Kelkit Havzası "Karadeniz'in Çukurova'sı"

Metiner Sezer

Tokat, Sivas, Erzincan, Gümüşhane ve Giresun… Bu beş kenti içine alan havzaya Kelkit Havzası deniyor. İsmini Kelkit Çayı'ndan alan bu havzanın tam orta yerinden geçen Yeşilırmak sayesinde 256 kilometre uzunluğundaki vadide sulu tarım yapılıyor.
Kelkit Havzası'nı “Karadeniz'in Çukurova’sı” yapma çalışmaları var. Bölgede ekolojik tarım için başlatılan hamle devam ediyor.
Dünya ekolojik tarımla tanışalı en fazla 30 bilemedin 40 sene olmasına rağmen pazar çok hızlı büyüyor. Nedeni de, kimyevi maddelerle kirlenen topraklarda üretilen gıda maddelerinin başta kanserojen olmak üzere birçok zararlı özelliğinin bulunması ve bu gıdaların adeta zehir etkisi yapması. Bu gıdayı alan besleneyim derken, zehirleniyor!..
Avrupa, durumu fark eder etmez, ekolojik tarıma yöneldi. Hiç kimyevi madde kullanmadan üretim yapıyorlar şimdi. İş kimyevi madde kullanmamakla kalmıyor tabii. Toprağın bu maddelerden arındırılması da gerekiyor; pahalı bir yöntem yani.
Dolayısıyla, ekolojik tarımın ilk şartı toprak yapısının kirlenmemiş olmasında gelip düğümleniyor.
Ki, Kelkit Havzası bu özelliğe sahip…
Dünyadaki ekolojik ürün pazarı şimdilik 35 milyar dolar ve bu üretimin 25 milyar dolarlık kısmını Avrupa tüketiyor. Türkiye'nin bu pazara sunduğu ürün miktarı da, elde ettiği kazanç da az. Milyarlarca dolar ürün satması mümkün iken toplamda sattığı 100 milyon dolar ya buluyor ya bulmuyor!
Kelkit Havzası, hem sulama probleminin olmaması yönünden, hem de toprağın herhangi bir kirliliğinin bulunmamasından dolayı ekolojik tarıma çok müsait. Bir tarafta ekolojik ürüne duyulan talep artıyor, bir tarafta da bu pazara cevap verecek tüm niteliklere sahip bir vadi var. İş sadece helva yapmaya kalıyor.
O helva yapılabilir mi?
Yapılan tüm araştırmalar yapılabileceğini gösteriyor. Kamu ve sivil toplum kuruluşları bu projenin uygulanması için canla başla çalışıyorlar. HakezaTokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi… Bu projeyle anıldığından dolayı gururlanıyor ve “Kelkit Vadisi, Türkiye'nin ikinci GAP'ı niteliğindedir ve bu proje bir ilktir” sözünü stratejisinin en başına yazmış.
Kabul etmek lazım ki, bu tür projelerin hayata geçirilmesi oldukça zor; çok yönlü ve büyük proje çünkü... Hele Türkiye gibi bir proje etrafında, ortak hareket etme yeteneği fazla gelişmemiş bir ülkede daha da zor!
Fakat Kelkit Havzası’nın etrafında işi kolaylaştırıcı bir halka oluşmuş. Üniversite ve kamu yönetimi, sivil toplum örgütleri ortak akıl etrafında buluşmuşlar. Sadece iller değil, ilçeler de organizasyonun bir parçası ve uyum içinde çalışıyorlar.
Ayrıca, yöre iş adamlarının bu konudaki heyecanını anlatmam mümkün değil. Reşadiye'de bir süt fabrikası kurmuşlar mesela. Resüt. Modern bir tesis. Üretimin bütün safhası otomatik makinelerden geçiyor ve el değmeden üretim yapılıyor. 50 ortaklı bir yatırım ve ortakların hepsi yöre iş adamı. Özbekistan başta olmak üzere birçok komşu ülkeye ihracat yapma başarısı göstermiş. Zile malum pekmeziyle meşhur bir ilçe… Reşadiye ise kaplıcalarıyla… Niksar suyu emsalsiz bir su..
 
Sezar'ın "Veni. Vidi. Vici" dediği yer yine bu bölge. Geldim. Gördüm. Yendim! Bölge tarihî mirasıyla da ünlü yani… Kelkit Havzası sadece ekolojik tarımla büyümeyi düşünmüyor; sahip olduğu tarihî eserleri turizme kazandırmak istiyor.

metinersezer@gmail.com