Liste: Netflix’te izlenesi belgeseller

White Helmets (2016)

Netflix yaptığı son atakla birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de seyir deneyimini farklı bir noktaya getirmek için çaba ve kaynak sarf ediyor.

Hemen hemen öne çıkan tüm içeriklerinde artık Türkçe altyazı desteği sunan platform, Türkçe dizi ve filmleri de bünyesine katarak Türk seyircisinin kalbine girmeye çalışıyor.

Orijinal dizileri bir tarafa bırakırsak yine Netflix elinden çıkma belgesel ve özellikle belgesel dizilerin en az diziler kadar hatta onlardan daha fazla ilgiyi hak ettiğini söyleyebiliriz.

Orijinal Netflix belgeselleriyle birlikte platformda yer alan kaydadeğer diğer belgeselleri not etmekte fayda var. Aşağıda sürekli güncellenecek bir liste paylaşıyorum.

1. White Helmets (Beyaz Kasklılar)

İlk sıraya şüphesiz White Helmets’i almam gerek. Suriye’deki iç savaşın sembollerinden olan bağımsız arama kurtarma ekibini odağına alan Beyaz Kasklılar Netflix’teki en sert belgesellerden biri.

Belgesel, Suriye’de sivillerin üzerine yağan hava saldırılarının mağdurlarını kurtarmak için canları pahasına çalışan Beyaz Kasklıların hayatını gözler önüne seriyor.

Özellikle enkaz içinde, betonlar arasında kurtardıkları 10 günlük Mahmut bebeğin görüntüleri hayatın ve savaşın özeti gibi. Beyaz Kasklılar adını da bu görüntüleriyle duyurmuştu. Belgeselde olayın kahramanı, Mahmut bebeğin hayatını kurtaran Ömer Halid Farah’ı dinliyoruz. Uzun, sakin ve umut dolu sözlerini, tanıklıklarını. Farah, Ağustos 2016'da Halep’e yapılan Rus hava saldırısında hayatını kaybetti.

Time dergisinin kapağına taşıdığı Beyaz Kasklılar, Nobel Barış Ödülüne de aday gösterilmişti.

Beyaz Kasklılar, mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.

2. Abstract: The Art of Design (Soyut Düşünce: Tasarım Sanatı)

Abstract, dünyayı güzelleştirmeyi meslek edinen dünya çapındaki 8 sanatçıyı ve eserlerini odağına alıyor: Christoph Niemann (illüstrasyon), Tinker Hatfield (ayakkabı tasarımı), Es Devlin (sahne tasarımı), Bjarke Ingels (mimari), Ralph Gilles (oto tasarımı), Paula Scher (grafik tasarım), Platon (fotoğrafçılık), Ilse Crawford (iç mekan tasarımı).

Dizideki her bir bölüm, onları “dünya çapında” ön plana çıkaran niteliklerin, başarılarının ardındaki sırrı aralamaya çalışıyor. Örneğin illüstratör Niemann’ın eğlenceli Instagram eskizlerinin de New Yorker’a yaptığı kapak çalışmalarının da ardında oyunsuluk kadar -belki daha da fazla- kusursuz bir titizliğin, hatta rahatsız edici bir Kant düzeninin olduğunu görüyoruz.

Niemann’ın çalışmaları: Solda New Yorker kapaklarından biri, sağdakiler de Sunday Sketching çalışmalarından iki örnek.

Veya iç mekan tasarımcısı Crawford… Girdiğimizde bizi farklı ruh hallerine sokan, rahatlatan, huzur veren veya lüks hissettiren mekanların ardındaki emeği ön plana çıkarıyor Abstract. Sosyoloji ve antropoloji kitapları arasında insanı tanımaya çalışan Crawford’un emeğini.

Abstract’taki her bir bölüm tasarımın özüne inmeye çaba harcıyor, her bir sanatçı eseri ve hayatıyla izlenmeyi hak ediyor.

3. 13th (13. Madde)

13th ABD’deki cezaevi sistemini detaylıca ele alan bir belgesel. 13th’de söylem kölelikten yola çıkılarak kuruluyor.

Bilhassa ABD’nin ırkçı geçmişinin titizce işlendiği belgeselde günümüzde süren cezaevi ve rant ilişkileri de gözler önüne seriliyor. ABD’deki güncel tartışmaların ihmal edilmediği 13th Trump’ın açıklamaları, Jim Crow, #BlackLivesMatter’ı da masaya yatırıyor ve altlarındaki temel sorunları ekrana taşıyor. “ABD’de ne oluyor”a bir de 13th’i izledikten sonra bakın.

4. Chef’s Table

Chef’s Table tam 3 sezonluk bir belgesel dizi. Birbirinden ünlü şeflerin hayatlarına ve sundukları lezzetlere götüren serinin benim gördüğüm en etkileyici bölümü Francis Mallmann’ın konu edildiği bölüm (1. sezon, 3. bölüm).

Issız Patagonya adalarından üç Michelin yıldızlı Fransız restoranlarına uzanan öyküsüyle Mallmann, gerçek lezzetin “yaban”da olduğunu açık ateşte pişirdiği sebzeler ve etlerle sergiliyor.

Chef’s Table şu ana kadar tam 3 sezonluk bir lezzet serüveni sunuyor.

5. The Propaganda Game

The Propaganda Game bizi Kuzey Kore’ye götürüyor. İspanyol sinemacı Álvaro Longoria’nın ziyaret ettiği bu “gizemli” ülkeyi sıradan vatandaşların dilinden izliyoruz. Ama tabii mutlaka yanlarında bir resmi görevliyle birlikte. The Propaganda Game, Kuzey Kore’yi mümkün olan bir yakınlıktan gösteren bir belgesel.

6. Making a Murderer

Netflix’in çok konuşulan yapımlarından biri olan Making a Murderer, suçsuz yere kendisini cezaevinde bulan Steven Avery’nin öyküsünü anlatıyor. Suçsuzluğu DNA testiyle ortaya çıkan Avery, hakkını ararken başka bir davada zanlı oluyor. Çekimleri 10 yıl süren Making a Murderer 10 bölümlük bir belgesel.

7. Houston, Bir Sorunumuz Var!

Houston, We Have a Problem! (2016)

Matrix’teki Morpheus’un Neo’ya gerçekleri anlatacağı beyaz boşluktan ibaret bir mekan, benzer bir koltuk ve koltuğun karşısında bir televizyon. Morpheus’un koltuğunda ise mor çoraplarıyla ve çırpınırcasına söyleviyle Slavoj Zizek var. Houston, Bir Sorunumuz Var! böyle başlıyor ve her karesine sinen Zizek söylemiyle Soğuk Savaş dönemine dair harika bir “mocumentary” örneği sunuyor.

8. Inside World’s Toughest Prisons (2016)

Araştırmacı gazeteci Paul Connolly bu 4 bölümlük belgeselde bizi dünyanın en berbat hapishanelerinin içine götürüyor. Her bir hapishanede belli bir süreyi mahkum olarak deneyimleyen Connolly, hem mahkumların hem de gardiyanların görüşlerine başvuruyor.

Bu hapishanelerde sıradan mahkumlar yok. Katiller, tecavüzcüler, uyuşturucu kartellerinin liderleri var. O yüzden Connolly’nin düşmanını telle boğan veya teyzesini palayla doğrayan isimlerle yaptığı söyleşiler bambaşka bir atmosferi ekrana taşıyor. Connolly’nin mahkum olarak gözlemlediği hapishaneler sırasıyla şöyle: Danli (Honduras), Piotrkow (Polonya), El Hongo (Meksika), Rizal (Filipinler).