Mide Küçültme Ameliyatı

Mide Küçültme
Jan 12 · 11 min read

Son zamanlarda popülaritesi artan ve günümüzde de bir hayli fazla tercih edilen kilo verme yöntemi olan ve obezite sorununu ortadan kaldırabilmek için gerçekleştirilen Mide Küçültme Ameliyatı nedir, kimler olabilir? Vücudundan olması gerekenden de fazla kilo sorunu meydana gelen kişilere kalıcı tedavi yöntemi sunan Mide Küçültme Ameliyatı nasıl yapılır, kaç kilo almak gerekir?

Mide Küçültme Ameliyatı Nedir?

Mide küçültme ameliyatı fazla kilo ve obezite sorunu yaşayan kişilerin diyet, spor veya ilaç tedavisi uygulamasına rağmen tatmin edici sonuç alınamadığında uygulanan bir yöntemdir. Ameliyatla beraber, mide bağırsak sistemindeki açlık-tokluk ve kan şekeri kontrolü sağlayan hormonlarda büyük bir değişim meydana gelir. Midenin küçülmesiyle beraber daha az gıda ve haliyle kalori alınacağından kişi doğal yollarla zayıflamaya başlar ve bu zaman zarfında vücut aşırı strese maruz kalmadığından olabilecek herhangi psikolojik travmalardan da uzak olur.

Mide Botoksu Nedir?

Mide Botoksu midenin belirli yerlerine botoks maddesi enjekte ederek midedeki kasların kasılmaları sınırlandırarak midedeki gıdaların sindirim süresini yavaşlatmayı ve buna bağlı olarak da kişinin tokluk hissini uzatmayı amaçlayan bir kilo verme tedavisidir.

Endoskopik olarak yapılan bu yöntem sayesinde midedeki açlık ve iştah üzerinde fonksiyonu olan kasların ve sinirlerin geçici olarak etkisiz hale gelmesini amaçlar.

Mide Küçültme Ameliyatı Nasıl Olur?

Midenin yaklaşık olarak %80’lik bir kısmının cerrahi operasyonla çıkarılması mide küçültme ameliyatı ile olur. Midenin büyük bir kısmı cerrahi bir operasyon ile çıkartılır. Bu sayede insan vücudu yoğun strese maruz kalmaz ve ameliyat sonrası iyileşme bir hayli hızlı olur. Mide Küçültme Ameliyatı; Tüp Mide Ameliyatı, Mide Kelepçesi Ameliyatı ve Gastrik Bypass olmak üzere üç çeşide ayrılmaktadır.

1) Tüp Mide Ameliyatı: Midenin yaklaşık olarak 4/5 lik bir kısmının kalıcı olarak kesilip alınması ve kalan kısmının bağırsaklara bağlanması metoduyla gerçekleştirilen tüp mide ameliyatının geri dönüşü yoktur.

2) Gastrik Bypass Ameliyatı: Tüp mide ameliyatının aksine midenin büyük bir kısmı kesilip çıkarılmaz, sadece kullanım dışı bırakılır. Sürekli yeme ihtiyacı hisseden ve fazla karbonhidrat tüketen hastalar için en iyi çözüm gastrik bypass laparoskopik yöntemle gerçekleşir.

3) Mide Kelepçesi Ameliyatı: Bu operasyonda tüp mide ameliyatından farklı olarak, mide kelepçesi ameliyatının geri dönüşü mümkündür. Midenin üst kısmındaki cep daha küçüktür ve gıdalar tüketildiğinde bu cep hemen dolduğundan dolayı tokluk daha çabuk hissedilir. Hasta istediği kiloya eriştiğinde isterse gastrik bandı çıkartılır.

Mide Küçültme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Aşırı kilo kaybı nedeniyle safra kesesi taşı oluşumu
Olası Enfeksiyon
Solunum, akciğer yolu problemleri
Kan pıhtılaşması, emboli
Ülser

Ameliyattan Sonra Ağrı, İz Kalır mı?

