Grafik Sanatlardan İletişim Tasarımına: Görsel İletişim Tasarımı Bölümlerinin Durumu

Makaleninin İlk Yayımlanma Bilgisi: 5 Haziran 2013 tarihinde Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin düzenlediği 6. Uluslararası Öğrenci Trienali Sempozyumu’nda bildiri olarak sunulmuş, sempozyum kitabında özeti yayımlanmıştır.

Makalenin İkinci Yayımlanma Bilgisi: Ertürk, M. (2013). Grafik Sanatlardan İletişim Tasarımına, Basım Dünyası, 83 (48–50).
Ertürk, M. (2014).
Görselle İletişim Tasarlamak, Basım Dünyası, 84 (46–49).

Yirmi birinci yüzyılın gelişen bilişim ve iletişim teknolojileri birçok alanın tanımlarını genişletmekte ve yeniden şekillendirmektedir. Sanat ve tasarım alanlarındaki sınırların ortadan kalkmaya başladığı günümüzde iletişim teknolojileri geliştikçe grafik tasarım da değişmekte, disiplinlerarası etkileşim ile yeni teknolojilerin etkin olduğu bir iletişim disiplini olarak kendini yenilemektedir.

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin yaşamımızın her alanını etkilediği günümüzde, bazı iletişim ortamları ve teknolojileri ömrünü tüketirken, alışmış olduğumuz bazı ortamların önlerine yeni sıfatı eklenmektedir. Bunun bir sonucu olarak grafik tasarımcı bir yandan teknoloji evriminin gelişim hızına ayak uydurmaya çalışmakta, diğer yandan sürekli gelişen meslek alanının sınırlarını takip etmek durumunda kalmaktadır. Türkiye’de modern tasarımın öncülerinin grafik sanatı kavramından söz etmesinden ve kendilerini tanımlarken grafik sanatçısı kavramını kullanmalarının üzerinden uzun zaman geçmemiştir. Geçen bu süreç içerisinde grafik sanatlar kavramının grafik tasarımı kavramına, günümüzde ise grafik tasarım kavramının görsel iletişim tasarımı ve iletişim tasarımı kavramına dönüştüğü gözlenmektedir.

Gelişmiş ülkelerde endüstri devrimi ile yeni kavramların ortaya çıkmasının yanı sıra var olan kavramlar da değişikliğe uğramıştır. Tüketim kapasitesi yüksek sosyal sınıfların ortaya çıkışı ve endüstrinin makineleşmesi ile üretim yöntemlerinde yaşanan değişim, üretim-tüketim ilişkilerinin yeniden yapılandırılmasını gerektirmiş ve yaşanan bu süreç pazarlama iletişimi ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Tasarım ve üretimin tek elden yürütülme sürecinin sona erip uzmanlık alanlarının oluşmaya başladığı bir döneme girilmiştir (Becer; 2006, s.96). Grafik tasarım, piyasa temelli kapitalist ekonomilerde endüstri devriminin gerektirdiği iletişim ihtiyaçlarına cevap olarak ortaya çıkmış, Amerika’da birçok okul faaliyet alanlarını reklam tasarımı ya da ticari bir amaçla ve reklam için sanat ürünlerinin hazırlanmasında kullanılan ticari sanat olarak tanımlamışlardır (McCoy; 2005, s.3). Yirminci yüzyılın modern sanat ve tasarım hareketlerinin sağladığı düşünsel altyapı, endüstri toplumu haline gelen Almanya’da tasarımın niteliğini artırmak için 1919 yılında Bauhaus Okulu’nun (Bektaş, 1992, s.69); 1920’de reklam ve sanat arasındaki belirsiz ilişkiye yanıt olarak Amerika’da Sanat Yönetmenleri Kulübü’nün kurulması (Our History, 2012) bu dönüşüme hız kazandırmıştır. 1930’ların sonunda Nazi baskısından kaçan Avrupalı tasarımcıların Amerika’ya yerleşmesi, modern tasarımın uluslararası bir hareket haline gelmesini sağlamıştır (Bektaş, 1992, s.112).

