Normalleşelim artık

Metiner Sezer

Başbakan Binali Yıldırım koltuğa oturur oturmaz, “Dostlarımızın sayısını arttıracağız, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız” demiş ve bu sözünü hızlı bir şekilde uygulamaya sokmuştu. Bu mesajın geri dönüşümü de hızlı oldu. Rusya “180 derece” dönüş yaptı. İsrailanlaşma masasına oturdu. Mısır “Türkiye’nin olumlu mesajları sevindirici” dedi. Suriye tarafından henüz hoş bir söz gelmedi ama eli kulağındadır; o da yakında samimi mesajlar verir mutlaka.

Bu politika değişikliği ülkedeki herkesi sevindirdi. Esnaf sevindi en başta. Turizmci ümitlendi. Çiftçinin morali düzeldi. İhracatçının yüzü güldü.

Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Şimdi sırada içerdeki dostlarımızın sayısını arttırmak var”dedi. Ki, bu ses, Türk milletinin sesidir: Türk halkı barış istiyor. Kardeşlik istiyor. Birlik, dirlik,beraberlik istiyor.

Cemil Çiçek’in dediği gibi “Türkiye’nin içinde gerginliğin olduğu ortada. Gönül köprüsü kurmaya ihtiyacımız var. Köprünün iki ayağı var ama birbiriyle bağlantısı yok. Bu iki ayağı buluşturmamız gerekiyor.”

Cemil Çiçek bir gerçeğin daha altını çiziyor bu konuşmasında ki, yerden göğe haklı. “Bir yandan, ülkede birlik ve bütünlüğe ihtiyaç var, diyoruz. Öbür taraftan birlik ve bütünlüğü darmadağın eden konuşmalar yapıyoruz. Dostlukları arttıracak, ilişkileri normalleştirecek bir söylem, üslûp ve anlayışa ihtiyaç var.”

Çiçek, özeleştiri de yapıyor konuşmasında. Kendisinin karşı görüşleri dinlemeyi, anlamayı öğrendiğini vurguluyor ve bunun iyi bir haslet olduğuna dikkat çekiyor.

Cemil Çiçek’in bu doğru ve samimi sözlerine kulak vermek lazım… Toplumun birliği ve dirliği için buna şiddetle ihtiyaç var. Çiçek’i “Paralel yapı” unsuru gösterip bir köşeye atmak yanlış olur.

Evet, hoşlanılmayan kişilere “paralel yapı” dendi. “Hain” dendi. “Dış düşmanların işbirlikçisi”dendi. Dendi. Dendi. Dendi…

Bu demeler prim de yaptı. Da… yetti gayri. Ülke fena halde gerildi. Tam orta yerinden cart diye ikiye ayrıldı. Kırgınlıklar, dargınlıklar arttı. Bitsin artık bunlar. Vakit, normalleşme vakti. Bu yapılsın.

Bu kadar çalışmak doğru mu?

Ak Parti kadar “çalışkan” bir parti gelmedi. Geleceğini de sanmıyorum. En baştaCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, parmak ısırtıcı bir temposu var. Onun hızına kimse yetişemiyor. Erdoğan “takipçidir” ayrıca. Hangi bakan ne kadar kilometre yok kat etti? Milletvekili seçim bölgesinde kaç toplantı yaptı? İl ve ilçe başkanları ne kadar çalıştı? Muhtarların verimli mi? Cami imamları namazı kıldırıp sıvışıyor mu, yoksa fakir fukara ile mi ilgileniyor? Hepsinden haberi oluyor. Sistemi öyle kurmuş!..

İyi hoş da bu sözü geçenler insan. Eşleri, dostları, akrabaları, mahalle arkadaşları var. Onlarla da görüşsünler biraz. Bir kez tatile çıksınlar. Eşleriyle yürüyüş yapsın, çocuklarının başını okşasınlar. Varsa yoksa parti! “Dava” diyorlar. “Lezzet alacaksa davaya hizmetten lezzet alsın” diyorlar. Yanlış. İnsanları yarış atı gibi koşturmanın anlamı yok.

Çalışmak elbette ki güzeldir. İnsanlara hizmet etmekten daha kıymetli ne olabilir ki? Ama “at gözlüğü” diye bir şey var. İnsanlar “at gözlüğü” ile bakmaya başlarlarsa, bir an gelir kendilerinden başka herkesi “düşman” görmeye başlarlar. “Dava” o “düşmanı bertaraf etmeye” dönük olur ki,“doğru” ile “yanlış”ın, “iyi” ile “kötü”nün birbirine karıştığı yerdir orası. O hataya düşen, hem kendisine hem ülkesine ve hem de bölgesine zarar verir. Bunu da hatırdan çıkarmamak lazım!..

İş dünyası ümitlendi

Başbakan Binali Yıldırım esnafı, yatırımcıyı, sanayiciyi, hizmet sektöründe faaliyet gösterenleri ilgilendiren teşvik ve destekleri açıkladı ya. Hemen ardından, oda ve birlik başkanları “olumlu”tepki verdiler. “Ümitlendiklerini” söylediler. “Morallerinin düzeldiğini” ifade ettiler.

Şaşırdım doğru.

Eğer “moralleri düzelmiş”se, daha önce bozuk olması lazımdı. Hiç olmadı “moralimiz bozuk”diyen. Demeye mi korkuyorlardı yoksa?

Eğer “ümitlenmişlerse” neye ümitlendiklerini de söylemeleri lazımdı. O da yok!

Açıklanan şeyler fena şeyler değildi tabii de öyle ahım şahım şeyler de değildi.

STK’ların verdiği tepki, gerçekçilikten uzak; biraz “korku” biraz da “goy-goy” kokan şeylerdi.

6 Temmuz 2016

metinersezer@gmail.com
Like what you read? Give Metiner Sezer a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.