Neden “Tatilci” Olamıyoruz?

Çok değil bundan yaklaşık 20 sene önce bırakın tatili, seyahat bile ekstrem ve pahalı bir aksiyon sayılırdı “orta direk” tabir ettiğimiz sosyoekonomik sınıf için. Yaz tatillerinde “memlekete” gitmek ya da -varsa ne âlâ- deniz kıyısı yerlerde yaşayan akrabaların yanına seğirtmek, o yaz mevsimini taçlandırırdı.

Uçakların garibanın üstünden bile geçmediği, otobüslerin de ateş pahası olduğu, 4 kişilik ailenin 2 kişilik koltukta seyahat ettiği dönemden bir bahsediyorum.

Şimdi orta direğin elinde suni bir alım gücü var. Olmayan paralarla seyahat de tatil de mümkün. Rekabet artınca ulaşımdaki rakamlar da düştü. Artık bir iş adamı edasıyla check-in yapan fırıncılar, nalburlar, memurlar ve hatta asgari ücretliler var. Dahası, turizme yönelik konaklama, gıda, eğlence vb. tüm sektörler bütün silahlarını bu en kalabalık ve henüz doyuma ulaşmamış kitleye yönelmiş durumda.

Peki akıllı telefonuyla kalacağı pansiyonu, uçakta oturacağı koltuğu, içeceği meyve suyunu bile seçebilen aynı orta direk, gittiği tatil bölgelerinde neler yapıyor, nasıl davranıyor?

Kısaca söyleyeyim; yıllarca sadece televizyonlardan ve gazetelerin magazin sayfalarından izleyebildiği o renkli, canlı, cinselliğe teşne tatilleri yaşamak için tüm gücüyle saldırıyor.

Şu son bayram tatilinde de gördüğüm üzere, malum kitle bütçesi ne kadar kısıtlı olursa olsun “tatile geldim ve işte tüm buralar artık bana ait” hazzını yaşamak için oldukça agresif davranıyor. Bu pis ve mesnetsiz agresyondan su satan çocuk da, oda kiralayan pansiyoncu da, köşedeki Ayvalık Tostçusu da nasibini alıyor.

Garsonu azarlıyor, denize işiyor, pansiyonun havlusunu çalıyor, kızlara laf atıyor, arabasını yanlış yere park ediyor ve tüm bunların sonucunda kaynağı belirsiz bir vakar ile yoluna devam edebiliyor. Çünkü artık o da tatilde.

Orta direk tam bir şok yaşıyor. Ucuz güneş kremi, eğreti duran parmak arası terlikler ve o çok özenilen ünlü karakterlerin seksapelinden uzakta bedenleriyle yaşadıkları büyük bir tatil şoku bu.

Artık yerleşik bir yazlıkçı ya da yerli turist profilinden bahsetmek çok zor.

Şunu da söylemeliyim ki bu bir sınıf eleştirisi değildir. Zira orta direk, yıllarca izleyici kaldığı ve ancak bugün itibariyle gerçekleştirebildiği her konuda farkında olmadığı bir “hınç” ile hareket ediyor. Bu “hınç” Assos’un antik Yunan kalıntıları arasında, bakir Ege koylarında, 3 yıldızlı otellerin banyolarında, 5 liraya yenen balık ekmeğin arasındaki soğanda bile kendine vücut buluyor.

Bu düzeyde bir tatilci, gittiği bölgede geçireceği süre ne olursa olsun, o bölgenin hem günlük hem de kültürel armonisine uyum sağlamak zorunda. Orta direk, İstanbul’da gerçekleştiremediği o “iktidar” muharebesini tatil bölgelerine tatbik etmekten vazgeçmeli.

Benim temennim; orta direk sınıfın Ayvalık, Altınoluk, Akçay gibi bölgelere ruhunu veren yerleşik ve yol yordam bilen yazlıkçıların düzeyine ulaşması.

Fakat şu anki görüntüyle hakları; dönüş yolunda kaba muavinler ve servis şoförleri tarafından hizaya sokulmak gibi görünüyor.