Britanya Brexit Dedi, Peki Kraliçe?

Brexit kararı hem İngiltere’de hem de dünyada kafaları karıştıran ve çok konuşulan bir karar oldu. Kafaların karışmasına en büyük neden, ortada Brexit var ama çıkan yok. Hatta Ekim ayının sonlarına doğru, İngiltere’nin eski figürleri “yeniden oylama” üzerine konuşmaya dahi başladı.

Bu tartışmaların gündemde olmasının başında Brexit kararından memnun olmayan iç ve dış figürler geliyor. Kimdi bunlar? Amerika’da desteklediği kanat kaybeden Obama, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Papa Francis en başta olmak üzere büyük bir küresel ağ. Bununla ilgili detayları başka bir yazımda yazmıştım:

AB, Obama/Hillary cephesi ve Vatikan liberal dünyanın hakimleri. Tam da bu yüzden liberal medyanın gazetelerinden Guardian, Brexit gelişmesini “liberalizme isyan” olarak adlandırıp dünyanın yeni bir çağa girdiğini söyledi.

Liberalizme karşı isyanı Brexit’den sonra ABD’de Trump’ın iktidara gelmesi tamamladı. Liberalizm tüm dünyada açık bir isyanın tehdidinde.

Peki tüm bu gelişmelere Kraliçe İkinci Elizabeth’in ve Kraliyet Ailesinin bakışı ne?

Kraliyet Ailesi ve Kraliçe genel olarak siyasi konularla ilgili yorum yapmazlar. Brexit ile ilgili de bir yorum veya görüşte bulunmadılar, ne tarafı desteklediklerini açıktan belirtmediler.

Ancak Kraliçe’nin Obama sevgisi ve Vatikan’la olan güçlü ilişkileri herkes tarafından bilinen bir gerçek.

Hatta Trump’ın kazandığı 8 Kasım Amerikan seçimleri ardından bir çok Hillary yanlısı Amerikalı, Kraliçe’ye “bizi kurtar” temalı twitler atarak bu ittifakın bir sır olmadığını bizzat gösterdi.

Kraliçe ve kraliyet ailesinin Obama ekibi ile yakın müttefikliğinin yanı sıra, aile üyelerinin yaptıkları bazı konuşmalar da kraliyetin tavrı hakkında az çok bilgi veriyor.

Kraliyet ailesi üyesi ve Cambridge Dükü Prens William, Brexit oylaması öncesi gerçekleştirdiği bir konuşmada diğer uluslar ile iş birliğine vurgu yaptı. “Artarak dengesizleşen dünyada birliği korumamız gerek” diyen Prensin bu konuşması AB’de kalmaya yönelik mesajlar içeriyordu.

23 Haziran’da gerçekleşen Brexit oylaması sonrasında Kraliçe, basına açık ilk ziyaretini Kuzey İrlanda’ya gerçekleştirdi. Brexit ile ilgili direk yorum yapmayan Kraliçe Başbakan McGuinness’ın “Nasılsınız?” sorusuna “Hala yaşıyorum.” cevabını verdi.

Bu cevap da sosyal medyada Kraliçe’nin Brexit kararını bir yenilgi olarak gördüğü şeklinde yorumlandı.

Görüşüm, Brexit kararının Kraliçe tarafından desteklenmediği yönünde. Aynı şekilde Trump’ın seçim zaferi de Kraliçe tarafından memnuniyetle karşılanmadı. İngiltere’de bu çelişkiyi oluşturanlar ve Kraliçe’ye rağmen Brexit’i çıkaran, Boris Johnson temsilindeki güç odağını başka bir yazıda inceleyeceğiz. Şimdilik son cümle olarak şunu söyleyebiliriz: Brexit, İngiltere içinde Kraliçe’ye karşı sürdürülen bir soğuk savaşın sahnesi.

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.