Tüp mide ameliyatı kapalı yapıldığı için, ameliyat sonrası ağrı çok azdır ve estetik sonuçlar da oldukça başarılıdır. Fotoğrafta ameliyat olan bir hastanın ameliyattan 10gün sonrası durumu paylaşılmış, birkaç ay sonra da bu çizgiler de hemen hemen kaybolmuştur. Hastalar, ameliyat sonrası hemen ayağa kalkabilir ve 3. günde evlerinde, 6 ila 7. günde de işlerine dönebilirler.

Mide Küçültme Ameliyatı Olmanın Faydaları

Bu ameliyat ile vücuttaki fazla kilonun ortalama %60'ı oldukça kısa sürede kolaylıkla verilir. Mide bağırsak sistemindeki yiyecek geçiş sisteminde bir değişikliğe gerek kalmaz. Mide küçültme ameliyatından sonra metabolik bozukluklar daha çabuk sürede düzelir.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

Düzenli şekilde spor ve egzersiz yapılmalıdır.

Yemek yerken, katı ve sıvı yiyecek ve içecekler bir arada tüketilmemesine dikkat etmek gerekir.

Ameliyattan sonraki zamanda protein bakımından zengin diyetler uygulanmalıdır.

Yemeklerden en az 10–15 dakika önce ya da 20–30 dakika sonra su içilmelidir.

Sık sık ama küçük porsiyonlarda gıda tüketilmelidir.

Yiyecekler mümkün mertebe çok iyi çiğnenerek yenmelidir.

Gün içerisinde 1 litre su tüketilmeli, bu miktar ilerleyen zamanlarda 1,5–2 litreye çıkarılmalıdır.

Mide Küçültme Ameliyatı Kimlere Uygulanmalı?

Bakanlık tarafından yapılan uygulamada, (SUT) yapılan değişikliklere göre ameliyat için şart olan minimum vücut kitle endeksi 40'tan 35'e çekilmesine rağmen kimler ameliyat olur ile alakalı sorular yanıt veren hekimimiz şu bilgileri verdi: “Obezite operasyonunun fazla kilolu hastalar için belirlediği şartlar olsa dahi mide küçültme ameliyatları herkese göre değildir. Vücut kitle endeksi 35 ya da üzeri olan, aynı zamanda obezitenin sebep olduğu şeker hastalığı, aşırı tansiyon, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, kireçlenme, kolesterol yüksekliği, sindirim sistemi problemleri ve kalp hastalıkları gibi diğer hastalıkları bulunan kişiler için uygundur.

Kilo verme metodlarının, belirli bir sür uygulanmasına karşın sağlıklı bir şekilde kilo verememiş kişiler için idealdir. Kişi gereğinden fazla kiloluysa dahi ilk yapılan yöntem bir diyetisyen kontrolünde, diyet yapmak olmalıdır. Kısaca, obezite cerrahisi ilk tercih olmamalıdır. Mide küçültme ameliyatı olmak isteyenler bu kararı çok zor alıyorlar. Hem toplumun az ye ve zayıfla baskısı hem de, diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum hissiyle başarısızlık duygusuna kapılıyorlar. Az yemekle kilo verilmeyeceği, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Herhangi bir ameliyata karar vermek hasta için çok zor bir süreçtir. Bu süreçte bizlere düşen onların yanında olarak destek vermektir.”

Mide Küçültme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her ameliyatta risk vardır. Bu sadece mide küçültme ameliyatına has birşey değildir.

Riskleri genel olarak listelersek;
Anesteziye bağlı riskler, nefes darlığı, enfeksiyon, safra kesesi taşları, beslenme bozukluğu, kan pıhtısı, damar tıkanması, kanama, kusma, fıtık olarak sayılabilir.

Bu riskler genelde karın içi ameliyatların hepsinde görülür. Şunu da belirtmek isterim ki safra kesesi ameliyatı sonrası sorun görülme ihtimali, güvenli mide küçültme ameliyatı risklerinden daha fazladır” dedi.

