Sosyal bilimlerde akademik 1 araştırma için nereden başlanır? Nereye bakılır? Literatür nasıl arşınlanır? Sizler için akıyorum #flood (kaynak tivitlerim)

Sene 2017 dünyanın verisi ortada, artık bilmemek ayıp, bil/e/meyen intihar etsin. Akideniz #Aramayaİnanmak olsun.

Türkiye’de pek çok üniversitenin doğru dürüst kütüphanesi yok, varsa içinde güncel bir kitaplık yok, kütüphaneci zaten yok. Ahmet Cevat Emre’nin 1931'de belirttiği üzere kitap ve fikir her zaman ikinci planda. Bu ülkede köy davamız veya yol davamız yazıldı da bir türlü kitap davamız olmadı. Erişim her zaman bir engeldi, gelgelelim yeni teknolojiler (sosyal bilimlerden ‘dijital insani bilimler’e geçiyoruz!) hem bulunurluğu hem de niceliği arttırdı. Rahmetli Selahattin Hakkı Esatoğlu’nun belirttiği üzere “Gerçek halk idaresinin kurulması bilgili, aydın, siyasi haklarını kullanmasını ve korumasını bilen vatandaşların yetişmesiyle mümkündür” (Yeni İstanbul 12.1.1950) Buna bir katkı sunması açısından aşağıdaki rehberi hazırladım, twitter’daki gördüğü teveccühe binaen daha okunaklı bir mecrada düzeltilerle birlikte ilginize sunuyorum. Sadece akademik araştırma için değil, vatandaşlık vazifesi olarak sağlıklı bilgiye muhtacız. ‘Makul’ kanaatler oluşturmak, kamusal bir muhavereyi varetmemiz gerekiyor, ancak böylece anlamlı ortak zeminlerde buluşabiliriz. Dayatılan Roy Dranat’lık hallerini sözlerimizi bileyerek akamete uğratalım. Türkçe kaynaklardan başlayacağız, devamında yabancı dillere geçicez. Kolay gelsin.

1. Konunuzu bildiğinizi varsayalım: bir olay, bir fikir, bir şiir olabilir merakınızı çeken. Öncelikle ne yapılmış noktasında çok basit bir arama yapın. anahtar kelimeleri yazıp “xxxx yyy .pdf”diye aratın. Örnek: kalem mi kılıç mı keskindir? kalem kılıç .pdf diye google’ladığımızda çıkan sonuçlar divan şiiri üzerine bir makaleden ekşi sözlükte bir başlığa onlarca sonuç verdi. Buradan okumaya başlayacaksınız, bir defter tahsis edin ve karşınıza çıkan sonuçlara dair kısa notlar alın. Şöyle diyelim, literatürün %90'ı gübredir, %10'u tohum. Her ikisine de ihtiyacınız olacak. Araştırma süreci neyin gerekli ve neyin ne zaman gerekli olduğunu öğrenmektir.

2. YÖK’ün tez veritabanına girin, üye olup binlerce tezden faydalanabilirsiniz. Arama alanına dilediğinizi yazın, diyelim ‘başkanlık’, tez özetlerini de araması için aranacak alan’da ‘tümü’nü seçin.

Tübitak’ın Türkiye üniversitelerinin yayınladığı hakemli ulusal dergiler veritabanı Dergipark ikinci adresimiz

Başlık, özet üzerinden aranıyor, eğer bulamazsanız bir de google’dan anahtar kelimeleri yazıp “xxx yyyy site:dergipark.gov.tr” şeklinde aratın. Google tüm interneti gözden geçiriyor, harf taraması (OCR) yapılmamış .pdf dosyalarını dahi kendisi okuyor. Alemlere rahmet olarak gönderildi Google.

Şimdi, bu adımın üçüncü ayağı yeni hizmete giren Milli Kütüphane’nin makale veritabanı. Sürekli güncelleniyor, yüzlerce sağda solda kalmış dergi içeriği giriliyor. Aramaya inanın, farklı kavramlar, kelimeler kullanın.

Şimdi bir de sahafların mekanı Nadir Kitap’a bakalım. Nadir Kitap’ta efemera ve ikici el kitapların yanısıra, binlerce dergi ve gazete satılıyor. Sahaflar bunları koyarken içerik tasviri yapıyor, dergilerde yazan isimleri koyuyorlar. Böylece normalde unutulmuş, kimsesiz yazılar gün ışığına çıkıyor.

3. Şimdi artık notlarınızın baya bir birikmiş olması lazım, temel bibliyografyaınızı oluşturdunuz. Bir kısım makalenin PDF’ini buldunuz. Kitap ve dergilere çevrenizdeki kütüphanelerden ulaşmaya çalışın. Şimdi bir kademe daha yoğunlaşalım.

İSAM kütüphanesi eski ve yeni yazıyla yüzlerce makale ve risaleye ev sahipliği yapıyor. Karıştırmanız hayrınıza.

