Mide Küçültme Ameliyatı

Son yıllarda giderek yaygınlaşmaya başlayan ve günümüzde de sıklıkla tercih edilen bir kilo verme metodu olan ve obezite problemini ortadan kaldırabilmek için gerçekleştirilen Mide Küçültme Ameliyatı nedir, kimler olabilir? Vücudundan olması gerekenden de fazla kilo sorunu meydana gelen kişilere kalıcı tedavi yöntemi sunan Mide Küçültme Ameliyatı nasıl yapılır, kaç kilo almak gerekir?

Mide Küçültme Ameliyatı Nedir?

Mide küçültme ameliyatı obezite sorunu yaşayan hastaların diyet, egzersiz ve ilaç tedavisine rağmen yeterli sonuç alınamadığında uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Ameliyat sonrasında mide bağırsak sistemindeki açlık-tokluk ve kan şekeri kontrolü sağlayan hormonlar üzerinde büyük bir değişim sağlanır. Midenin küçülmesiyle birlikte daha az gıda ve kalori alınacağı için kişi doğal olarak zayıflamaya başlar ve bu süreçte vücut fazla strese maruz kalmadığı için olabilecek psikolojik travmalardan da uzak durulmuş olunur.

Mide Küçültme Ameliyatı Nasıl Olur?

Mide küçültme ameliyatı, midenin yaklaşık %80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılması esasına dayanır. Mide küçültme ameliyatı, midenin büyük bir kısmı cerrahi bir operasyon ile çıkartılması şeklinde yapılır. Bu sayede vücudumuz fazla strese maruz kalmaz ve tüp mide ameliyatı sonrası iyileşme, günlük yaşantıya dönüş oldukça hızlı olur. Mide Küçültme Ameliyatı; Tüp Mide Ameliyatı, Mide Kelepçesi Ameliyatı ve Gastrik Bypass olmak üzere üç çeşide ayrılmaktadır.

1) Tüp Mide Ameliyatı: Midenin yaklaşık %80’lik bir kısmının kalıcı olarak kesilip çıkarılması ve kalan parçanın bağırsaklara bağlanması yoluyla gerçekleştirilen tüp mide ameliyatının geri dönüşü yoktur.

2) Gastrik Bypass Ameliyatı: Tüp mide ameliyatından farklı olarak midenin tamamı çıkarılmaz, sadece kullanım dışı bırakılır. Fazla karbonhidrat tüketen ve sürekli yeme ihtiyacı duyan hastalar için, en iyi sonuç veren mide küçültme ameliyatı yöntemi olarak kabul edilen gastrik bypass laparoskopik yöntem ile gerçekleştirilmektedir.

3) Mide Kelepçesi Ameliyatı: Tüp mide ameliyatından farklı olarak, mide kelepçesi ameliyatı geri dönüşsüz değildir. Midenin üst bölümdeki cep daha küçüktür ve gıdalar tüketildiği zaman bu cep hemen dolduğu için tokluk hissi çabuk hissedilir. Hasta istediği kiloya düştüğü zaman arzu ederse gastrik bandı çıkartabilir.

Mide Küçültme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Kilo kaybına bağlı safra kesesi taşı oluşumu
Enfeksiyon
Akciğer veya solunum yolu sorunları
Kan pıhtılaşması, emboli
Ülser

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATINDAN SONRA AĞRI VEYA İZ KALIR MI?

Tüp mide ameliyatı kapalı olarak, yani salt milimetrik deliklerden girerek yapıldığı için ameliyat sonrası ağrı çok azdır ve estetik sonuç da harikadır. Fotoğrafta bir hastamızın ameliyat sonrası 10. günündeki durumu paylaşılmış olup, birkaç ay sonra bu çizgiler de hemen hemen görülemez hale gelecektir. Hastalarımız ameliyat sonrası hemen ayağa kalkar ve 3. günde evlerinde, 6 ila 7. günde de işlerine dönebilirler.

