Kalandar Soğuğu İnternete Düşer Mi?

Bu soru uzun süredir aklımda. Açıkçası ilk zamanlar salona ara ara uğrayan, festivallere bi bakıp çıkan, ortalama bir sinema seyircisinin masum ve bedavacı arzularıyla soruyordum bu soruyu kendime. Salonda tek solukta izlediğim bu filmi, kıç kadar notebook ekranından da olsa tekrar izlemek istediği beni ara ara dürtüyordu.

İzlemeyenler için kısaca anlatmak gerekirse Kalandar Soğuğu, sanırım bu alanda bir dünya markası sayılabilecek medar-ı iftiharımız Nuri Bilge Ceylan’ı dahi kıskandıracak kadar başarılı uzun planlara ve muhteşem bir görüntü yönetmenliğine sahip, Türk sinemasının teknik olarak ulaştığı en üst seviyede çekilmiş katışıksız bir Anadolu dramı. Yetkili ağabeyler de benim gibi düşünmüş olacaklar ki Kalandar Soğuğu işte tam bu özellikleri sebebiyle 2017’de Türkiye’yi Oscar’da aday adayı olarak temsil edecek film olarak seçildi. Çeşitli uluslararası festivallerden de ödüller aldığını bilmem söylememe gerek var mı?

Durum buraya kadar belki de film yapımcılarının ve yönetmenlerinin de beklediği üzere gelişmelerle dolu. 2000 rakımlı bir Karadeniz köyünde çekimleri de dahil yapım süreci tam 5 yıl süren Kalandar Soğuğu Türkiye’nin komedi ve romantizm işgali altındaki sinema salonlarından bir gölge gibi geldi ve geçti.

Fakat ben hala sorumun cevabını alabilmiş değilim. Üstelik bu aralar bu soruyu başka bir türlü soruyorum kendime. Acaba Kalandar Soğuğu gerçekten internete düşecek mi? Yani aslında düşebilecek mi? Türkiye’nin Oscar adayı, rezil komediler, korkutmayan korkular, hep aynı sonlu aşklar kadar şanslı olabilecek mi?

Kalandar Soğuğu Biri ya da birileri tarafından internette paylaşılmaya dâhil layık görülecek mi? Yahut ticari bir gelir elde etmek arzusu duymayan, gönüllükle bu işi yapacak –ki filmin kendisi bile bence ulvi bir gönüllülük eseri- birileri bu filmi DVD olarak bastırıp, malum kitapçılarda satışa sunacak mı?

Türkiye’de “özgür sinema” kavramı bence hala terane. Sinemayı zincirleyen güç; sansürcü darbe hükümetlerinin elinden sektörün tekel yapımcılarına geçmiş gibi görünüyor. Sinematografik kıymeti olan veya toplumsal eleştiri niteliği taşıyan filmlere hala illegal kanallardan ulaşmak gerekiyor. Birçok film ya gösterime bile girmiyor, ya da perdede bir görünüp zihinlerin mezarlığına gömülüyor.

Bence Türkiye’de sinema ve diğer tüm sanatlar; hedef kitlelerinin o sanattan ne anladığıyla değil sanat olarak onlara ne sunulduğuyla ilgili. Hal böyleyken Türk izleyicisinin sinemadan ne anladığını daha doğrusu ne anlamadığını değiştirmek yerine ona sunulan eserlerin niteliğini yükseltmek gerekiyor. Fakat alanın da satanın da gorilden bozma insan müsveddesi bir karaktere razı geldiği ortamda Kalandar Soğuğu gibi filmler için “internete düşer mi acaba” diye beklemekten başka çare kalmıyor.