Spiritualized – Ladies and gentlemen we are floating in space, 1997

Albümün kapak tasarımı ilaç kutusu şeklinde.

1997 yılı, İngiliz müzik piyasası açısından çok verimli bir yıldı. The Verve, Urban Hymns ile patlama yaparken, Radiohead 1993’te çıkarttığı ilk albüm olan Pablo Honey’den beri sessiz ama derinden giden yolculuğuna OK Computer ile son verip bir devrim yapmak üzereydi. Blur ise yeni albümünde tarz değiştirerek, eski albümlerinden farklı bir konseptle karşımıza çıkmıştı. Yazımızın konusu Spiritualized ise, buralarda çok meşhur olmasa bile, space rock kavramına yeni bir soluk getiren, 90’lı yılların en önemli albümlerinden birini kaydetti: Ladies and gentlemen we are floating in space.

Aslına bakarsanız, diğer space rock albümleri gibi, bu albümü de ilk dinleyişte hemen sevmek çok zor. Belki de esas sebep, içinde birden çok temayı barındırması ve zengin bileşenleri. Jazz, noise, rock, psychedelic, drug music, pop, ballad, gospel, etc… bu albümde ne ararsanız var diyorum ve 70 dakikalık yolculuğa sizinle beraber çıkıp, albümü anlatmak istiyorum.

Açılışı bir kadın sesi yapıyor: “Ladies and gentlemen we are floating in space” diye fısıldayarak. İlk şarkımız, albüme adını veren şarkı. Çoğu kişi bu şarkıyı Vanilla sky filminden biliyor. ”All i want in life’s a little bit of love to take the pain away” diyerek çoklu vokalli bir şekilde ilerliyor Jason Pierce. Herhalde tüm albüm içindeki, dinleyeni anında vuracak tek şarkı, eğer dokuzuncu şarkı broken heart'ı saymazsak. Şarkının kaydedilen ilk versiyonunda, arka planda Elvis Presley’nin ünlü şarkısı Can’t help falling in love, bir koro eşliğinde, şarkıya paralel olarak çalmaktaydı. Fakat telif hakkı meseleleri yüzünden, Jason Pierce şarkıyı değiştirmek zorunda kaldı. Bahsettiğim ilk versiyonu, paylaşım sitelerinde “Elvis mix” adıyla bulunabilir.

Come Together, belki de gelmiş geçmiş en güzel garage rock şarkılarından biri. Jason Pierce’in drug referanslı sözlerinde cabası: “Little j is a fucked up boy, who dulled the pain but killed the joy”. koKro, saksafon ve gitarlarla görkemli bir kapanış yapıyor.

Come together, 1997

Sonraki şarkı I think i’m in love’ı en güzel açıklayan şey, bizzat sözleri. “I think i’m in love / probably just hungry”, “I think i’m on fire / probably just smoking.” şarkı muhtemelen grup elemanlarının kafası güzelken yazılmış.

Ardından gelen All of my thoughts ve Stay with me, My bloody valentine tarzı parçalar. Son derece gürültülü, distortion ağırlıklı, bol efektli. Özellikle “Stay with me” parçasında Jason Pierce’in vokali oldukça etkileyici. ve şarkının sonlarında, bol gürültülü melodi eşliğinde, vokali belli belirsiz defalarca aynı cümleyi tekrarlıyor: “You make everything so fine”

Electricity, 1997

Electricity, albümden çıkan ilk single. albümün tek mutlu parçası, tabii eğer buna mutlu bir şarkı denebilirse. Ardından Electricity, Home of the brave’e dönüşüyor. “Home of the brave”, yine ayrılık hakkında ve albümün genel havasını yansıtan bir şarkılardan biri.

Ve albümün esas bombası, Broken Heart. Zihinden silinmeyen keman melodisi, arka plandaki ince tondaki klavye, ve J. Spaceman’in diğer ayrılık konulu şarkılarda kullanılan klişe liriklere bulaşmadan derdini anlatması dikkat çekici. “Lord i have a broken heart / but i’m too busy to be heart broken.” veya, “I’m crying all the time / but i have to keep it covered up with a smile.” Albümün piyasaya sürülmesinden bir yıl sonra çıkardıkları Abbey Road EP’de harmonika ve koronun ön plana çıktığı daha etkileyici bir versiyonu da mevcut. Kesinlikle dinlenmeye değer.

