Simülasyon Psikolojisi: Pazarlama

Sadi Şirazî, birden fazla üretken kimliğe sahip bir doğu bilgesi.

Biz onu Bostan ve Gülistan eserleriyle tanıyoruz. Tanımayanlar varsa bile eserlerini okumayı tavsiye ediyoruz. O insanı bir ifade ile tanımlıyor; ‘Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe…’ yani ‘ İnsan üç beş damla kan ve bin bir endişeden ibarettir.’ diyor. Biyolojik terminoloji olarak ‘üç beş damla kan’ ifadesini açmaya gerek duymuyorum. Ancak ‘…bin bir endişe’ kısmı bizi ilgilendiriyor. Aslına bakılırsa bu bin bir endişe, psikolojimiz ile alakalı bir mesele.

Jean Baudrillard, bir batı bilgesi diyebiliriz. Bütün kitapları ayrıntılı bir şekilde okunmalı. En önemli eseri ise, Simülakrlar ve Simülasyon’dur. Bu eserinde hayatın her alanına nüfuz eden, simülasyonların varlığını görmemize yardım ediyor. Ve o; simülasyonun artık gerçeğin ta kendisi olduğuna değiniyor.

İşte tam bu noktada bir diğer yazara atıfta bulunmalı. Rene Guenon… O da doğu ve batının bir noktada birbirine meczedilebileceği inancını taşıyor. Ve bilhassa ben de bu inancı taşımaktayım. Buna kinetik ile potansiyel enerjinin birbirini devinim içerisinde sürdürmesi diyebiliriz. Elimizden geldiğince bu noktaları birleştirmeye çalışacağız.

Simülasyon Psikolojisi

Psikolojiyi tanımlamaya kalkışmayacağız. Zira bizce bunun tam bir anlamı yok. Anlamı olduğunu söyleyen dahi olsa ( ki bu modern bilim bile olsa ) bunu geçersiz kılabilecek binlerce neden bulunabilir.

İnsan, sosyal bir varlık olarak tanımlanıyor. Bu sosyal varlık hayatın -network ağı- içerisinde birden fazla parametre ile yaşamını sürdürüyor. Psikolojisi veya halet-i rûhiyesi her an değişiyor ve gelişiyor. Sanayi çağı uzunca bir süre kendini inşa etti ve tatmin noktasına ulaştı. Ardından World Wide Web ile tanıştık. Ve bu Sanayi çağı diyebileceğimiz 200 yıllık kısır döngüyü kırmaya başladı. Tanım çok yeni olsa da bizler modern varlıklar olarak buna; Yıkıcı İnovasyon demeye başladık. World Wide Web artık hayatımıza entegre olmuş, kendini tatmin noktasına ulaştırmıştır. Ardından yeni bir simülasyonun parçası olmaya başladık; sosyal ağlar. Birer besleyici user olarak onunla yatıyor, onunla kalkıyor ve ondan medet umuyoruz. Bize şu söylemi geliştiriyor; ‘İnternet yokken ne yapıyorduk?’…

Aslında buna verebilecek yanıt basit. Bir önceki simülasyona atıfta bulunabiliriz. Radyo, televizyon ve gazete gibi. Epistomolojiyi kullanarak daha geriye gidilebilir. Bir öncesinde hep bir farklı simülasyona dönebiliriz. Ki bunu en başlangıcı yazı yazmakla başlar. Jacques Ellul, Sözün Düşüşü adlı kitabında girizgâh olarak ‘yazı yazmakla’ ilgili bir hikâye anlatır. İnsan yazmayı öğrendikten sonra, unutmaya başladı diye… Evet her şeyi unutmaya başladık. Çünkü beyin gibi bir donanıma sahip olan insan, artık düşündüklerini ve duygularını kâğıda dökmeye başladı. Ve unutma alabildiğine hızlandı. Görsel nesneler çağı ulaştığımız son nokta. Artık kelimeleri unutmaya başladık. Her şeyi görsellerle ifade etmeye ve onun üzerinden her ne anlatmak istiyorsak onu anlatmaya kalkıştık. Şimdi araştırmalardan elde edilen sonuçlarla, bir görselin bin kelimeye bedel olduğu söylenmekte. Başta dediğimiz gibi psikolojimiz çağın araçlarına göre, değişiyor ve gelişiyor. Her gün farklı şeylere tepki gösteriyoruz. Tepkiden kastımız, pozitif ve negatif duyguları kapsıyor. Sadece totaliter bir takım sonuçlara burada değinebiliriz. Ki bunlar tamamen görselliğin kullanımı ve ifade ediliş biçimiyle alakalı olacak.