Vücut Kitle Endeksi 30’un Altında Olan Kişiler Ameliyata Alınmayacak

Vücut kitle indeksi 30’un altında olan kişilerin ameliyata alınmasının önüne geçen bakanlık, yayınladığı ‘Obezite Merkezleri Genelgesi’ ile merkezlerin, doktorların ve hastaların uyması gerekenler kuralları listeledi.

Sağlık kuruluşlarında obezite merkezleri kurulması için çalışma başlatan bakanlığın yayınladığı Obezite Merkezleri Genelgesi’nde yer alan ve uyulması gereken kurallar ise şöyle:

  • Programa kayıt 7 gün sürecek.
  • Hastanın uyumuna göre, günlük en az bir branşla görüşme yapması sağlanacak.
  • Hastalar sağlık taramasından geçecek.
  • Danışman hekim kendi alanıyla alakalı bir hastalık olup olmadığını ve hastanın obezite tedavi programına başlatılıp başlatılmamasında bir tehlike olup olmadığını raporlayacak.
  • Hekimin hastanın tedavi gerektiren, obeziteye neden olan ya da alakasız bir hastalığını tespit etmesi durumunda, bu hastalığın tedavisinde veya sonrasında programa katılması konusunda görüş belirtecek.
  • Obezite tedavisi alacak hastalar için yemek yeme kuralları yapılacak ve depresyon ölçeği ile takip formu imzalanacak.
  • Hekimler, hastanın programa katılmasını kabul ediyorsa, Obezite Sözleşmesi’ni imzalayacaklar.
  • Hastalar 14 gün boyunca eğitilecek.
  • Eğitimde kazanımların en az yüzde 50’sini edindiği belgelenen hastalar bir sonraki evreye geçme hakkı kazanacak.
  • Sekizinci haftadan sonra kilo vermenin gerçekleşmemesi, %10-20 arası kilo vermeye ulaşılamaması esnasında ek tetkikler olarak ilaç, tamamlayıcı uygulamalar, aile görüşmeleri veya bireysel görüşme terapileri, bariatrik cerrahi tedavilerine başlanabilecek.
  • Hedeflenen kiloya 5 ay içersinde ulaşılmaya gayret edilecek ve 4 ay süresince de hedef kilo korunacak.

Günümüzde güzellik ile zayıflık aynı kefeye konuluyor.

Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 21.yy ‘ ınen önemli sağlık problemlerinden biri olarak kabul edildi. Obezite ile mücadele, toplumun bilinç sahibi olması ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesi adına büyük önem arzeder. Obezite olma ihtimali veya bu sağlık problemi ile yüzleşmek zorunda olan kişilerin tedavisi, hastalığı tüm yönleriyle incleyen ve çeşitli branşları tek bir çatı altında toplayan bir anlayışla gerçekleştirilmesi de önemli.

Sağlık Bakanlığı’nın belirttiği “Vücut Kitle İndeksi 30’un altında olan hastalar kesinlikle cerrahi müdahaleye yönlendirilemeyecek” kararı, toplum sağlığı açısından %100 olumlu ve tebrik edilecek bir karar. Bu kararla beraber lüzumsuz ameliyatların önüne geçilecektir. Zira Vücut Kitle İndeksi’nde 30 rakamı bile cerrahi için bazen yeterli olmayabilir.

Vücut Kitle İndeksinin %30 altında olan bir hastaya obezite cerrahisi uygulamak, onun hayatını riske atmak anlamına gelir. Bu yüzden obezite cerrahisi uygulamaktan daha ziyade öncelikle bu kişinin bu rakama nasıl ve ne kadar sürede eriştiği konusu ele alınmalıdır. Yani kişi bu kiloya ne yaparak, nasıl bir beslenerek ve nasıl bir hayat tarzıyla geldiği incelenmeli; ilaveten bu kişideki hastalıklar masaya yatırılmalıdır.

