Madem değişecektin, darbe girişimini niye bekledin?

Metiner Sezer
15 Ağustos 2016

Ak Parti İktidarında müthiş bir değişim yaşanıyor. Başbakan, bakanlar ve parti yetkilileri“liyakat” diyorlar da başka bir şey demiyorlar.

En son Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş dedi. Hem de daha bir belirginleştirip öyle dedi.

“Dini, seküler fark etmez. Gerçekten ehliyeti, liyakati ve millete sadakati olan insanlar gelsinler, devletin karoları içinde yer alsınlar. İçkisini içen de gelsin, içmeyen de gelsin. Hanımı başörtülü olan da gelsin, olmayan da gelsin. Böylesine bir özgürlük ortamını devletin kadroları içinde sağlarsanız, kimse FETÖ’ye ihtiyaç duymayacaktır.”

Bu sözler Başbakan Yardımcısı ve aynı zamanda Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un bizzat söylediği sözler.

“Özgürlük ortamı”na vurgu yapan Kurtulmuş, “Özgür ortamın sağlanması halinde Fetö’ye ihtiyaç duyulmayacağı”ndan söz ediyor.

Hepsi doğru, hepsi yerinde, hepsi isabetli sözler bu sözlerin. De… Bunun için darbe girişimin yaşanması mı lazımdı? 240 kişinin şehit olması mı gerekiyordu? TBMM Binası’nın bombalanması, tankların sokaklarda insanları ezmesi mi gerekiyordu?

Soru çok: Türkiye’nin dış ülkelerde itibarının tartışılır olmasını beklediniz? Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu düşürmesini mi istiyordunuz?

İktidardakişekilcilik kavramı o kadar hassaslaşmıştı ki, daha darbeden üç-beş gün önce bıyıksız bakanlar bıyık bırakma telaşına girmişlerdi. Çoğunun bıyığı 15 Temmuz’dan sonra çıktı!

Eskisi gibi olamayız

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Eskisi gibi olamayız” dedi ve 15 Temmuz öncesi gibi davranamayacaklarının altını çizdi.

İtiraf mahiyetindeki bu açıklamasında Erdoğan; şu ifadeyi kullandı:

“15 Temmuz’a kadar AK Parti’ye oy verenlerden aldığımız güçle tüm Türkiye’ye hizmet çabasındaydık. 15 Temmuz’dan sonra hangi partiye oy vermiş olursa olsun, Türk milletinin tamamına karşı kayıtsız şartsız sorumluluğumuz vardır.”

Erdoğan her ne kadar “Ak Parti’ye oy verenlerden aldığımız güçle tüm Türkiye’ye hizmet çabasındaydık” dese de cümlenin devamında bunun böyle olmadığını kabul eden bir ifade kullanıyor ve sözünü “Türk milletinin tamamına karşı kayıtsız şartsız sorumluluğumuz vardır” diye tamamlıyor.

Özür dilemek erdemdir

Özür dilemenin büyük bir erdem olduğunu bilen bir milletiz. Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Hükümeti yetkililerinin hatalarını kabul etmeleri ve özür dilemeleri onların erdemini göstermektedir.

Fakat kuru bir özürle geçiştirilecek şeyler yaşamadı bu ülke. Zarar - ziyana sebebiyet veren uygulamalar ve siyasi politikaların hesabı vererek toplumla helalleşmeleri gerekiyor.

Medya var bir de

Ak Parti hatalarını söylüyor, özür diliyor ve geçmişteki hataları bir daha tekrarlamayacağı hususunda sözler veriyor ama unutmamak lazım ki, hata yapan sadece iktidar değildi. Medya da ona suç ortaklığı yaptı. Hükümetin her icraatını doğru gösteren, yanlış olduğun bilmesine rağmen o icraata methiyeler düzen bir medya vardı. Onları ne yapacağız? Onlardan tek bir nedamet işareti gelmedi! Eski pozisyonlarından geri adım attıkları görülmedi!

Hükümet’ten beklenen

Ayinesi işidir kişin, lafa bakılmaz. Hükümetin söyledikleri hoş şeyler ve uygulandığı takdirde ülkeye huzur geleceği kesin.

Vatandaşın Hükümet’ten istediği icraatlar var. 1) Masum insanlar cezalandırılmasın. 2) Suçlu olanlar en ağız ceza ile cezalandırılsın. 3) Mahkeme kısa zamanda başlasın ve tamamlansın.4) İşe alınacak olanlar liyakatine göre alınsın. 5) Türkiye “Hukuk Devleti” olsun.

Hükümet bu beş maddelik icraatı bihakkın yerine getirirse, milletle helalleşmiş olur.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.