1922 yılında Boston Globe adlı günlük gazetede yayımlanan bir makaleye kadar grafik ve tasarım sözcüklerinin yan yana kullanıldığı görülmemektedir. İlk defa William Addison Dwiggins, yazdığı bir makale ile kendi uzmanlık alanını basım, reklam, tipografi gibi farklı grafik disiplinlerinden ayırmak için grafik tasarım terimini kullanmıştır (Heller; 1991, s.108). Dwiggins’in bir meslek alanının sınırlarını belirlemeye yönelik attığı bu önemli adım ile grafik tasarımcı terimi, uzmanlık alanını işaret eden bir ünvan olarak ortaya çıkmış ve yaygın şekilde kullanılmıştır.

Yirminci yüzyılın sonlarına doğru bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ile tasarım ve üretim pratikleri dijitalleşse de, grafik tasarımın iletişim kurmak amacıyla üretilen bir mesajı kısa sürede, yalın ve anlaşılır bir şekilde hedef kitlesine ulaştırma amacı değişmemiştir. Bu amaç doğrultusunda, grafik anlatım dili, iletişim kavramını içeren hemen her alanda varlığını sürdürmüştür. Fakat yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde fiziksel ortamdaki iki boyutlu çalışmaların düzenlenmesine ilişkin olan grafik tasarım kavramı, pratikte yapılan işi tanımlamaya yetmez hale gelmiştir. Grafik tasarımın değişen kapsamına ilişkin olarak Pullman (2005), “grafik tasarımın önceden düz, durağan ve iki boyutlu iken şimdi birden çok ve melez medya alanları içerdiğini; artık sadece görsel değil, çeşitli duyuları içeren, dört boyutlu bir dünyada oyun oynayan hayatın kendisi gibi bir şey” olduğunu söylemektedir (s. 168). Pullman’ın hayatın kendisi gibi bir şey diyerek göndermede bulunduğu olgu, önceden basılı bir objenin tasarlanmasına ilişkin bir kavram olan grafik tasarımın, birden fazla duyuya hitap eden bir deneyim tasarımına dönüşmeye başlamasıdır. Grafik tasarım kavramının dönüşümünde sadece teknolojik gelişmelerin değil, tasarım sürecinin değişiminin de etkisi bulunmaktadır. Disiplinlerarası yaklaşımın yaygınlaşması ile tasarım süreci karmaşıklaşmış, ekip çalışması öne çıkmış ve tasarımcı, iletilmek istenen mesajın hem üreticisi, zaman zaman da editörü haline gelmiştir (Bruinsma; 2005, s.178). Frascara (2004) bu durumu biraz daha ileriye götürerek, tasarımcının yaptığı işi bir tür koordinatörlük olarak niteler. İletişim tasarımcıları, her bir projenin gerektirdiği bilgiyi kullanarak araştırma, kavramsallaştırma ve gerçekleştirilmesini koordine etmektedir (s.4).

Meslek alanının değişen sınırlarına ilişkin –aynı 1922 yılında Dwinggins’in yaptığı gibi– ilk işaretlemeyi 1983 yılında Messages that Work: A Guide to Communication Design (Amacına Ulaşan Mesajlar: İletişim Tasarımı Rehberi) adlı kitabında iletişim tasarımı kavramını kullanan Patrick O. Marsh yapmıştır (Choukeir, 2010). Görsel iletişim tasarımı alanının iletişim tasarımının alt alanı olarak kapsamlı ve titiz bir şekilde araştırılması ise 1997 yılında Jorge Frascara tarafından yapılmıştır (Choukeir, 2010). 2004 yılında yayımladığı Communication Design: Principles, Methods, and Practice (İletişim Tasarımı: İlkeler, Yöntem ve Uygulama) adlı kitabında, grafik tasarımı kavramını dar kapsamlı bulan Frascara, bunun yerine görsel iletişim tasarımı kavramının kullanılmasını önermiştir. Grafik tasarımı kavramının daha çok kabul görmesine rağmen, görsel iletişim tasarımı kavramının yöntem olarak tasarım, konu olarak iletişim, vizyon olarak görselliği içerdiğinden daha tanımlayıcı ve doğru bir anlatımdır (s. 4). Icograda ise, 2007 yılında Küba’da düzenlediği genel kurulda aldığı bir karar ile grafik tasarımın dönüşen içeriğine ilişkin kullanılması gereken en uygun terimin iletişim tasarımı olduğunu belirtmiş; iletişim tasarımını, sadece görsel üretimiyle ilgili olmayan, iletişim problemlerinin görsel çözümlerin sunum yöntemlerini, organizasyonunu ve analizini içeren entelektüel, teknik ve yaratıcı bir aktivite olarak tanımlamıştır (“Defining The Profession”, 2007). Bu gelişmelere paralel olarak Icograda, Dünya Grafik Günü olarak ilk kez 1991 yılında kutlamaya başladığı ve aynı zamanda kuruluşunun yıldönümü olan 27 Nisan gününü Dünya İletişim Tasarımı Günü olarak değiştirerek iletişim tasarımı kavramına dikkat çekmeyi amaçlamıştır. (“World Communication Design Day”, 2012).