  • VKİ’si 30 olan her hastanın ameliyat olacağı mantalitesi doğru değildir, ve buna tek hekim ameliyata karar vermemeli ve veremez.
  • Obezite tedavisi için bu ameliyatı uygulayan hastanelerde bir “Obezite Konseyi” olması lüzumludur. Bu konseylerde bir diyetisyen, bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanı, bir kardiyoloji uzmanı, bir gastroenterolog, bir de psikiyatrist olmalıdır. Bu hekimlerin bilgi paylaşmasıyla hastalar en doğru tedaviye yönlendirilir. Vücut kitle indeksi 30 olan herkesin ameliyat olabileceği algısı dolayısıyla yanlıştır.

Hastanın Tüm Özellikleri Dikkate Alınmalı

Obezite cerrahisi öncesinde hastanın yeme ve içme alışkanlıkları, diyabet ve yaşam şekli, diğer hastalıkların durumu göz önünde bulunmalıdır.

Bunun yanında Vücut Kitle İndeksi 30’un altında olan kişiler, yani vücut normal sınırların dışına çıkmadığı zaman yapılan obezite tedavisi sonrasında vücudun direnci düşer. Her ameliyat, bağışıklık sistemini zorlar. VKİ, 30’un altındayken ameliyat olan bir hasta, daha da fazla kilo kaybına uğrar, ameliyat sonrası kendisini iyi hissetse bile bağışıklık sistemi zayıflar. Eğer bağışıklık sistemi ameliyat olmak için hazır değilse ameliyat sonrasında kaçaklar, kanamalar, yara problemleri görülebilir.

  • Ayrıca birçok kişi “Şişman olmak hissi” ile “Şişmanlık hastası olmak” arasındaki farkı ayırt edemeyebilir. Bazıları “Balıketliyim” diyerek dolaşır oysaki Vücut Kitle İndeksinin çok yüksek olduğunun farkında dahi olmaz. Bazıları ise kendilerini sadece hafif kilolu hisseder ve güzelliklerini kaybedecekleri düşüncesi ile ameliyat olmak isterler ancak bu kişilerin vücut kitle indeks oranları cerrahi sınırlarda değildir. Bu yüzden VKİ 30’un altında, ameliyat olmak isteyenlerin, durumlarından mutsuzluk durumlarının sebebinin değerlendirilmesi için psikolojik bir değerlendirmeden geçmeleri gerekmektedir.

Önce Diyetle Tedavi Programı Uygulanmalı

Son zamanlarda, obezite tedavisi denildiğinde, ilk aklan gelen yöntem her ne kadar cerrahi olsa da tedavinin ilk aşamasını diyet, egzersiz ve beraberinde yapılan ilaç tedavileri oluşturmaktadır.

Kilo sorunu yaşayan fakat vücut kitle indeksi 30’un altındaki hastalarda, diyet ve psikolojik desteğin bir arada sürdüğü tedavilerden başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Bu durumda da kişinin klasik beslenme alışkanlıkları ve sevdikleri gıdalar üzerine bir diyet programı oluşturulmaktadır. Diyetle beraber uygulanan ilaç tedavilerinde dozla ilgili olarak doktorların verdiği kararın ardından kişinin beslenme programı da değişiklik gösterebilir.

Ameliyat için obezitenin getirdiği hastalıkların da olması gerekir

Vücut Kitle Oranının 30 ya da üzeri olması ameliyat olabilmek için tek başına yeterli bir koşul değildir. Kişinin, ameliyat için obeziteyle birlikte obezitenin sebep olduğu Tip 2 diyabeti, kalp hastalıkları, eklem rahatsızlıkları, nefes problemleri, kısırlık ya da karaciğerle ilgili sorunlarının olması gerekir. VKİ’nin 35 üzerinde olan hastalar ileri derecede obezite hastası, 40’ın üzerindekilerin de ölüme kadar gidebilecek bir şişmanlık hastası olduğunu da vurgulamak gerekir.

