Sade Okul

Bir sınıf düşünün . Sadece 25 kişi. Bir dolabın içinde herkese yetecek kadar kağıt, kalem ve materyal dolu . Anahtarı Yok. Herkese açık .

Öğrenciler kendi tasarladıkları giysilerin içinde, en kişisel aksesuarlarıyla hem kendileri gibi hem de özgün. Hiçbirinde marka emaresi Yok. Zaten bu okulda marka kelimesinin karşılığı yok, boş küme, geçersiz.

Ders programları öğretmeye değil, eğitmeye odaklı; ders saatleri kısa, tasarım ve zihinsel etkinlik zamanları geniş, devamlılık şartı yok; tüm ekipmanlar hazır ve nazır (kalibre) , hiçbir laboratuvar atölye kilitli değil, uyku ve dinlenme odaları steril, beslenme için gerekli yemekhane ve atıştırma istasyonları taze ve temiz gıda ile donatılmış; duş ve tuvaletleri hijyenik, – insana yakışır-paranın geçmediği ütopik bir okul hayal edelim şimdi.

Enerjisini güneş ve atıklardan sağlayan…

Temizliğini, yemeğini, bahçesindeki tarımını, gazetesini, radyo yayınını, ders programlarını, yarışmalarını, pencerelerdeki vitrayları, tasarım ahşap kürsüleri ve dünya kahvelerinin geniş yelpazesini sunan kahveleri, öğrencilerin gönüllü olarak yaptığı yaşayan bir okul…

Hayvancılığı, arıcılığı , ipekçiliği, marangozluğu ve deniz insanı olmayı deneyimleyebileceğiniz; doğa döngüsünü inceleyebileceğiniz; hayatı ve ölümü konuşan, aykırı düşüncelere kucak açan, empoze eden değil ilham veren bir okul.

Öğretmenlerin. sadelikle yaklaştığı; maaşlarını yalnızca potansiyeli farketmek için hakettikleri; çatlamaya hazır tohumlara yalnızca ışık ve su temin ettikleri , yalın; hür; motive bir ekip çalışması düşleyin.

Öğretmenler odasındaki beyin fırtınaları herkesi kasıp kavursun; sinerjinin haleti ruhiyesi okulun içindeki esas okul olsun.

Hiyerarşi , oligarşi ya da herhangi otoriter bi-şi yerine serbest / şebeke organizasyonlar olsun . Amaçta birlik , iş yapış tarzında özgürlük, yardımlaşma ve kişisel çıkarları geri planda tutma yetisi bu okulun yönetim modeli olsun.

Mesela kağıt israf edenler , EGO’suna yenik düşenler , kaba davrananlar ve terli terli su içenler geçersiz not alsın. Geri kalanlara not yerine tebrik; ödül; yeni hedefler , gözden geçirmeler; rota değiştirmelerle destek olunsun. Karne kelimesi okul sözlüğünden silinsin.

Bir okul düşünün ki, sizi gezdirsin. Karstik , tektonik ovaların birkaçını , kızılçam ormanlarını, inci kefalini, Ihlara vadisini, Nemrut’un kızını bizzat yerinde tanıma şansı versin ☺️ Opera, Bale müfredat konusunda geçen kelimeler olarak kalmasın, spor müsabakaları eğlenceye, mevsim sporları geleneğe sanat yarışmaları kültüre dönüşsün.

Okula motorlu araçla gelmek yasaklansın. Yürümek ya da bisiklet herkese iyi gelir , okulun yürüme mesafesinden uzağında oturan her kimse yakına taşınmaya mecbur kaydı alınsın . Trafikte , yolda harcanacak vakit yok burda. Gerekirse yatakhanede kalırsın.

Öyle bir okul düşünün ki tarih, felsefe , sosyoloji derslerinde amfilerde yer kalmıyor; bilim lab.’larında inovatif icatlar yapılıyor; müzik katından piyano ve ney sesleri geliyor; grafik tasarımcılar okulun logosunu güncelliyor; öğretmenler odasında sendikasızlığın 2. Yılı partisi veriliyor…

Velilerin, öğretmenlere son derece saygı ve minnetle yaklaştığı, öğretmenlerin öğrencilere her anlamda rol model olduğu; öğretmen Veli dayanışmasının zirve yapıp ana haber bültenlerine taşındığı bir devlet okulu…

Sınava tabi olmadan girilebilen, mezun olunduğunda hayata tam donanımlı hazır bireyler yetiştiren ; kendi kendine yeten; gösterişsiz ; amblemsiz; sadece yeteneğe ve Özgür düşünceye hizmet eden sade bir okul.

Saksılarında şakayıkların büyüdüğü, her sınıfın farklı renkle boyandığı, her sahneye çıktığımda bana benzer heyecanla bakan gözlere aynı frekansla aynı coşkuyla kılavuzluk ettiğim, Mustafa Kemal ‘in en mahsun yürekli neferlerinin kalesi, yanlız ve küçük bir okul .

Benim hayalimdeki, sadece okul.

Like what you read? Give minimalistdunya a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.