1-Duygu Bulaşıcıdır

Aynı duyguları birlikte yaşayabileceğiniz zamana ihtiyacınız var. Burada birden fazla parametre var. Ve her birisini takip etmek zorundasınız. Siyasi gelişmeler, havanın durumu, toplumsal olaylar, ekonomik gelişmeler… Seçenekler daha fazla çoğaltılabilir. Hayatı yaşıyorsanız, onunla ilişiği olan her şeyi takip etmelisiniz. Olumsuzluk ifade eden ( toplumsal olaylar, hava durumu vs.) içerikler hızla yayılabilir. Örneğin yağışlı bir havada, insan psikolojisi de olumsuz etkilenir. Bu durumda ağız birliği, sosyal medyada bir anda pik yapabilir. Ancak sen daha efektif düşünmelisin. Bu olumsuzluğu olumluya çevirmek için içeriklerini bu minvalde geliştirmelisin.

Örneğin yağmurlu bir havada, insanlara baharı veya yazı müjdelemek gibi.

2- Profil Fotoğrafı veya İlk İntiba

Fotoğraflar kararlar vermemize veya almamıza yardımcı olur. Bu durumu beynimizin algılaması 40 milisaniyedir. 1 saniye ise 1000 milisaniye olduğu düşünülürse bu, çok kısa bir zaman zarfına tekabül eder.

3-Seçici Paylaşımlar veya Herşey

Aslında bu kısım tam anlamıyla bulunduğunuz lokasyona göre değişiyor. Ülkemizde tablodan da göreceğiniz üzere herşeyin paylaşımı daha yaygın. Ancak bir dikey belirleyip ona göre içerik geliştirmek, daha faydalı olacağı izlenimi ortaya çıkmakta.

4- Geri Bildirim veya İletişim

Bağlantı sağlama veya yönlendirme, günümüz itibariyle önemli bir nokta. İnsanlar içeriğe, hizmete veya ürüne yönelmek istiyor. Buna cevap verebilmek de size bağlı. Sosyal pazarlamanın daha özele ‘Whatsapp’ gibi uygulamalara indiğine göre, geri bildirim yapmak ve ürününüz/içeriğiniz/hizmetiniz noktasında bilgilendirme yapmanız beklenecektir.

5-Duygulandırmak veya Duyguları Harekete Geçirmek

İçeriklerinize ayrı bir simülasyon entegre etmeniz gerekiyor. Onların duygularını harekete geçirebilecek, onlar gibi düşünebilecek duygular geliştirmeniz gerekiyor. Ajite etmek duyguları fazlasıyla harekete geçiren bir yönetim tarzıdır. Buradan bir popülerite elde edilebilir. Fakat bu uzun süreli bir koşuyu desteklemez. Bir ürün veya hizmet pazarlıyorsanız duygularınızı pozitif yönde inşa etmeniz gerekmektedir. Sosyal yaşamın bir parçası olarak, üzüntüye yol açan toplumsal olaylara tepki vermeniz sadece sizi kısa süreliğine popüler yapar.

Az olan, çoktur.

Kararında deneyimler oluşturun ve kararında pozitif içerikler paylaşın.