Resim 1. Terminolojik ve Tarihsel Gelişim (Durmaz, 2012)

İletişim tasarımı kavramının tarihsel süreç içerisinde terminolojik gelişimine bakıldığında (Resim 1), ticari sanat kavramından günümüze gelinceye kadar grafik sanatı, grafik tasarım, görsel iletişim tasarımı kavramları bağımsız ya da kopuk kavramlar halinde değil, aksine birbirine eklemlenerek, birbirini tamamlayarak ve sınırlarını genişleterek alt alanlar oluşturan bir dönüşüm geçirmiştir. Ticari sanat kavramının dönüştüğü en genel ve kapsayıcı kavram, iletişim tasarımıdır (Resim 2). Görsel iletişim tasarımı ise, iletişim tasarımına alt alan oluşturmuş, iletişim problemlerine görsel çözümler üretmeyi amaçlayan daha özel bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.

Gelişen teknolojiler, iki ya da daha fazla duyuları içeren ifade biçimlerinin –görsel, işitsel, tat, koku gibi– bileşenlerini içerecek şekilde iletişim biçimlerini genişletmiştir (“Icograda Design Education Manifesto”, 2011, s.25). Bu bağlamda, iletişim tasarımı alanı, ortaya çıkan ürünler bakımından görsel iletişim tasarımının ötesine geçmektedir. Bir iletişim tasarımı ürünü, görsel olabildiği gibi aynı zamanda işitsel, tatsal, dokusal gibi duyusal kanallar ve bunların herhangi bir birleşimi ile geniş bir spektrum içerisinde ele alınabilir (Choukeir, 2010).

Görsel İletişim Tasarımı Bölümlerinin Durumu

Hızla gelişen teknolojinin etkisiyle günün değişen-dönüşen kavramlarına tepki vererek yükseköğretim kurumlarının grafik tasarım yerine görsel iletişim tasarımı bölümlerini açması olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Fakat bölümlerin açıldığı fakültelerin ders içerikleri ve akademik kadrolarına bakıldığında, görsel iletişim tasarımı kavramına ilişkin belirgin bir anlayışın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Günümüzde internet teknolojileri, yeni medya, üç boyutlu görselleştirme, animasyon, video uygulamaları hatta sinema gibi birbirinden farklı uzmanlık gerektiren disiplinler görsel iletişim tasarımı kavramı kapsamında görülmekte, sürekli gelişen iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklar ile bu kapsam gün geçtikçe genişlemektedir. Bu aşamada Bruinsma (2005), yeni medya ile çalışmanın sonuçları açısından örtülü bir problemin varlığına dikkat çekmektedir: Uzmanlık ve genellik (s. 179). Yukarıda bahsedilen disiplinler, görsel iletişim tasarım bölümlerinin dört yıllık lisans programları içerisinde nasıl konumlandırılmalı? Disiplinler arasında nasıl bir denge kurulmalıdır? Tüm iletişim mecralarının uygulamalarına hâkim tasarımcı adayı yetiştirme üzerine mi, iletişim tasarımının belli bir alanında uzmanlaşan tasarımcı adayı yetiştirme üzerine mi, yoksa resmin bütününü gören ve tasarım sürecini yönlendirme becerisine sahip tasarımcı adayı yetiştirmeye mi ağırlık verilmesi gerekmektedir? Kuşkusuz bu tür soruların devamı getirilebilir. İletişim tasarımının sınırları muğlâk yapısının içinde kaybolmadan nasıl bir uzmanlık alanı belirleneceği üzerine ortak bir anlayışa sahip olunması, yetişen tasarımcı adaylarının niteliğinin de artmasını sağlayacaktır.