• Mide Küçültme Ameliyatlarının çeşitleri nelerdir?

Tek tip olmayan Mide küçültme ameliyatları mekanizmalar şöyle sıralanabilir;

- Gıda alınımını sınırlayarak daha az yemenin sağlanmasıyla birlikte kilo verilmesine imkan sağlayan ameliyatlar
- Alınan besinlerin bağırsak tarafından emilimini düşürerek kilo verilmesini sağlayan ameliyatlar
- Yukarıda bahsi geçen her iki mekanizmanın uygulandığı (hem gıda alımının hem de emiliminin sınırlandırıldığı) kombine ameliyatlar

Mide Küçültme Ameliyatlarının Tipleri Nelerdir?

Bariyatrik operasyonun birden çok farklı türleri vardır. Sleeve gastrektomi ve gastrik band ameliyatları diye adlandırılan ameliyatlarla mide hacmi daha küçük bir hale gelir. Bunlara “kısıtlayıcı” cerrahi tipler denilmektedir.
Duodenal switch gibi ameliyatlarsa barsağın bir kısmını bypass ederek yenilen besinlerin çok azı emiler ve kana karışır. Doktorlar bu ameliyatları “emilim azaltıcı” ameliyatlar olarak isimlendirir.

Mide Küçültme Ameliyatına Karar Vermek

Doktorunuz öncelikle; kilo vermeye hazır olup olmadığınızı, uyum gösterip göstermeyeceğinizi, fiziksel ve ruhsal olarak bu duruma hazır olup olmadığınızı gözlemleyecektir.
Bu kontroller neticesinde doktorunuzla yaptırmak istediğiniz ameliyat türünün kazanımlarını ve risklerini karşılıklı oturarak tartışacaksınız.
Doktorunuz ameliyat öncesi sizden; bir miktar kilo vermenizi, kan şekerinizin kontrol altında olmasını sağlamanızı ve sigarayı bırakmanızı isteyebilir. Bunlar ancak sizin çabanızla mümkün olan şeylerdir.

Ameliyata Hazırlık Aşaması

Hekiminiz ameliyattan önce size nelere dikkat etmeniz gerektiği ile mutlaka detaylı bilgi verecektir. Fakat pek çok cerrahi operasyonda olduğu gibi en az 1 hafta öncesinden aspirin içeren ilaçlar ve kan sulandırıcı bitkisel ürünleri kullanmaktan kaçınmanız gerekir. Tüm mide küçültme ameliyatları genel anestezi altında uygulanmaktadır.

Doktorunuz açık ya da laparoskopik cerrahi ameliyatı önerebilir. Laparoskopik yöntemin çeşitli avantajları vardır. Laparoskopik ameliyatlarda; ameliyat sonrası iz çok daha küçüktür, komplikasyonlar açık ameliyatlara nazaran daha az olma durumundadur, ameliyattan sonra toparlanma süresinin daha hızlıdır. Laparoskopik yöntemle ameliyatlar bir kaç adet ufak kesilerle yapılır. Laparoskopik ameliyatlar; laparoskop adlı ışıklandırılmış özel kamera sistemi ile monitöre aktarılan görüntüler yardımı ile yapılmaktadır.

Biliyopankreatik Diversiyon ile Mide Küçültme

Bu tarz ameliyat, gıda emilimini azaltan ameliyat kategorisine girer. Gıdalar ile alınan kalorilerin engellemeye yarar. Cerrah, ilk olarak midede küçük bir cep oluşturur. Bu sayede, gıda emilimi oldukça azalır. Ardından barsak ve midenizin büyük kısmını devre dışı bırakan bypass yöntemini uygular. Genelde çok ciddi kilolara sahip hastalar bu tarz ameliyatları tercih eder.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası

Uyulanan cerrahi operasyon ne olursa olsun bir süre hastanede kalmanız gerekecektir. Bu dönemde, ağrıları dindirmek için çeşitli ağrı kesiciler verilir, çıkabilecek problemlerin önüne geçmek için doktorunuz sizi yakından takip eder.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Beslenme

