye’de fazlasıyla yetişiyor ama Türkiye maalesef bu ürünleri ihraç etmekte başarılı olamadı.
Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler de bol miktarda portakal, greyfurt ve mandalina satın alıyorlar ama bu ülkeler oldukça seçici ve üründen kalitelinin yanı sıra çeşit de istiyorlar.

Tanıtım eksikliği

Narenciye sektöründe üretimden pazarlamaya, pazarlamadan tanıtıma kadar tüm katmanlarda eksiklik olduğunu söylemek mümkün. Neticede en zayıf halka o sistemin gücünü gösteriyor değil mi? Satış ve pazarlama teknikleriniz yeterli değilse istediğiniz kadar tanıtım yapan, ya da tanıtımınız fazlasıyla iyi olsa bile kaliteniz yeterli değilse yapılan onca harcama boşa gidiyor.
Üretici – satış zinciri zaten en zayıf halka.. Cebine üç kuruş koyan, tüccar adıyla bölgeye gidiyor ve bu art niyetli kişiler üreticiyi mağdur ediyorlar. Aldığı ürünün bedelini ödemeden sırrı kadem basıyorlar çünkü. Bu tüccarların yerini kooperatiflerin, birliklerin ya da kurum kimliği olan şirketlerin alması gerekiyor. Üçkâğıtçı firmalar ciddi kurumlara da zarar veriyor çünkü Bölgenin itibar kaybına neden oluyorlar.
 
 
Narenciye festivali
 
Mersin her sene Narenciye Festivali yapıyor. Bu festivalin bütçesi 950 bin Lira. 300 bin lirasını Büyükşehir Belediyesi karşılıyor.
Festivale 30 ülkeden gösteri grubu katılıyor ve 700 gösterici yer alıyor bu gruplarda. Müziğiyle, folklor ekipleriyle, milli kıyafetleriyle 30 ülke insanı Mersin’i görüyor, şehrin tabii güzelliğini görüyor, sıcakkanlı insanlarının misafirperverliğine şahit oluyor. Balkanlar, Kafkaslar, Avrupa ve Asya ülkeleri narenciye pazarı. Mersin Narenciye Festivali’ne katılan 30 ülke de yine bu pazar ülkelerin insanı. Dolayısıyla festivalin turizme katkısı yanında ticari rolü de var.
Festival döneminde 500 bine yakın narenciye ürünü kullanılıyor. Süslemelerde kullanılan narenciye sayısı 100 bini buldu.
 
50 ton narenciye meyve ya da meyve suyu olarak misafirlere ikram ediliyor.

metinersezer@gmail.com