Üniversitelerin görsel iletişim tasarımı bölümlerinin ders programları incelendiğinde farklı yaklaşımların olduğu görülmektedir. Örneğin, TOBB Ekonomi ve Teknoloji ile İzmir Ekonomi Üniversitelerinin görsel iletişim tasarımı bölümlerinin, grafik tasarım ve çoklu ortam (multimedya) uzmanlık alanı olarak ders programlarını şekillendirdikleri; Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin Görsel İletişim Tasarımı ve Grafik Tasarımı adıyla iki ayrı ana sanat dalı oluşturduğu görülmektedir. Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü ise üçüncü yarıyıldan itibaren ders programını grafik tasarım, fotoğraf, film/video yapımı, üç boyutlu görselleştirme ve animasyon gibi alanlara ayırmaktadır. Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesinin Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı bölümünde de benzer bir anlayış görülmektedir. Ders programı üçüncü yarıyıldan itibaren görsel sanatlar ve görsel iletişim tasarımı olarak uzmanlık alanlarına ayrılmaktadır. Sanat alanı ile tasarım alanının bölüm ismi olarak birlikte kullanılmasının ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu tartışılmalıdır.

Kavram farklılıklarının bölüm isimlerine yansımasına bakılacak olursa, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, farklı zaman dilimlerine ait olan kavramların bir arada yer aldığı bölümün ismini (Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarım Bölümü) 2013 yılında Görsel İletişim Tasarımı Bölümü olarak değiştirmiştir. Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesinde ise Grafik Tasarım ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümlerinin, disiplin olarak aynı olsalar da, kapsam ve ortaya konan ürün bakımından farklılaşan kavramlar kullanılarak birbirinden ayrı bölümler olarak fakültede yer alması dikkat çekmektedir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin, 2005 yılında Grafik Bölümünün ismini Grafik Tasarım Bölümü olarak değiştirmesine rağmen, ülkemizde hâlen birçok üniversitede –Hacettepe, Dokuz Eylül, Marmara, Çanakkale 18 Mart ve Kocaeli Üniversiteleri gibi– bölüm isimlerinde tek başına meslek alanını tanımlamaya yeterli olmayan grafik sözcüğünün kullanılmasının, farklı ve yanlış çağrışımlara yol açtığı görülmektedir. Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Resim, Fotoğraf ve Yeni Medya, Görsel İletişim Tasarımı alanlarını içerdiği belirtilen Görsel Sanatlar Bölümünün kurulması, Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesinde İletişim Tasarımı adında bir bölümün bulunması, henüz bölüm isimlerinde ortak bir terminoloji oluşturulamadığının göstergesidir. Ayrıca benzer durumlarla özellikle çağdaş ve yenilikçi bir tavır sergilediklerini belirten vakıf üniversitelerinde karşılaşılması dikkat çekmektedir. Ek olarak bu tür bölümlerin isimlerini visual communication design kavramının baş harfleri olan VCD kısaltması ile kullanmaları ve bir uzmanlık alanını İngilizceden devşirme bir sözcük olan multimedia’dan türetmeleri de dikkat çekmektedir. Görsel iletişim tasarımı kavramını visual communication design, çoklu ortam sözcüğünü multimedia, etkileşimli sözcüğünü interactive olarak kullanma gibi yaklaşımların sürdürülmesi, yabancı kökenli sözcüklerin yerine Türkçe karşılıklarının yerleşememesine neden olmaktadır.

Resim 3. “2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu”