Öncelikli olarak sıvı gıdaların alımı söz konusudur. Bir süre sonra katı gıdalar alınmaya başlanır. Ne zaman katı gıdalara geçeceğinize doktorunuz karar verecektir.
Sonrasında ise diyetisyenler tarafından size özel hazırlanan beslenme planına uymanız önemlidir. Eski yeme düzeninizden farklı olarak daha küçük porsiyonlar ve daha düşük kalori alımı söz konusudur. Ayrıca bu diyet programı ile yeterli besin almanız, ihtiyacınız olan vitamin ve minerallerden mahrum kalmamanız da sağlanacaktır.

• Mide küçültme ameliyatından sonra ne kadar kilo vereceksiniz?

İlk zamanlar özellikle ilk 3 ay kilo kaybı oldukça dramatik olabilir, bu dönemde günde yarım kiloya yakın kayıplar gözlenebilir.
Kombine ameliyatlar (mide küçültme+bypass) ile bu tip kilo kayıpları sadece mide küçültme ameliyatlarına göre daha fazla olmaktadır.

• Mide küçültme ameliyatları sonrası sağlık kazanımları

Ameliyattan sonra diyabet, hipertansiyon ve diğer aşırı kiloya bağlı sağlık sorunlarında ciddi iyileşmeler hatta tamamen düzelmeler söz konusu olabilmektedir.
• Mide küçültme ameliyat sonrası hayatınızdaki değişimler

Mide küçültme ameliyatından sonra hastaların uyumu ameliyatın başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.
Hasta uyumu sayesinde kilolar geri dönmez. Bunu başarmanın yolu da hayat tarzındaki değişimlerdir.

• Mide küçültme ameliyatının riskleri

Bütün ameliyatlar bazı riskler taşır. Mide küçültme ameliyatlarında genel kanının aksine ciddi sorunlarla karşılaşma oranı düşüktür.
İleri yaşlı, kan pıhtılaşması sorunu yaşayan kişiler ve aşırı obez olanlarda risk daha fazladır. Komplikasyonlardan kaçınmanın yolu olabildiğince doktorunuzla teması kesmemek, verilen talimatlara uymak ve hayat tarzınızda değişiklik yapan planlamalara uymaktır.

• Mide küçültme ameliyatları sonrası komplikasyonlar

- Enfeksiyon

- Kan pıhtılaşması, emboli

- Tüp mideden ya da diğer anastomozlardan kaçak

- Kilo kaybına bağlı safra kesesi taşı oluşumu

- Yetersiz beslenme

- Kilo vermeye bağlı ciltte sarkmalar, çöküntüler olabilir. Bu gibi durumlarda plastik cerrahiye başvurmanızda fayda olabilir. Yalnız kilo kaybının tamamlanacağı 2 yılın sonunda bu gibi işşlemlerin yapılması gerekir.

- Dumping sendromu; Gastrik bypass cerrahisi sonrası alınan gıdalar ve sıvılar çok hızlı bir biçimde bağırsağa geçebilir. Bu sebeple bulantı, terleme, halsizlik ve bazen yemek sonrası ishal oluşumu gözlenebilir. Tatlı yiyemez hale gelebilirsiniz. Bunların olmaması için diyetisyeninizin önerilerine uymanız oldukça önemlidir.

• Mide küçültme ameliyatı sonrası yeni hayata uyum

Mide küçültme ameliyatı sonrası çok farklı hisler ile dolu olabilirsiniz. Kilo vermeye başladığınız andan itibaren mutlusunuzdur, hayatınızda yeni bir heyecan vardır. Diyetinizdeki değişimler, fiziksel aktivitelerin artışı ve hayat tarzınızdaki diğer değişimler sizi zorlayabilir de. Tüm bu gel gitler normaldir.

Aklınıza takılan tüm soruları lütfen doktorunuza danışın.