Alem şirket görsün… Boşver, patron görsün patron…

Bak bırak bu işleri, gel sen de bir şirket kur. Süper bir şey, gerçekten. Bir kere patron dırdırı yok. Adam zaten kendi derdinde, seni hiç dinlemiyor. Şirketi bu yerlere kadar getirmiş ama sen olmazsan zaten bir hiç. Her iş senden soruluyor aslanım.

Adamın 10 (20 ya da 30 artık uygun olanı seçin) yıllık firması var. Sen 1 yıl aynı oyunu bile oynayamıyorsun sıkılmadan ama olsun. Facebook’da kurduğun çifliğin var bugüne bugün. Gerçi kaç zamandır ellemedin onu da ama neyse.

Bir de senin çok daha yenilikçi fikirlerin var. Adam tutturmuş bu satar mı diye. Ya sen bir piyasaya sür, insanlar akın akın kullanacaklar. “Para vermeyecekler ama reklamdan kazanırız” dedin adam hala anlamadı. Bak Twitter’a, bak Medium’a. Hala para yapamadılar ama namı yürüdü adamların. Anlamıyorlar aslanım seni. Tabi ki önce bir yapalım sonra satarız. Hem esas olan kullandığın süper cool teknoloji, yazdığın uber kodlar.

Uber demişken, adama 50 tane konunun Uber’i olalım dedin, adam inatla sana opex, capex ve cash flow gibi anlamsız kelimelerle geldi. “Hacı, scrum var, VC var, Seri A var” dedin; anlamadı. Yapıcaz ve VC’ler üzerimize atlayacak işte. Anlamaz koçum.

Diyorum, kur bir şirket. Gerçi Internet’ten kurulmuyor bu meret. O biraz sıkıntı. Bir de KDV, kurumlar vergisi, stopaj, muhtasar diye gereksiz işlemler var ama kolay. Hallolur.

Aç hemen bir spreadsheet. Ne kadar zaman alıyor olabilir ki? Bak şimdi janti bir ofis. Güzel bir kahve makinası. Kahve olmadan olmaz. Starbucks’da mı çalışacak insanlar. Sonra güzel atıştırmalıklar. Şöyle havalı, çalışanların kan testine göre diyet yemek gönderen yerlerden birinden de öğle yemeği ayarlanır. Kolay işte. Çalışan memnuniyeti diye bir şey var değil mi?

Çalışan demişken, SGK, işveren, işçi vergileri de var ama kolay onlar da. Önemli olan daily’ler yapılsın, scrum düzgün gitsin. Bir de ofise gelmeseler de olur. Dünya nereye gidiyor, bizim patron hala ofisten çalışalım derdinde. Gerçi evde göbek üstü laptopla çalışırken olay ya dizi izlemeye ya da facebook ve sözlük arasında geçiyor ama olsun. Modernizm bunu gerektirir.

Bir de adamın deli parası var hala iki laptop daha alamıyor. Apple yeni dokunmatik barlı model çıkardı biz hala yok ram fazla olsun, cpu iyi olsun derdindeyiz. Alooo, dünya nereye gidiyor, patron nereye. Sen biliyorsun da adama anlatamıyorsun işte. Tutturmuş nakit akışı, denge, ROI, felan. Patron adamsın, pintiliğin ne alemi var. Patronsan paran var demektir, değil mi? Zengin yani.

Bir de senin kullanmak istediğin teknolojiye direnmiyor mu, deli eder adamı. “Mağarada mı kaldın be adam?” demezler mi? Tamam kendi merakın için bu teknolojiyi kullanmak istiyor olabilirsin, bu en doğal hakkın zaten. Sonra alemlerde hala dededen kalma JS framework’ü ile çalıştığını nasıl anlatacaksın? Anlamaz işte patron dediğin adam.

Tutturmuş bir de yeni gelenleri senin önerdiğin teknolojiye nasıl adapte edeceğim, nasıl sürdürülebilirlik sağlayacağım diye. Abi sen de junior alırken Ph.D’li adam alacaksın. Bunu da mı sen söyleyeceksin? Söyleme çatlasın.

Hele takım olma takıntısı iyice deli ediyor değil mi? Ya adamlar senin kadar değerli olsa, bu firmada işleri ne. Eleman oğlum onlar eleman. Gerçi sen de elemansın ama sen farklısın tabi. Onlar eleman, sen… neyse…

Yok hacı, bu iş böyle olmayacak. Kur bir şirket de alem firma görsün. Bak nasıl müşteriler kapında dizilecek, çalışanların her gün mutluluktan nasıl çatlayacaklar. Bu muhteşemliğinle yanılıyor olman imkansız. Gelsin milyon dolarlar…