Daha önce değinildiği üzere, artık grafik tasarımın modası geçmiş bir kavram (“Icograda Design Education Manifesto”, 2011, s.83) olduğunun düşünülmesine ve grafik sanatlar kavramının dünyadaki tartışmalarda neredeyse hiç kullanılmamasına rağmen, ülkemizde grafik sanatlar kavramının gündemde tutulması ve grafik tasarım, görsel iletişim tasarımı, iletişim tasarımı kavramlarının tümünün birden kullanılıyor olması, kavram bulanıklığına yol açan, terminolojik bir dil bütünlüğünün oluşmasını engelleyen ve alana ilişkin literatürün gelişmesinin önünü tıkayan etkenler olarak değerlendirilebilir. ÖSYM’nin 2012 yılına ait Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Kılavuzunun ilgili bölümlerine bakıldığında, yaşanan kavram karmaşası açıkça görülebilir (Resim 3). Bu duruma ilişkin Durmaz (2010), kurum ve kişilerin erozyona uğraması ile literatürün oluşmadığı ve terminolojinin kirlendiğini belirtmektedir. Ona göre, Türkiye’de görsel iletişim tasarımına bakışın kaotik bir hâl alması, disiplinin yerleşmesi için gerekli olan düzeyli üretim genişliğine ve kurumsal altyapıya ulaşılamaması, disiplinin kökleşmesini engellemektedir (s. 4).

Görsel iletişim tasarımı bölümlerinin sahip olduğu akademik kadro, bölümün eğitim programını ve görsel iletişim tasarımı alanına bakışını biçimlendirmektedir. Bu durum kimilerince bir tür zenginlik olarak görülebilir. Fakat hızla gelişen iletişim teknolojilerine hâkim akademisyenlerin yetişmemiş olması, bölümün amaç ve hedefleri üzerinde gereği kadar düşünülmeden akademik kadronun oluşturulması, bölümü, izlemesi gereken esas yolun dışına çıkarabileceği gibi, bölümlerde tutum, gelenek ya da ekol oluşumunun önüne geçebilmektedir. Bu durum verilen lisansüstü eğitimin boyutunu da etkileyerek, lisansüstü eğitim programından mezun olan akademisyen adayları ile meslek alanının akademik ortamdaki durumunun belirsiz bir hâl almasına neden olabilmektedir. Ek olarak bölümün akademik kadrosu hangi alanda yoğunlaşıyorsa verilen eğitimin o alana doğru şekillenmesi, bölümü tasarımcı yetiştirme hedefinden uzaklaştırabileceği gibi, farklı görsel iletişim tasarımı programlarından farklı meslek algısıyla yetişen öğrencilerin mezun olmasına yol açabilmektedir.

Görsel iletişim tasarımı bölümlerinde sıkça karşılaşılan başka bir durum da, bölümlerin güzel sanatlar ya da sanat ve tasarım fakültelerinden çok, iletişim fakültelerinde –genellikle iletişim tasarımı bölümü adıyla– açılmasıdır. İletişim fakülteleri, meslek alanına ilişkin en doğru tanımlamayı yapmış olsalar da, bu tür fakültelerin tasarımcı yetiştirmek gibi bir görevinin bulunmadığı bilinmektedir. Ertep (2007), bu konuya değindiği makalesinde Avrupa ve Amerika’da bulunan yükseköğretim kurumlarından örnekler vererek, görsel iletişim tasarımı bölümüne iletişim fakültelerinde bilinçli olarak yer verilmediğinden bahsetmektedir. Görsel iletişim tasarımı ya da iletişim tasarımı bölümlerinin hangi fakültelerin içinde açılması gerektiği sorusu, ilk bakışta önemsiz gibi görünen; ancak akademik etik, uluslararası geçerlilik ve eğitimin kurumsallığı açısından çok temel bir meseledir (s.75).

Öğrencilerin görsel iletişim tasarımı bölümünü niçin seçtikleri, bölümden nasıl bir eğitim bekledikleri, mezun olduklarında nasıl bir mesleğe sahip olacakları gibi konulara ilişkin ön bilgilerinin yetersiz olması ve akademik ortamda yaşanan görsel iletişim tasarımı alanına ilişkin belirsizlik, öğrencinin beklentileri ile bölümün hedefleri arasında bir kopukluk yaşanması, öğrencilerin projelere odaklanamamasına sebep olmaktadır.