Broken heart, Later with Jools Live, 1998

No god only religion, özgün bir caz denemesi. Hafif öfkeli, sert ve bas temelli. 4 dakika sürüyor. Ardından umut dolu m Cool waves başlıyor. Bir gospel koro eşliğinde albümün birden pozitif bir havaya bürünmesini sağlıyor, tabii ki ayrılık referanslarını alttan alta vererek. “Don’t let anybody tell you what to do / cos babe if you gotta leave, you gotta leave.” Gözünüzü kapattığımızda koro sesiyle beraber başka dünyalara gidiyoruz, serin dalgalarla çarpışıyoruz. Huzur dolu bir kapanış yapıyor, en azından yapıyormuş gibi görünüyor.

Ve kapanış şarkısı Cop Shoot Cop ile beraber 17 dakikalık bir ayin başlıyor. Önceki 11 şarkının bir nevi özeti bu şarkı. Parça iki bölümden oluşuyor. Piyano ve caz elementleriyle süslü bir başlangıçla, J. Spaceman bizi bildik drug referanslarıyla selamlıyor ilk bölümde. “Hey man there’s a hole in my arm where all the money goes / Jesus christ died from nothing i suppose.” Aynı zamanda, piyanonun başında da Dr John var. Ardından inanılmaz bir gürültü başlıyor: gitarlar, üflemeliler, klavye, bas, yaylılar, albümdeki şarkılarda kullanılan tüm enstrümanlar bütün güçleriyle bağırıyorlar. Bir nevi deşarj oluyoruz, o ana kadar içimizde birikenleri kusuyoruz. Her enstrüman kendi içinde uyumlu bir şekilde çığlık atıyor. ardından yavaş yavaş gürültü çözüldükçe, bir koro duyuyoruz. hüzünlü bir melodiyle adeta ağıt yakıyorlar. işte burada ikinci bölüm başlıyor. J.Spaceman, şarkının sonuna saklanmış bu bölümde, etkileyici sözleri yavaş yavaş fısıldayarak en güzel vokallerinden birini yapıyor ve albümü yavaşça kapatıyor:

the desert is any place without you 
and oh my love, i’m pretty sure that you can feel that too 
and loneliness, you know it hits me and it lasts for days 
cause you’re so sweet, you make me feel like a child, my dear 
the desert is where i find myself when i get blown 
cause you’re so sweet, i can’t seem to find my way back home 
if this is heaven, you should know that i’m not happy here 
cause heaven ain’t any place where you’re not near 
the desert is any place without you my friend 
and i will love you even if i’m in it till the end 
cause you’re so sweet, i’m always wishin’ that you were here 
the desert is any place without you, my dear
and i will love you, i will love you, i will love you.

Baylar bayanlar, kemerlerinizi çözebilirsiniz, dünyaya iniş yaptık.

Kate Radley, Jason Pierce, 1997

Albümdeki şarkılar yazılmadan kısa süre önce, Jason Pierce’ın 9 yıllık sevgilisi, aynı zamanda grubun klavyelerinden sorumlu Kate Radley (ki grubu 1990 yılında beraber kurmuşlardı), grubu ve Jason Pierce’ı ansızın terk ederek, The Verve grubunun solisti Richard Ashcroft ile evlenmişti. Bu yüzden albümdeki tüm şarkıların neden hepsinin ayrılık temalı olduğunu az çok tahmin edebiliriz.

Albüm piyasaya sürüldükten sonra büyük ilgiyle karşılandı, Spiritualized ilk defa geniş kitlelerle tanışma fırsatı yakaladı. Hoş, Jason Pierce bunu ne kadar önemsedi veya değerlendirdi, orası şüpheli. Zira iki yıl sonra, tüm grup elemanlarını gruptan kovdu. Bir süre tek başına takılmak zorunda kaldı. Alkol, uyuşturucu ve kişisel problemleri bu albümle beraber bir süre daha peşini bırakmadı.

Ne olursa olsun, 90'lı yılların en önemli ve en ilham veren albümlerinden birini yaptı. Herhangi bir türe sokamıyorum, bunun sebebi de albümün zenginliği, tasarımı, sıradışı sözleri, dinlenen başka hiçbir şeye benzememesi.

İlaç gibi bir albüm, tasarımıyla, prospektüsüyle, hap şeklindeki cd siyle.

Unutmayın, kapağında da yazdığı gibi, “1 tablet 70 minutes.”