DigiByte Fiyatı Üzerine

Bugün sizlere DigiByte fiyatı üzerine merak edilen bazı konularda görüşlerimi anlatmak istiyorum. Bunu yaparken DigiByte’ın sahip olduğu özelliklere değinmeyeceğim. Proje ile ilk defa tanışanlar için başlamadan önce Neden DigiByte? başlıklı makalemizi mutlaka okumalarını öneririm.

DigiByte projesini merak edip inceleyen ve Blockchain teknolojisi üzerinde bilgi sahibi olan kişiler arasında yaygın olan görüş; özellikle Bitcoin ve Litecoin ile mukayese edildiğinde hız, güvenlik ve merkeziyetsizlik konularında bu denli ezici bir üstünlüğe sağip bir projenin fiyatının günümüzde olması gerekenin değerin çok altında olduğu yönündedir. Günlük yatırımcıların en sık sorduğu soruların başında ise; madem bu kadar iyi bir proje, o halde neden fiyatı bir türlü yükselmiyor? sorusu gelmektedir.

Gelin birlikte bunun nedenlerini inceleyelim. DGB maksimum 21 Milyar üretilecek şekilde tasarlanmıştır. Yani 21 Milyon adet üretilecek olan Bitcoin ile arasında 1000:1 oranı vardır. Amacı kısa sürede para kazanmak olan her yatırımcının arz/talep avantajı yüzünden üretim adedi düşük olan coinleri sevdikleri bir gerçek ve “Ya ne gerek varmış ki bu kadar çok coin üretmişler?” gibi sorular sormaları çok normal.

Bu soruya DigiByte yaratıcısı Jared Tate “DGB’nin günlük hayatta kolay kullanılabilen ve yönetilebilen bir dijital varlık olması için” şeklinde cevap vermektedir. Örnek vermek gerekirse bir kripto para ile kitap almaya karar verdiniz diyelim. Ödemeyi 0.00000598 BTC olarak yapmak mı daha kolay yoksa 2 DGB olarak mı? Sanırım Jared’in ne kastettiğini şimdi daha iyi anladık. Projenin başında amaç ICO lar gibi kısa yoldan para toplamak değil kalıcı, sürdürülebilir ve günlük hayatta kullanılabilir bir ürün ortaya çıkarmak olarak belirlenmiş.

Şimdi işin biraz daha teknik detaylarına inelim. DigiByte blokları 15 saniyede bir oluşur. Temmuz 2018 itibariyle blok ödülü 761 DGB dir ve her ay %1 oranında azalır. Bu da demek oluyor ki şu anki koşullarda her gün 4,3 Milyonun üzerinde yeni DGB madenciler tarafından kazılarak dolaşıma sokuluyor. Görebileceğiniz gibi son derece agresif ve hızlı bir üretim algoritması mevcut ki bu sayede 2014'ten 2018'e kadar geçen ilk 5 yıl içinde 21 milyar DGB’nin yarısı üretilebildi. Kalan yarısı ise 16 yıl içerisinde her ay azalan bir tempoda kazılmaya devam edecek ve 2035 yılında 21 Milyar DGB’nin tamamı üretilmiş olacak. Mukayese etmek gerekirse 21 Milyon BTC’nin tamamının üretilmesi 2140 yılını bulacağı tahmin ediliyor.

İlk 5 yılda DGB’lerin bu denli büyük bir hızla dolaşıma sokulması, günümüz kripto piyasasının büyüklüğü ve yatırımcı ilgisi göz önüne alındığında arz/talep dengesini olumsuz etkiledi ve fiyatı baskılayarak üstün teknik özelliklerinin yaratması gerken ivmeden daha yavaş bir yükseliş trendi içerisinde seyretmesine sebep oldu. Tabi aynı sebebin DGB yi uzun vadeli yatırım için bir o kadar da cazip bir proje haline getirdiğide ayrı bir gerçek. Zaten bu yüzden DGB traderlardan çok hodler ların ilgisini çekiyor. Çünkü bundan bir kaç yıl sonra belki 1000 DGB alabilecekleri fiyata şu anda milyonlarca alabildiklerini çok iyi biliyorlar!