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATININ FAYDALARI

Mide Küçültme Ameliyatı sayesinde fazla kilonun ortalama %60'ı çok kısa sürede kolaylıkla verilir.

Mide bağırsak sisteminde gıda geçiş güzergahında bir değişiklik gerektirmez.

Mide küçültme ameliyatıdan sonra metabolik bozukluklar daha çabuk düzelir.

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATININ ARDINDAN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?

Düzenli egzersiz ve spor yapılmalıdır.

Yemeklerde katı ve sıvı yiyecek ve içecekler bir arada tüketilmemelidir.

Ameliyattan sonraki süreçte protein açısından zengin diyetler uygulanmalıdır.

Yemeklerden 10–15 dakika önce ve 20–30 dakika sonra su içilmelidir.

Sık sık ama küçük porsiyonlar yenmelidir.

Yiyecekler çok iyi çiğnenerek yenmelidir.

Gün içerisinde 1 litre su içilmeli, bu miktar zamanla 1,5–2 litreye çıkarılmalıdır.

Mide Küçültme Ameliyatı Kimlere Uygulanmalı?

Sağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişikliklere göre ameliyat için şart koşulan minimum vücut kitle endeksi 40'tan 35'e çekilmesine rağmen kimler ameliyat olur ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül şöyle konuştu: “Obezite cerrahisinin aşırı kilolu hastalar için belirlediği kriterler olsa bile mide küçültme ameliyatları herkes için uygun değildir. Vücut kitle indeksi ? 35 veya üzeri olanların aynı zamanda obezitenin yol açtığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, kireçlenme, kolesterol yüksekliği, sindirim sistemi problemleri ve kalp hastalıkları gibi diğer hastalıkları bulunan kişiler için uygundur.

Zayıflama yöntemlerini, belirli bir müddet uygulanmasına rağmen sağlıklı bir şekilde kilo verememiş olan kişiler için uygundur. Kişi aşırı kiloluysa bile ilk denenecek yöntem bir diyetisyen kontrolünde, diyet yapmak olmalıdır. Yani obezite cerrahisi ilk seçenek olmamalıdır. Biraz da obezite cerrahisi düşünen hastalarımızın gözünden bakmaya çalışalım. Mide küçültme ameliyatı olmak isteyenler bu kararı güçlükle alıyorlar. Hem toplumun az ye ve zayıfla baskısı hem de, diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum düşüncesiyle başarısızlık duygusu ile uğraşıyorlar. Az yemekle zayıflanamayacağı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Herhangi bir ameliyata karar vermek 
hasta için çok zordur. Bu süreçte bizlere düşen onların yanında olarak destek olmaktır.”

Mide Küçültme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her ameliyatın kendine has riskleri vardır. Mide küçültme ameliyatı riskleri: Anesteziye bağlı riskler, nefes darlığı, enfeksiyon, ölüm, safra kesesi taşları, beslenme bozukluğu, kan pıhtısı, damar tıkanması, kanama, kaçaklar (Karın içi iltihap), kusma, fıtık olarak sayılabilir. Genellemek gerekirse bu riskler karın içi ameliyatların hepsinde ortaktır. Şunu da vurgulamak isterim ki safra kesesi ameliyatı sonrası sorun görülme ihtimali, güvenli mide küçültme ameliyatı risklerinden daha fazladır” dedi.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Neden Ölüm Görülüyor?

Ameliyatların tümünde olduğu gibi, mide ve bağırsak ameliyatlarının yapıldığı obezite cerrahisinde de, ameliyatta zarar görme, dikiş yerlerinin yeterli iyileşememesinden kaynaklanan karın içi iltihaplar görülebilir. Bu durum tüp mide ameliyatı sonrası kaçak olarak da bilinmektedir. Karın içi iltihabın, erken tanı ve tedavisi ile bu süreç hastaya zarar vermeden tedavi edilebilir. Bu durumda doktorunuza kolay ulaşır ve gözetim altında olursanız karın içi iltihap öldürücü değildir.