Diğer bir konu ise, görsel iletişim tasarımı bölümlerinin öğrenci alımında karşılaşılan farklılıklardır. Güzel sanatlar ya da sanat ve tasarım fakültelerinde açılan bölümler desen sınavı ile öğrenci alımına giderken, bazı iletişim fakültelerinde açılan bölümlerin merkezi yerleştirme ile öğrenci alımına gittikleri görülmektedir. Günümüzün iletişim dinamikleri göz önüne alındığında, bölümlerin sadece geleneksel desen yöntemiyle adayı sınamalarının yeterli olmayacağı açıkça görülebilir. Mutaf (2009), verilmiş görseller arasından uygun görselin seçimi ile belirlenen bir mesajın kurgulanması, bir metinden anahtar sözcüklerin ve kavramların çıkarılması, soyut kavramların herhangi bir yöntemle görselleştirilmesi gibi yöntemler ile adayın görsel–sözel iletişim gücünün ölçülmesi gerektiğini belirtmektedir (s. 63). Bölümler amaç, hedef ve tasarım eğitimi anlayışlarını göz önünde tutarak yetenek sınavlarını güncelleme ya da merkezi yerleştirme ile öğrenci seçme gibi farklı yaklaşımlar getirebilir. Fakat yetenek sınavlarının, adayın bir mesajı yorumlayarak bilgiyi organize etme ve görsel olarak ifade etme yeteneğinin ölçülmesi çerçevesinde değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşım olarak görülebilir.

Sonuç

Grafik tasarım kavramının uğradığı dönüşüme tanık olduğumuz zaman dilimi, grafik tasarımın geleceğinin üzerine düşüncelerin yoğunlaştığı bir döneme rastlamaktadır. Özellikle yurtdışındaki üniversitelerin düzenlediği sempozyum ve seminerler ile akademisyenler, her geçen gün teknolojinin etkisiyle gelişen grafik tasarım kavramının kapsamına ve tasarım eğitimi üzerine fikirler öne sürmektedirler.

Ülkemizdeki iletişim tasarımının durumuna ilişkin bazı öneriler getirilebilir. Öncelikli olarak yapılması gereken doğru ve ortak bir terminoloji kullanılmasıdır. Doğru terminolojinin kullanımı, iletişim tasarımı alanında oluşan kavram bulanıklığını ortadan kaldırabileceği gibi, kavrama ilişkin üretilecek teoriler ile kuramsal bir altyapı oluşturulmasını da kolaylaştırabilir.

Icograda’nın eğitim manifestosunda iletişim tasarımı eğitiminin, görüntü, yazı, içerik, mekân, hareket, zaman, ses ve etkileşim gibi başlıkları içermesi gerektiği belirtilmektedir (“Icograda Design Education Manifesto”, 2011, s.28). Bu çoklu yapı, ders geçme ve kısa süreli bireysel proje odaklı olmayıp, uzun soluklu projelerin hem tasarım eğitmenlerinin hem de öğrencilerin ekip çalışması ile projeleri yürüttüğü bir eğitim programı gerektirebilir. Bu aşamada bölüm isimlerini değiştirmenin yeterli olamayacağı, içeriğin önemi ortaya çıkmaktadır.

Terminolojik olarak grafik sanatı kavramının grafik tasarım kavramına; grafik tasarım kavramının görsel iletişim tasarımı kavramına; görsel iletişim tasarımı kavramının da iletişim tasarımı kavramına doğru evrildiği düşünülürse, bölümlerin eğitim programları iletişim tasarımı kavramı ön planda tutularak oluşturulabilir. Dördüncü döneme kadar iletişim tasarımı alanı dâhilinde görülen her disiplin için iletişim bilimlerinin yanı sıra temel tasarım bilgisi ve grafik anlatım dili altyapı oluşturacak şekilde öğrenciye verilebilir. Geriye kalan dört dönem ise, üstyapının oluşturulabilmesi için, öğrencinin, belli bir iletişim disiplininde yoğunlaşmasına ve uzmanlaşmasına ayrılabilir.

Günümüzde tasarımcının rolünün, görselleştirmeden çok kavramsallaştırmaya doğru kaydığı (Bruinsma; 2005, s.179) ve görsel iletişim tasarımcısının, yeni iletişim ortamları için içerik üretimine katkı sağlayabilecek sosyoloji, psikoloji ve iletişim bilimleri gibi kuramsal altyapıya sahip olmaları gerektiği de düşünülürse, dört yıl süren bir eğitim programının yeterli olmayacağı açıkça görülebilir. Bu sebeple görsel iletişim tasarımı bölümlerinin öncelikle eğitim programlarını uzmanlık alanı çerçevesinde değerlendirmeleri gerekebilir. Bölümlerin kurumsal bir tutum geliştirmesi ile akademik kadronun özelliklerine göre öğrencilerin belirlenen bir alanda yoğunlaşmaları sağlanabilir.