Gelin birazda işin matematiksel boyutundan çıkıp marketing yönüne göz atalım. Günümüzde Merkeziyetsiz kripto paralar ile Merkezi kripto paralar arasında ciddi bir rekabet yaşanıyor. Merkezi projeler ve ICO lar arkalarındaki şirketin ve arz ettikleri premined coinlerin sağladığı maddi güç ile büyük bir marketing avantajına sahip oluyor. Ama gelin görünki çoğunun ömrü fazla uzun olmuyor. 2017 yılında arz olan ICO ların %70'i bir yılını bile dolduramadan coin mezarlığındaki yerini almış durumda. Şirket coinlerini ise şahsen ben kripto para olarak bile tanımlamakta zorluk çekiyorum. Ürettikleri coinler üzerinde sahip oldukları arz, değişiklik, kontrol hatta engelleme gibi ürkütücü yetkiler Nakamoto’nun P2P felsefesiyle tezat durumlar yaratıyor.

İlk kripto para olmasının verdiği şöhret yüzünden Bitcoin’i bir kenara bırakırsak, Litecoin, DigiByte, DogeCoin gibi bilinen Merkeziyetsiz Blockchainler ise tamamen gönüllü topluluk desteği ile yürütülmektedir. Herhangi bir merkez tarafından finanse edilmedikleri ve premined olmadıkları için marketinge çok fazla kaynak ayıramamaktadırlar. Ancak bu projelerin ortak özelliği uzun soluklu ve kalıcı olmalarıdır. 2014 yılında genesis bloğu kazılan DigiByte projesi piyasada iki elin parmaklarını geçmecek sayıda kripto para olduğu günlerden beri bizlerledir. Bu projeler açık kaynak kodludurlar ve dileyen herkes katkıda bulunabilir. Kullanan herkes bu ağın hem sahibi hemde bir parçası olur. Nakamoto’nun P2P felsefesine sadıktırlar.

Şimdi kendinizi geleneksel finans sistemi yöneticilerinin ve piyasa manipülatörlerinin yerine koyun. Hiçbir şekilde kontrol edemeyeceğiniz, müdale edemeyeceğiniz P2P sistemleri mi desteklersiniz yoksa bir kişiye yada kuruma bağlı olanları mı? Sanırım neden Merkeziyetsiz projelerin adlarının medyada çok fazla kendine yer bulamadığı ile ilgili kafanızda bir ışık yanmıştır.

Son olarakta yatırımcı psikolojisi üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. Margin trading ve vadeli kontratlar gibi konuları bir kenara bırakırsak, geleneksel yatırımcı için kazanç bir malı düşük fiyattan alıp yükselince satmak ile elde edilir. Ancak özellikle bilinçsiz yeni yatırımcılar hiçbir araştırma yapmadan sadece sağdan soldan duydukları ile piyasadaki hareketlerin peşinden koşmaya çalıştıkları için sık sık balinalara yem olurlar.

Onlar için bir malın fiyatı yüksekse “bu demekki iyi bir şeyki yükseliyor” algısı devreye girer ve tepe fiyatlardan alım yaparlar. Aynı şekilde bir malın fiyatı düşükse “bu demekki kötü bir şeyki düşüyor” yanılgısı devreye girer ve bu seferde tepeden aldıkları malı zararına satarlar. Araştırmadan bilinçsiz yatırımın, kısa sürede kazanma hırsının kaçınılmaz sonucudur bu. Bilinçli yatırımcı ise araştırır güvendiği malı bilinçli şekilde alır. Elindeki mala güvendiği için düşünce panik yapmaz ve zararına satmaz, tutar ve yeni alım fırsatı olarak görür.

Bu durumu DigiByte özeline uyarlarsak, psikolojik açıdan bilinçsiz yatırımcı için fiyatı düşükken almak zordur. Ancak bu yatırımcıların çoğunun fiyat yükselince almak için sıraya gireceği unutulmamalıdır.

Zamanla artacak ilgi ve azalacak üretimi bir yere not edin. Teknolojik açıdan üstün yönlerini bir düşünün. Merkeziyetsizliğin verdiği güveni hesaba katın ve BTC ile olan 1000:1 oranını unutmayın.

Sizlere aşağıda ünlü yatırımcı Warren Buffet’in bir sözünü hatırlatmak istiyorum.

digibytetr.org/shop

Originally posted on digibytetr.org/price

Like what you read? Give Murat Akyurt a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.