Şehir Üniversitesi meşhur edib ve müverrihlerimizden merhum Taha Toros beyefendinin arşivini dijitalleştirdi. Bir ömür boyunca toplanmış binlerce yazı, belge harf taramalı bir şekilde aramaya açık. Öngörülemez zenginlikte bir kaynak.

Google Amerikan kütüphanelerindeki binlerce kitabı taradığı için (kitaplara telif hakkı nedeniyle tam erişim vermese de) içinde arama yapıyor. Google Books’a gidelim ve misal 53'ten itibaren Türkiye-Pakistan Dostluk Cemiyeti’nin yayınladığı neredeye hiçbir yerde bulunmayan Pakistan Postası dergisinden bahseden kaynak var mı diye bakalım:

Göreceğiniz üzere sonuçlarda sadece hangi kitapta olduğunu değil, hangi sayfa olduğunu da gösteriyor, böylece ömrümüz uzuyor.

Ağımızı her seferinde daha geniş atıyoruz. Şimdi de dünya kütüphaneleri ortak veritabanı WorldCat’e bakalım. Worldcat varolan tüm dillerde arıyor, muhteşem bir arama motoru. Elinizdeki kaynakçayı kontrol edin, genişletin, gidebileceği yönlere dair notlar alın. Çıkan sonuçlardan SUBJECTS’e tıklayarak genel literatüre de bakabilirsiniz.

Üçüncü adım gene Google’ın akademik makale uygulaması Google Scholar. Türkiye dergileri sınırlı olarak temsil ediliyor ama özellikle İngilizce kaynakları taramak için çok iyi bir kaynak. Buradan ulaştığınız künyelerle peki ne yapacaksınız? Malum, akademik dergilere erişim paralı. Bu noktada Tübitak’ın ULAKBİM servisini kullanarak çoğu dergiye erişim sağlayabilirsiniz. Üniversite kütüphanelerinde erişim otomatiktir (umarım). YÖK Akademik de fena değil.

Göreceksiniz ki onlarca sosyal bilim makale veritabanı var (teker teker bakmak isterseniz: Jstor, Wiley, Cambridge Online, APA, Gale, Springer, IngentaConnect, Taylor & Francis Online, ScienceDirect, Sage Publications, Sci-Hub vb.). Bunlara toplu olarak bakan, bunların yanısıra varolan çoğu dijital arşivi (gazeteler misal) kurcalayan harika bir arama motoru CLIO. Columbia üniversitesinin kütüphane sitesi esasında, diyelim ‘fascism’ üzerine araştırma yapıyoruz. Solda kütüphanedeki kitaplar var, sağda articles kısmı asıl hazine. Sağ altta ise ücretsiz erişilen tezler var.

Eğer bir makaleye ulaşamadıysanız ikinci muhteşem bir veritabanı academia.edu burası akademisyenlerin birbirleriyle sosyalleştiği bir mecra, makale (bazen de kitap veya belge) paylaşımı yapılıyor. Akademisyenleri takip edebilir, makalelerden faydalanır, iletişime geçebilirsiniz. Eğer bir makaleye hiçbir vasıtayla ulaşamadıysanız yazarının fakülte sayfasından emailini bulup kendisinden rica edin, emin olun sizden çok sevineceklerdir.

4. Şimdi biraz da daha spesifik veritabanlarına bakalım. Archive.org onlarca dilde kaynağa doğrudan erişim sağlıyor. Arapça, farsça koleksiyonları harika. / Hukuk araştırmaları için HeinOnline /

Osmanlı tarihçileri buraya lütfen / Türkoloji için Turuz / Atatürk Kitaplığından özellikle eski yazı yüzlerce kaynağa ulaşabilirsiniz. / Gazete koleksiyonları için Hakkı Tarık Us kütüphanesi / TBMM açık erişim: sadece osmanlı değil cumhuriyet dönemi için de harika bir kaynak / Seyfettin Özege arşivi / IRCICA arşivi

Ankara üniversitesinin veritabanı hem basılan kitapları hem de devasa bir Cumhuriyet dönemi gazete koleksiyonuna sahip (yukarıda Esatoğlu’ndan alıntı yazıya erişebilirsiniz kolaylıkla). / Ayrıca Cumhuriyet gazetesinin arşivi (malesef paralı ve pahalı) / Milliyet gazetesinin muhteşem arşivi ücretsiz / SALT Araştırma / biblioPERA

Ülkücü yayınlar arşivi ulkunet.com / Dev-Yol arşivi / Türkolog Jacob Landau’nun arşivi Demirel’den DP’ye onlarca kitap broşür / Birikim dergisi ve Defter Dergisi

Eski Kitaplarım evinde tarayıcısıyla kültür hizmetine gönül veren amatörlerin yarattığı muhteşem bir mekan. Üye olun. İngilizce kitap indirmek için efsane libgen. Ayrıca aarg’a üyelik elzem.

