SAĞLIKLI CİLTLER İÇİN BESLENME

Kim istemez şöyle ışıl ışıl parlayan ciltler, yıllara meydan okuyan kırışıklıklar. Bunun yolu pahalı ürünlerden değil beslenmenden geçiyor sevgili okurum. Eğer beslenmende birkaç şeye dikkat edersen zaten ışıl ışıl ciltler senin olacak. Sana hemen bu beslenme ipuçlarını veriyorum. Hazır mısın ?

A vitamini;

Cilt hücre döngüsünü hızlandırdığı için akne oluşumunu önlemede etkilidir. Eksikliğinde deride sertleşme ve pul pul bir görünüm olur. Mukus salınımı baskılandığından deri kurur. Cildin nem dengesi için önemlidir.

Çinko;

Bağışıklık fonksiyonu, protein sentezi, yara iyileşmesi, DNA sentezi ve hücre bölünmesinde rol oynar. Ciltte çinko, proteinlerin düzgün yapımında yardımcı olur, anti-inflamatuar etkilere sahiptir ve UV radyasyona karşı korur. Akneli olan bireylerin kan çinko düzeyleri genellikle düşüktür. Yani senin diyetinde yeterli miktarda çinkoya yer vermen çok önemlidir.

C vitamini;

Cildin hücre dışı dengesi için gerekli olan yapısal protein kolajeninin düzenlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır.Diyetteki C vitamini miktarının arttırılması, cilt sağlığına katkıda bulunur. Diyetle alınan C vitaminini cildi nemlendirir ve su kaybını engeller.

Omega 3 yağları;

Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin gıdalar tüketmek akne ve sedef hastalığı gibi iltihaplı cilt koşullarında görünür bir düzelmeye neden olur. Daha yumuşak, daha genç görünen bir cilde sahip olmana yardımcı olur.

Biyotin;

Deride yağ asidi hücrelerini hasar ve su kaybına karşı korur. Ciltte yağ asitleri üretimini iyileştirmeye yardımcı olur, nemi kuru cilde geri döndürür.

Kükürt;

Kollajen sentezi için gereklidir. Yaşlandıkça kollajenin parçalanması veya yetersiz kollajen üretimi, kırışıklıkların oluşumuna neden olan önemli faktörlerden biridir ve diyet kükürtü cildimizdeki kollajen üretimini önemli ölçüde etkiler. Kükürt ayrıca vücudun en önemli antioksidanlarından biri olan glutatyonun sentezi için gereklidir. Vücuttaki yüksek glutatyon seviyeleri, hücresel yaşlanmanın ana nedeni olarak düşünülen serbest radikallerin yol açtığı hasarı önleyebilir. Vücuttaki yüksek glutatyon seviyeleri, bu reaktif oksijen türlerinin neden olduğu hasarı azaltarak yaşlanmanın görünür işaretlerini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

Probiyotikler;

Son yıllarda yapılan çalışmalar oral yoldan tüketilen pre ve probiyotiklerin iltihaplanma ve oksidatif stresin belirtilerini azaltabildiğini ve bu durumun da iltihaplı akneyi azalttığını göstermiştir. İnce bağırsak bakteri üremesi ile akne arasında bir bağlantı da var, bu da bağırsak mikroflorasının dengesinin akne tedavisinde önemli bir faktör olduğunu düşündürüyor.

E vitamini;

Cildin yüzeyinde, cildin dış tabakasını kaplayan yağlı bir madde olan sebum aracılığıyla salgılanır. Bu salgı için E vitamini gereklidir. Sebum cilt yüzeyinde önemli bir koruyucu faktördür. E vitamini, cildi serbest radikallere ve reaktif oksijen türlerine karşı koruyan güçlü bir anti-inflamatuar ajandır. E vitamini, selenyum ile vücuttaki glutatyon düzeylerini arttırmada rol oynayabilir, böylece antioksidan aktivitesini daha da arttırır. Ciltteki bu vitaminin yeterli seviyeleri, aşırı UV ışınlarından yaşlanmayı ve cilt kanseri riskini azaltmaya yardımcı olan güneşe maruz kalmadan oluşan enflamatuar hasarı önleyebilir

Pantotenik asit;

Ciltte güçlü bir antioksidan görevi gören hücrelerdeki glutatyon düzeylerini önemli ölçüde artırır Bu, yaşlanmanın belirtilerini azaltmaya, kırışıklıkları önlemeye ve hatta cilt kanserine karşı savunmaya yardımcıdır.

Selenyum;

Glutatyonun mekanizmasında rol almasıdır. Ayrıca, selenyum ve E vitamini muhtemelen glutatyon aktivitesini arttırmada ve vücudun genel oksidatif stresini azaltmada tamamlayıcı roller oynamaktadır.

Cildiniz için en önemli olan şeyi sona sakladım. Birkaç haftada bile gözle görülür bir fayda sağlayacak olan mucizevi şeyi merak ediyor musun?

Bu mucizevi şey tabi ki SU! Her gün günde en az 2,5 litre su içmeye başla ve birkaç hafta sonra cildindeki değişiklikleri gözlemle. Sonuca sen de inanamayacaksın. Daha canlı, daha genç, daha parlak bir cilt!

Son olarak tüm vitamin ve minerallerin günlük gereksiniminden yüksek dozlarda alınmasının uygun olmadığı, yarar yerine zarar getirdiği aşikardır. Bu vitamin ve mineralleri günlük gereksinmelerin kadar almanın sana faydası olacaktır. Aşırıya kaçmadan tabiki.

Sağlıklı, ışıl ışıl parlayan ciltler diliyorum. 🙂


*Günlük sağlık paylaşımlarımızı takip etmek için;

Instagram, Twitter, Facebook, Minemat Healthcare

*Diyetisyen Melek Nur Nalbantoğlu’nun yazısıdır, yazının orjinaline ulaşmak için tıklayınız.