“Adalet Yürüyüşü”nü nasıl algılamalıyız?

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte cin şişeden çıktı. Mahkemenin bu kararı üzerine toplanan CHP MYK’sı daha o gece “Adalet Yürüyüşü” kararı aldı.

Karar hemen uygulanmaya sokuldu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile arkadaşları 15 Haziran Pazartesi günü Ankara’dan İstanbul’a yürümeye başladı. Güvenpark’tan yola çıkan grubun elinde “Adalet” pankartı vardı ve sadeceTürk bayrağına izin verildi. Kılıçdaroğludaha o gün kuralı koymuştu. “Adalet için yürüyoruz. Hak ve hukuk için yürüyoruz. Hak, hukuk ve adalet bize olduğu kadar 80 milyona da lazım. 80 milyon için yürüyoruz.”

Kılıçdaroğlu yola çıkmıştı çıkmasına ama kimse onun 451 kilometrelik yolu yürüyebileceğini düşünmüyordu.

CHP’de alışılmadık disiplin!

Ak Parti de ihtimal vermiyordu tabii. Dolayısıyla ilk günler sessiz kaldı. Baktılar Kılıçdaroğluyürüyor, “Adalet yolda aranmaz, Meclis’e gel”filan dediler.

Kılıçdaroğlu hiç oralı olmadı ve yürüdü. Ak Partide konuyu ciddiye almadığını göstermeye devam etti ve “Trene binsin” türü laf atmaktan öte bir şey yapmadı.

Kılıçdaroğlu disiplinli yürüyüşünü sürdürdü. Onun kararlılığını gören Ak Parti içten içe köpürmeye başladıysa da öfkesini hissettirmeden, “Yollar yürümekle aşınmaz” gibi sözlerle vaziyeti idare etmeye çalıştı. Güya, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü yok sayıyordu!

Kemal Kılıçdaroğlu arkadaşlarını “Kim ne derse desin, cevabımız ‘hak’, ‘hukuk’ ve ‘adalet’ olsun”diye uyarıyordu. Her şeyi eleştiren, Kılıçdaroğlu’nu dinlemek yerine onun “yetersizliği”ni dillendirenCHP gitmiş, onun yerine Kılıçdaroğlu’nun her dediğini uygulayan bir CHP gelmişti. Ne derse ikiletmeden yapıyorlardı.

Ak Parti neden sertleşti?

Ak Parti baktı ki iş ciddi, ses tonunu yükseltip verdiği mesajlarının dozajını arttırdı. “Bunlar Gezi Eylemlerini yeniden başlatmayı amaçlıyorlar”açıklaması ilk mesajıydı.

Kemal Kılıçdaroğlu her sabah yola çıkmadan önce kısa bir açıklama yapıyor ve her açıklamasında “Hak”, “Hukuk” ve “Adalet”diyordu.

Ak Parti’nin mesajları her geçen gün biraz daha sertleşiyordu. “Bunlar, FETÖ’cülerin ayakçılığını yapıyor” dediler. “Bunların gittiği yol Pensilvanya ve Kandilin yoludur” dediler. “Adalet Yürüyüşü yaptığını iddia eden CHP, adaleti savunmuyor, zulmü yüceltiyor” dediler.

Kemal Kılıçdaroğlu, Ak Parti’den gelen seslere kulağını ta başta tıkamıştı. Sokaktan gelen sesleri de duymaz oldu. Kamp yaptığı yere gübredöktüler, tebeessüm etti. Mermi koydular, "Bizi korkutamazsınız" dedi geçti. Güzergâhı üzerinde toplanıp kortejine laf atanlara oldukça yapıcı cevaplar verdi. Kılıçdaroğlu, “Biz nasıl demokratik hakkımızı kullanıyor ve yürüyorsak, onlar da protesto haklarını kullanıp bizi protesto ediyorlar. Saygı duyarım” dedi ve yürüyüşü provoke etmek isteyen dalganın üzerinden aşmasını sağladı.

Gerçekten gaflet midir bu yürüyüş?

Ak Parti baktı ki zemin kayıyor, kendi kitlesini konselide etme ihtiyacı duydu ve CHP’yi ötekileştiren söylemlere ağırlık verdi. “Biz bu yolları millet için yaptık. Teröristler yürüsün, diye yapmadık” dedi mesela. O yetmedi, “CHP bu yürüyüşü FETÖ’cülere, ya da PKK terör örgütüne karşı yapsaydı bir anlamı olurdu. PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleri CHP’yi alkışlıyor. Bu da gösteriyor ki, CHP teröristler için yürüyor”dediler.

Başbakan Binali Yıldırım “Bu yürüyüş adalet yürüyüşü değildir, bu yürüyüş gaflet yürüyüşüdür” dedi.

Kim ne derse desin CHP bu eylemi iyi yönetti ve tamamlamak üzere olduğu 451 kilometrelik“Adalet Yürüyüşü” kamuoyunda ses getirdi.

Ak Parti elbette ki bunun altında kalmaya razı olacak değildir. 15 Temmuz için büyük bir hazırlık yapıyor. 11-16 tarihleri arasında yapacağı “15 Temmuz’u Anma Haftası” etkinliği ile CHP’nin“Adalet Yürüyüşü”nü ve 9 Temmuz’da gerçekleştireceği “Maltepe Mitingi”ni gölgede bırakmayı hedefliyor.

Ak Parti Sözcüsü Mahir Ünal 81 ilde anma törenleri yapılacağını ve 15 Temmuz gecesiuyumayacaklarını bildirdi. 15 Temmuz’un sembolü olan her yerde olacaklarını ifade edenÜnal’ın sözlerinden de anlaşılacağı gibi Ak Partibu konuyu duygusal bir mecraya çekeceğe benziyor.

15 Temmuz vakarı

Ancak, 15 Temmuz günü Türkiye için acı bir gün ve vakarla anılması gereken bir gündür. “Biraz daha analım”, “meydanda biraz daha kalalım”dendi mi, vakarını kaybedip aksi tesir yapması da söz konusu olabilir!

Olup bitenleri siyasi polemiğe girmeden sadece“Adalet” noktasından değerlendirmekte fayda var.

Gerçek şu ki Türkiye uluslararası standartlara haiz bir “Hukuk Devleti” olamadı. Adalet, hak,hukuk konusunda birçok eksiği var. Türkiye şayet“Hukuk Devleti” olsaydı, ne 17-25 Aralık Olayıyaşanırdı ne de 15 Temmuz! Hukuk bu tür kötü niyetli eylemlere fırsat vermez çünkü. Daha işin başında ortaya çıkarırdı o kötü niyeti. Hukukun olmadığı yerde ise güçlü olanın dediği kanun oluyor. O da sonunda ya askeri ya sivil ya da dış mihrakların yönettiği darbelere tosluyor.

Her Türk vatandaşının “Hak”, “Hukuk” ve “Adalet”isteyene saygı göstermesi ve Türkiye’nin bu eksiğini bir an önce tamamlaması hususunda elinden gelen yardımı esirgememesi gerekmektedir.

Like what you read? Give Metiner Sezer a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.