GTA Hilesi ve Kuşak Kargaşası

Her gün enformasyonun/haberin farklı bir çeşidiyle karşı karşıya kalıyoruz. Haliyle iletişim araçlarının birbirine entegre olması sayesinde enformasyon, akıl almaz bir hızla yayılıyor.

Olayın arka planına gitmeden, sadece haber içeriğinin yorumlanması üzerinden bir takım fikirler beyan etmek mümkün.

Birkaç gün önce gündeme bir haber sürüldü. Haberin içeriği son günlerde yaşanan vahim hadiseleri alevlendirebilmek belki de pekiştirebilmek için yapılmıştı. Türk kamuoyuna sunulan haber, derinlemesine bir bilgi, elde edilemeyen bir istihbarat ve muazzam ötesi bir gündem maddesi olacak bir içerik geliştirmek istedi.

İçerik şöyle bir şey ihtiva ediyordu; terör örgütünün darbe ile ilişkili olduğunu belirten belgelere ulaşılmıştı. Dikkat ettiyseniz bu haber ‘Özel Haber’ başlığı ile sürülmüştü. Yani klasik bir haber yayını içerisinde ‘Özel’ statüsüne ulaşmış bir haberden bahsediyoruz.

Kurgunun arka planında yer alan vatandaşlar da görmekteyiz. Bu aslında haberin değerini daha fazla kutsamak için, güçlendirici bir görsel mizansen. Arka tarafa biraz dikkatle bakılırsa, kitapları kurcalayan iki kişi görüyoruz. Buradan haber, ‘okuduklarımızdan şeytanın ne denli kötü olduğunu öğrenen halkımız’ı tanımlıyoruz. Öte taraftan sağ üstte yer alan ve yukarıda bahsettiğimiz ‘Özel Haber’ olduğunu vurgulayan imaj. Ve olayın odak noktası haberi yapan sunucu veya gazeteci.

Peki ne oldu?

Bu spikerin elindeki defterde bir takım gizli bilgiler vardı. Bilgiler örgütün gizli bilgileriydi. Yalnız bir şeyler ters gitti. Kağıtta yazanların bir oyunun içerisinde ‘Özel’ bir konum elde etmek için kullanılan kodlar olduğunu öğrendik. Kimden? Z diye adlandırdığımız nesilden. Akabinde tabi ki sosyal medyada ‘haklı’ bir köpürtme sürecinden geçildi. Açıkçası bu oyunu zamanında oynayan bir birey olarak güldüm. Çünkü bunun bizde bıraktığı etkiyi ‘ciddi’ bir haberden yola çıkarak anlamak mümkün değildir ve olmayacaktır.

Cem Öğretir Neden Özür Diledi?

Haberin ardından beklenilmeyen bir performans olarak nitelendirebileceğim ‘özür dileme’ seremonisi gerçekleştiği. Bundan ötürü her ne olursa olsun Cem Öğretir’e teşekkür etmek gerek. Çünkü bu kadar yoğun -yalan,yanlış- enformasyon içerisinde ‘saça saç’ diyebilmiştir. Ama bu -hatalı,defolu- işi çok çalışmak, daha hızlı olmak gibi bir gerekçe üzerinden açıklamak doğru mu? Değil. Neden? Üretilen her haber milyonlarca kişiye ulaşıyor. Ve ciddi bir algı oluşturuyor. Böyle bir hata yapma lüksleri yok. Sadece haber özelliğini geçtik ‘özel haber’ olarak konumlandırmayı, bu tarz gerekçelerle maalesef açıklayamazsınız. En azından ben ve benim gibi düşünenleri inandıramazsınız. Burada ne haberi yapanın ne de haberi gündeme taşıyanda suç var. Asıl sorunumuzun ‘Z’ kuşağının tam anlaşılamamasıyla alakalıdır. Bunu Gezi’den de, Darbe’ye karşı gösterilen dirençten de gözlemleyebilirsiniz. ‘Z’ kuşağını takip etmeyen, onların nasıl bir ruh haliyle hareket ettiğini bilmeyen yönetici ve yöneticilerimiz var.

İlk önce buradan başlamak gerekiyor. Yüzeysellik, gelip geçicilik ve kısa sürede popülarite devşirmekten kaçmamız gerekiyor. İstediğiniz kadar Reyting alın, isterseniz her gün birinci olun; yukarıda anlattıklarımı ıskaladığınız zaman, ‘Z’ neslinin sosyal medya etkisinden kurtulamayacaksınız.

Not.1: İnternetin etkisinin arttığını düşünürsek, yanlış bir haberde karşılaşacağınız tepki bu olacaktır.

Not.2: Küfür, aczimizin vücud bulmuş halidir. Eleştiri ise en büyük silah.