Bölümlerin eğitim programlarını güncelleştirme çalışmalarında staja yer vermeleri ya da programlarında yeniden konumlandırmaları gerekebilir. Bölümlerin, ilgili firmalarla işbirliği yaparak kurumsal bir anlaşma yoluna gitmesi ile staj, dönem içinde bir ders, bütün bir yarı dönem ya da yaz döneminde yer alacak şekilde eğitim programında konumlandırılabilir. Heller (2005), “öğrencilerin gerçek dünya deneyimi yaşamadan mesleğe atılmalarına izin verilmemesi” gerektiğini belirtmektedir (s. 128). Üniversitenin bulunduğu şehrin sektörel durumu göz önünde tutularak, meslek alanına ilişkin deneyimin mezun olma şartları arasında yer alması gerekmektedir.

Üniversite sözcüğünün kökeni evrensel ise, bölümlerin bu dönüşümü yakından takip etmeleri ve dönüşüme ayak uydurmaları gerekmektedir. Üniversite olmanın gereği olan evrensel bir bilgi uyumu için, güzel sanatlar fakültelerinin sanat ve tasarım fakültelerine dönüşmesi, var olan grafik ve grafik tasarım bölümlerinin vizyon ve içerik değişikliğine giderek bölümlerini iletişim tasarımı olarak yeniden konumlandırmaları, eğitim programlarını güncellemeleri akademik alanın kurumsallaşması açısından atılması gereken öncelikli adımlar olarak görülebilir.

Makaleden alıntı yaparak kaynak göstereceklerin, etik kurallar gereğince gerekli özeni göstermelerini dilerim. Makale, Medium bağlantısı verilerek paylaşılmalıdır.

Kaynakça

Becer, Emre (2006). İletişim ve Grafik Tasarım, Ankara: Dost Kitabevi

Bektaş, Dilek (1992). Çağdaş Grafik Tasarımın Gelişimi, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

Bruinsma, Max (2005). Design Interactive Education/The Education of A Graphic Designer, ed. Steven Heller, New York: Allworth Press, ss.175–180

Ertep, Hakan (2007). Kimliğini Arayan Bölüm: Görsel İletişim Tasarımı, Grafik Tasarım Dergisi, Sayı 9, ss. 72–77

Frascara, Jorge (2004). Communication Design: Principles-Methods-Practice, Newyork: Allworth Press

Heller, Steven (2005), What This Country Needs Is a Good Five-Year Design Program/ The Education of A Graphic Designer, ed. Steven Heller, New York: Allworth Press, ss.128–130

McCoy, Katherine (2005). Education in an Adolescent Profession/The Education of A Graphic Designer, ed. Steven Heller, New York: Allworth Press, ss.3–12

Mutaf, Özlem (2009). Grafik Tasarımın Genişleyen Parametrelerine Göre Öğrenci Nasıl Yönlendirilebilir?, Grafik Tasarım Dergisi, Sayı 30, ss.62–67

Pullman, Chris (2005). Some Things Change/The Education of A Graphic Designer, ed. Steven Heller, New York: Allworth Press, ss.168–171

İnternet Kaynakları

Heller, Steven (1991). W. A. Dwinggins: Master of The Book, Step By Step Graphics, Erişim Tarihi: 30 Kasım 2012

Defining The Profession (2007), Erişim Tarihi: 15 Aralık 2012

Icograda Design Education Manifesto (2011), Erişim Tarihi: 15 Aralık 2012

Choukeir, Joanna (2010). Defining Communication Design, Erişim tarihi: 16 Aralık 2012

World Communication Design Day (2012), Erişim Tarihi: 16 Aralık 2012

Durmaz, Ömer (2010, Şubat), Kavramsal düşünmeden özgün iş üretilemez, Gennaration Gazetesi, Erişim Tarihi: 18 Aralık 2012

Durmaz, Ömer (2012). Yayımlanmamış Ders Notları

Our History, Erişim Tarihi: 20 Aralık 2012

2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu, Erişim Tarihi: 23 Aralık 2012