Obezite cerrahisi tam zamanlı yapılması gereken bir iştir ve diğer mide ameliyatlarından teknik farklılıklar arz eder. Obezite cerrahisi doktorlarını seçerken dikkat etmeniz gereken, ekiplerinde diyetisyenlerin ve obezite cerrahisi sonrası psikolojinizle ilgilenecek bir psikoloğun bulunup bulunmadığı önemlidir. Ameliyat yapılan hastaneler tam donanımlı ve ekipleri bu konuda yeterince tecrübeli mi diye mutlaka sorulmalıdır.

Bu operasyonlar ölüm riski taşıyan kilolu insanlara yapılması gerekirken güzellik ile zayıf olmayı eş değer gören insanlar tarafından da tercih ediliyor. Hal böyle olunca da obezite operasyonları ölüm ile sonuçlanıyor.

Vücut kitle indeksi 30’un altında olan kişilerin ameliyata alınmayacak

Ölüm vakaları gün geçtikçe artınca Sağlık Bakanlığı duruma el koydu. Olumsuz olayları azaltmak ve kontrol altında tutmak isteyen bakanlık, sağlık kuruluşlarında obezite merkezleri kurulması için çalışma başlattı. Vücut kitle indeksi 30’un altında olan kişilerin ameliyata alınmasını engelleyen bakanlık, yayınladığı ‘Obezite Merkezleri Genelgesi’ ile de merkezlerin, doktorların ve hastaların uyması gerekenler hususları açıkladı.

Sağlık kuruluşlarında obezite merkezleri kurulması için çalışma başlatan bakanlığın yayınladığı Obezite Merkezleri Genelgesi’nde yer alan ve uyulması gereken hususlar şöyle:

  • -Programa kayıt bir hafta sürecek.
  • -Hastanın uyum durumuna göre her gün en az bir branşla görüşme yapması sağlanacak.
  • -Hastalar sağlık taramasından geçecek.
  • -Konsültan hekim kendi branşıyla ilgili bir hastalık olup olmadığı ve hastanın obezite tedavi programına girip girmemesinde bir sakınca olup olmadığını raporlayacak.
  • -Hekimin hastanın tedavi gerektiren, obeziteye sebep olan veya ilişkisiz bir hastalığını tespit etmesi halinde, bu hastalığın tedavisi eşliğinde veya sonrasında programa katılması konusunda görüş bildirecek.
  • -Obezite tedavisi alacak kişiler için yemek yeme stili tayini yapılacak ve depresyon ölçeği ile takip formu imzalanacak.
  • -Hekimler, hastanın programa katılmasını istiyorsa Obezite Sözleşmesi’ni imzalayacaklar.
  • -Hastalar iki hafta eğitilecek.
  • -Eğitimde kazanımların en az yüzde 50’sini edindiği belgelenen hastalar bir sonraki evreye geçme hakkı kazanacak.
  • -Sekizinci hafta sonuna kadar kilo vermenin başlamaması, yüzde 10–20 arası kilo kaybına ulaşılamaması durumunda ek tedaviler olarak ilaç, geleneksel tamamlayıcı tıp uygulamaları, aile görüşmeleri veya bireysel görüşme terapileri, endoskopik girişimler, bariatrik cerrahi tedavilerine başlanabilecek.
  • -Hedef kiloya 5 ayda ulaşılmaya çalışılacak ve 4 ay boyunca da hedef kilo korunacak.
  • -Tüm kayıtlar, obezite karma terapi hizmetinin sona ermesinden sonra merkez veya kurum arşivine kaldırılacak.
  • -Genelge hükümlerine aykırı uygulamaların tespiti halinde sorumlular hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde işlem yapılacak.

Günümüzde zayıflık güzellik ile eş değer görülüyor.

