Yaşadıklarımız sanki sürreal

Hayatımızda ilk defa tepemizden savaş uçağı geçti. Sonic boom’u duyunca yerimden hızlıca fırladım ve ev arkadaşlarıma baktım. Sonra sevdiklerim aklıma geldi. Korktum ve küfürler ettim. Kızdım çokça onlar için,kendim için. İlk defa Orta Doğu’dayız sanırım dedim kendime. Sonrasında yaşananlar hepimizi üzdü, yordu, kızdırdı ve yaşadığımız acziyeti ortaya koyan şeyler oldu.

Gözlemlediğim bir değişim var insanlarda;
 Geleceğe dair hayallerimiz(özellikle gençlerde) kayboluyor:(
 Cesaret yerini korkuya, sevgi yerini endişelere bırakmış.

Yurt dışına gidenlerin, gitmeyi planlayanların sayısı inanılmaz bir şekilde artıyor çevremde. Yurt dışında uzun süre kalmamış insanlardaki genel refleks 
“Türkiye tü kaka oldu, buradan uzak her yer güzel ve yaşanılır”.

Ben ise burada kalıp yaşamak istediğim ortamı ve kültürü oluşturmak/değiştirmek istiyorum. Boğaziçi’ne İTÜ’ye ülkenin en güzel üniversitelerini kazanan Türkiye'nin hazinesi o güzelim zeki ve çalışkan insanların tutunacak dalları, potansiyellerini ortaya çıkarabilecek ortamları ne de üst kültür ve kaynakları var.

Bir şeyler değişecekse tabandan başlayan bir hareketle değişecek. Bu noktada gençlere inancım ve umudum çok. Dünyayı takip eden, üreten ve paylaşan bir kültür oluşturabilirsek en azından kendimiz, çevremiz ve ülke adına gelecek umut dolu olacaktır.

#keepbuilding

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.