Obezite ameliyatlarına sınır getirildi: Kitle indeksi 30 üstü olacak

Obezite cerrahisi herkese uygulanmamalı

Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 21’inci yüzyılın en önemli sağlık sorunu olarak kabul edildi. Obezite ile mücadele, toplumun bilinçlenmesi ve sağlıklı bir yaşam sürmesi adına büyük önem taşıyor. Obeziteye aday ya da bu sorunla karşı karşıya olan kişilerin tedavisi, hastalığı çok yönlü ele alan ve farklı branşları aynı çatı altında birleştiren bir anlayışla gerçekleştirilmesi de önemli bir nokta. Memorial Bahçelievler Hastanesi Obezite Tanı ve Tedavi Merkezi’nden Doç. Dr. Murat Çağ, obezite cerrahisinin hangi durumlarda uygulanması gerektiği hakkında bilgi verdi.

Sağlık Bakanlığı’nın verdiği “Vücut Kitle İndeksi 30’un altında olan hiç kimse cerrahi müdahaleye yönlendirilemeyecek” karar, toplum sağlığı açısından mutlu edici, yüzde 100 olumlu ve alkışlanacak bir karardır. Bu kararla birlikte gereksiz ameliyatların önüne geçilecektir. Çünkü Vücut Kitle İndeksi’nde (VKİ) 30 rakamı bile cerrahi için yeterli değildir.

VKİ’nin 30 ve altında olan bir kişiye obezite cerrahisi uygulamak, onun hayatını tehdit edecek bir durumdur. Bu kişiye obezite cerrahisi uygulamak yerine öncelikle bu kişinin bu rakama nasıl ve hangi sürede ulaştığı konusu irdelenmelidir. Yani kişi bu kiloya ne yaparak, nasıl bir beslenme düzeni ve hayat tarzıyla geldiği; ayrıca bu kişideki hastalıklar masaya yatırılmalıdır.

  • VKİ’si 30 olan herkesin ameliyat olacağı algısı yanlış, tek hekim ameliyata karar vermemeli ve veremez
  • Obezite cerrahisi için bu ameliyatı yapan merkezlerde bir “Obezite Konseyi” olması gerekmektedir. 2 ay önce Memorial’e ilk geldiğim gün benden beklenen Fransa’da yaptığım gibi bir karar mekanizması oluşturmaktı. Ben de bu konseyi kurdum. Bu konseyde bulunan hekimlerin, hastayla ilgili paylaşımları yine hastaların yararına olacaktır. Bu konseylerde bir diyetisyen, bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanı, bir kardiyoloji uzmanı, bir gastroenterolog, bir de psikiyatrist olmalıdır. Bu hekimlerin paylaşımlarıyla hastalar doğru tedaviye yönlendirilmiş olur. VKİ 30 olan herkesin ameliyat olabileceği algısı yanlıştır.

Hastanın tüm özellikleri incelenmeli

Obezite cerrahisi öncesi hastanın yeme-içme özellikleri, diyabet ve yaşam tarzı, diğer hastalıkların durumu göz önüne alınmalıdır. Örneğin Tip 1 diyabet hastasına ameliyat uygulanmamalıdır.

Ameliyat uygulanması gereken hastada Tip 2 diyabet olması gerekir. Ayrıca obezite cerrahisi sadece diyabetli hastalara yapılan bir cerrahi değildir. Karaciğer veya kalp hastalığına yol açan obezite sorunları da olabilir.

Ameliyat için güçlü bir bağışıklık sistemi gerekir

Bunun yanında Vücut Kitle İndeksi 30’un altında olanlarda yani vücut anormal sınırlarda olmadığı zaman yapılan obezite cerrahisi sonrasında vücudun savunma mekanizması düşer. Her ameliyat, bağışıklık sistemini baskılar. Eğer VKİ, 30’un altındayken ameliyat edilen bir hasta daha da kilo kaybeder, ameliyat sonrası kendisini nasıl hissederse hissetsin bağışıklık sistemi zayıflar. Eğer bağışıklık sistemi ameliyat için hazır olmazsa ameliyat sonrasında kaçaklar, kanamalar, yara problemleri görülebilir.

  • Ayrıca çoğu kişi “Şişman olmak duygusu” ile “Şişmanlık hastası olmak” arasındaki farkı çok fazla ayırt edemeyebilir. Bazıları “Balıketiyim” diyerek dolaşır ama VKİ’nin çok yüksek olduğunun farkında olmaz. Bazıları da kendilerini sadece toplu hisseder ve güzelliklerini kaybettiklerini düşündükleri için ameliyat olmak isterler anca bu kişilerin VKİ oranları cerrahi sınırlarında değildir. Bu nedenle VKİ 30’un altında, ameliyat olmak isteyenlerin durumlarından mutsuzluk durumlarının sebebinin değerlendirilmesi için psikolojik bir değerlendirmeden geçmeleri gerekir.

Önce diyetle tedavi programı uygulanmalı

Günümüzde, obezite tedavisi denildiğinde, akla ilk gelen yöntem cerrahi olsa da tedavinin ilk basamağını diyet, egzersiz ve beraberinde uygulanan ilaç tedavileri oluşturmaktadır.

Kilo problemi olan ancak VKİ 30’un altındaki kişilerde, diyet ve psikolojik desteğin bir arada yürütüldüğü tedavilerden başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Bu durumda da kişinin beslenme alışkanlıkları ve beğenileri üzerine bir diyet programı oluşturulmaktadır. Diyetle birlikte yürütülen ilaç tedavilerinde, dozla ilgili doktorların verdiği kararın ardından kişinin beslenme programı da değişmektedir.

Ameliyat için obezitenin getirdiği hastalıkların da olması gerekir

VKİ’nin 30 ve üzerinde olması ameliyat için yeterli bir etken değildir. Hastanın ameliyat için obezitenin yanında obezitenin getirmiş olduğu Tip 2 diyabeti, kalp problemleri, eklem problemleri, nefes problemleri, kısırlık sorunları veya karaciğerle ilgili sorunlarının olması gerekir. VKİ’nin 35 üzerinde olan kişilerin ileri derecede obezite hastası, 40’ın üzerindekilerin de ölüme götürebilecek bir şişmanlık hastası olduğunu da unutmamak gerekir. Neticede Sağlık Bakanlığı’nın verdiği karar VKİ’si 30 ve altında olan kişilere gösterilebilecek bir kaynak oldu. Bu nedenle de bakanlığın kararı alkışlanmalıdır.

Obeziteyi engelli oğlu için yendi 70 kilo verdi

• Mide küçültme ameliyatlarının mekanizmaları nasıldır?

Mide küçültme ameliyatları tek tip değildir. Mide küçültme ameliyatlarındaki mekanizmalar şöyle sıralanabilir;

- Gıda alınması sınırlayarak daha az yenmenin sağlanması ile kilo verilmesini sağlayan ameliyatlar
- Alınan gıdaların bağırsaktan emilmesini azaltarak kilo verilmesini sağlayan ameliyatlar
- Yukarıda bahsedilen her iki mekanizmanın kullanıldığı (hem gıda alımının hem de emiliminin sınırlandırıldığı) kombine ameliyatlar

• Kimler mide küçültme ameliyatları için uygun aday olabilir?

- Vücut kitle indeksi (VKİ) %40'tan daha fazla olan kişiler,
- VKİ %35–40 arası olan ve aynı zamanda hipertansiyon, diyabet, astım, GERD (gastroesofajiyal reflü hastalığı), üriner inkontinans, tıkayıcı uyku apnesi durumu.. gibi ek sağlık durumlarının varlığı söz konusu olan hastalar,
- VKİ % 30–35 olup beraberinde diyabet ve metabolik sendromu olan hastalar bariyatrik cerrahi için aday olabilirler.

• Mide küçültme ameliyatlarının tipleri nelerdir?

Bariyatrik cerrahinin farklı çeşitleri vardır. Sleeve gastrektomi ve gastrik band ameliyatları denilen ameliyatlar ile mide hacmi küçültülür. Bunlar “kısıtlayıcı” cerrahi tipleri olarak adlandırılır.
Duodenal switch gibi ameliyalar ise barsak sisteminin bir kısmını by-pass eder, bu sayede yenilen gıdaların çok azı emilerek kana karışır. Doktorlar bu ameliyatları “malabsortif” yani “emilim azaltıcı” ameliyatlar olarak adlandırırlar.

• Mide küçültme ameliyatına karar vermek

Doktorunuz ilk olarak; kilo vermeye hazır olup olmadığınızı, uyum gösterip göstermeyeceğinizi, fiziksel ve psikolojik olarak bu sürece hazır olup olmadığınızı dikkatlice kontrol edecektir.
Bu kontroller sonucunda doktorunuzla aday olduğunuz ameliyat tipinin kazanımlarını ve risklerini karşılıklı oturarak değerlendireceksiniz.
Doktorunuz ameliyat öncesi sizden; sigarayı bırakmanızı, bir miktar kilo vermenizi, kan şekerinizin kontrol altında olmasını sağlamanızı isteyebilir. Bunlar ancak sizin katılımınızla mümkün olan şeylerdir.

• Mide küçültme ameliyatlarına hazırlık aşaması

Doktorunuz ameliyat öncesi nelere dikkat etmeniz gerektiği ile ilgili size detaylı bilgi verecektir.
Ancak pek çok cerrahi müdahalede olduğu gibi; en az 1 hafta öncesinden aspirin ve aspirin içeren ilaçlar ve kan sulandırıcı bitkisel ürünleri kullanmaktan kaçınmanız, yine 24–48 saat öncesinden doktorunuzun istediği gibi beslenmeniz gereklidir.
Tüm mide küçültme ameliyatları genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir.

• Mide küçültme ameliyat yöntemleri; açık ameliyat, laparoskopik ameliyat

Cerrahınız açık ya da laparoskopik cerrahi yöntemini önerebilir. Laparoskopik yöntemin çeşitli artıları vardır. Laparoskopik ameliyatlarda; ameliyat sonrası iz çok daha ufaktır, komplikasyonlar açık ameliyatlara göre daha az olma eğilimindedir, ameliyat sonrası toparlanma süresinin daha hızlıdır.
Laparoskopik yöntemle ameliyatlar bir kaç adet ufak kesilerle yapılabilmektedir. Laparoskopik ameliyatlar; laparoskop denilen ışıklandırılmış özel kamera sistemi ile monitöre aktarılan görüntüler yardımı ile yapılmaktadır. Açık ameliyatlarda ise 25 cm’e varabilen kesiler yapılmaktadır.

• Biliyopankreatik diversiyon ile mide küçültme

Bu ameliyat tipi gıda emilimini azaltan (malabsorbtif) ameliyat gurubuna girer. Gıdalar ile alınan kalorilerin önüne geçilmesi sağlanır.
Cerrahın ilk işi midede küçük bir poş/cep oluşturmaktır. Bu sayede gıda alımı sınırlanır. Daha sonra midenizin ve bağırsaklarınızın büyük kısmını devre dışı bırakan bypass yapar.
Bu ameliyatlar en ciddi kilolu insanlar için tercih edilmektedir.

• Mide küçültme ameliyatı sonrası

Yapılan ameliyat hangisi olursa olsun bir süre hastanede kalmanız gerekecektir.
Bu dönemde ağrı kesiciler verilir, çıkabilecek problemlerin önüne geçmek için doktorunuz sizi yakından takip eder, vücudunuzun sıvı kaybetmesi önlenir ve kan şekeriniz düzenlenir.

• Mide küçültme ameliyatı sonrası dönemde beslenme

Öncelikli olarak sıvı gıdaların alımı söz konusudur. Bir süre sonra katı gıdalar alınmaya başlanır. Ne zaman katı gıdalara geçeceğinize doktorunuz karar verecektir.
Sonrasında ise diyetisyenler tarafından size özel hazırlanan beslenme planına uymanız önemlidir. Eski yeme düzeninizden farklı olarak daha küçük porsiyonlar ve daha düşük kalori alımı söz konusudur. Ayrıca bu diyet programı ile yeterli besin almanız, ihtiyacınız olan vitamin ve minerallerden mahrum kalmamanız da sağlanacaktır.

• Mide küçültme ameliyatından sonra ne kadar kilo vereceksiniz?

İlk zamanlar özellikle ilk 3 ay kilo kaybı oldukça dramatik olabilir, bu dönemde günde yarım kiloya yakın kayıplar gözlenebilir.
Kombine ameliyatlar (mide küçültme+bypass) ile bu tip kilo kayıpları sadece mide küçültme ameliyatlarına göre daha fazla olmaktadır.

• Mide küçültme ameliyatları sonrası sağlık kazanımları

Ameliyattan sonra diyabet, hipertansiyon ve diğer aşırı kiloya bağlı sağlık sorunlarında ciddi iyileşmeler hatta tamamen düzelmeler söz konusu olabilmektedir.
• Mide küçültme ameliyat sonrası hayatınızdaki değişimler

Mide küçültme ameliyatından sonra hastaların uyumu ameliyatın başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.
Hasta uyumu sayesinde kilolar geri dönmez. Bunu başarmanın yolu da hayat tarzındaki değişimlerdir.

• Mide küçültme ameliyatının riskleri

Bütün ameliyatlar bazı riskler taşır. Mide küçültme ameliyatlarında genel kanının aksine ciddi sorunlarla karşılaşma oranı düşüktür.
İleri yaşlı, kan pıhtılaşması sorunu yaşayan kişiler ve aşırı obez olanlarda risk daha fazladır. Komplikasyonlardan kaçınmanın yolu olabildiğince doktorunuzla teması kesmemek, verilen talimatlara uymak ve hayat tarzınızda değişiklik yapan planlamalara uymaktır.

• Mide küçültme ameliyatları sonrası komplikasyonlar

- Enfeksiyon

- Kan pıhtılaşması, emboli

- Tüp mideden ya da diğer anastomozlardan kaçak

- Kilo kaybına bağlı safra kesesi taşı oluşumu

- Yetersiz beslenme

- Kilo vermeye bağlı ciltte sarkmalar, çöküntüler olabilir. Bu gibi durumlarda plastik cerrahiye başvurmanızda fayda olabilir. Yalnız kilo kaybının tamamlanacağı 2 yılın sonunda bu gibi işşlemlerin yapılması gerekir.

- Dumping sendromu; Gastrik bypass cerrahisi sonrası alınan gıdalar ve sıvılar çok hızlı bir biçimde bağırsağa geçebilir. Bu sebeple bulantı, terleme, halsizlik ve bazen yemek sonrası ishal oluşumu gözlenebilir. Tatlı yiyemez hale gelebilirsiniz. Bunların olmaması için diyetisyeninizin önerilerine uymanız oldukça önemlidir.

• Mide küçültme ameliyatı sonrası yeni hayata uyum

Mide küçültme ameliyatı sonrası çok farklı hisler ile dolu olabilirsiniz. Kilo vermeye başladığınız andan itibaren mutlusunuzdur, hayatınızda yeni bir heyecan vardır. Diyetinizdeki değişimler, fiziksel aktivitelerin artışı ve hayat tarzınızdaki diğer değişimler sizi zorlayabilir de. Tüm bu gel gitler normaldir.

Aklınıza takılan tüm soruları lütfen doktorunuza danışın.