Eğer Fransızcanız varsa Fransız Milli Kütüphanesinin dijital veri tabanı Gallica’ya bakın. Fransızca sosyal bilimler makale veritabanı CAIRN. Daha fazlası için şuraya bakın.

5. Şimdi buraya kadar işin kolay kısmını yaptınız. Yığdınız. 30 yıl önceye kadar kitapların, tezlerin bibliyografyaları 5–10 sayfayı geçmezdi, 100 yıl önceyse 2 sayfa olduğunda allame sayılıyordunuz. Öncesini saymıyorum bile, elektrik öncesi taş devridir. Peki bu bilgiyle ne yapacağız? Bu amca olmamak için neler yapmalıyız?

Bilişsel bir problem: bu kadar veri nasıl örgütlenir? araştırmacı sürmenaj olmadan bu veriden anlamlı bir bilgi nasıl üretebilir?

Burada 3 tür programa başvuracağız: A. Not düzenleme platformu B. PDF okuma programı C. yayın takip platformu

A. Şahsen Evernote’u çok verimli buluyorum. internetten küpür kes, pdf at, ses dosyası veya akıllı telden çizim, herşeyi kaydediyor.

Gördüğünüz üzere solda yüklediğim ve internet kırptığım dosyaların kronolojik listesi var. Kendi klasörlerinizi oluşturup verilerinizi düzenleyebilirsiniz. Sağdaki makalenin üzerinde mavi arka planlı kelimeler ise hashtag’leriniz. Böylece elinizdeki veriyi klasör ötesinde dilediğiniz şekilde kavramsallaştırabilirsiniz. Misal:

Böylece dilediğiniz zaman, farklı zamanlarda belli bir mesele etrafnda yaptığınız okumalar biraraya gelir. Diyelim benim hashtag’im ‘Laiklik’

B. PDF akademik yayınların standart formatıdır. PDF’lerinizi notlamayı bilgisayardan, varsa iPad’den yapın. Çıktı alıp doğayı katletmeyin lütfen. Eğer bilgisayardaysanız Kami PDF Reader’i öneriyorum

Eğer iPad’e gücünüz yetiyorsa uzun vadede muhteşem bir yatırım. Orada da GoodReader app’ini kullanın. Bu programlarda okuduğunuz bir metni kendinize altı çizili kısımları metin şeklinde gönderebilirsiniz. Evernote’a bunları koymaya başladığınızda detaylı bir kütüphaneniz olacak. Örnek:

C. Yayın takibi önemlidir, sadece güncel kalmak için değil, neyin ilginizi celbedeceğini önceden bilemezsiniz. Dünyada onlarca konu var, hangisinin sizde sizin ilgilendiğiniz bir meseleye ışık tutacağını da tahmin edemezsiniz. Yerli ve yabancı akademik dergilerin RSS’i oluyor genelde, feedly’den subscribe olun (rahmetli google reader gibi) yeni sayıları takip edin

6. Sene 2017. Kendinizi, evreni dumbledore’u utandırmayın, #Aramayaİnanmak gerekiyor, bugün ne eski ‘denemeci’liğin ne de diyorlar ki tarzı kulaktan dolmacılığın zamanı. Türkiye’de malum kelimeler ve anlamları çok kesifleşti. Alim, aydın, molla, akademisyen, entellektüel, muharrir, yazar…. bu isimlere özcü bir şekilde takığız. Müslüman alim olmaz diyenden tutun, bir aydın böyle düşünemeze memleketi saran kültür savaşları kelimelerimizi de esir alıyor.

Unutulan şu ki bu kelimeler kendi başlarına anlamsız. Dahası, bu ifadeler tarihte belli bilgi sistemlerinin ürettiği özneleri adlandırıyor. Bilgiyi, nesneleri, olguları (ve bu kategorilerin nasıl belirlendiğini) biraraya getirme şeklimiz, bunu mümkün kılan teknikler bir sistem ortaya koyar. Bu sistemlerin mümkün kıldığı öznellikler farklı isimler alıyor. Aynı anda birden çok sistem de bulunabilir, rekabet ederler. Bugün geldiğimiz nokta da mesele şu ki tüm bu isimler Gütenberg Galaksisi’nin vatandaşları ve bizler artık yeni kapılar aralıyoruz. Eskisi gibi %5'i okur-yazar toplumlar yok, söz hakkının kurumlar ve elitlerin tekelinde olduğu kamusal alan ufalanıyor. Bize otorite olarak sunulan isimleri sorgulayabiliyoruz, çünkü bilgi demokratikleşiyor. Türkiye gibi bakkalden akademik titr almış maymunların TV’nda 7/24 saçmaladıkları bir ülkede biz şunu en çıplak haliyle hissediyoruz: artık otoriteler yok. Şehir, hayat ve gelecek gibi, bilgi de müştereklerimizden. Bilgiye, bilgiye erişime sahip çıkın. Bunu da kendi şahsi arşivlerinizi oluşturarak başlayın, ısrar edip sabır gösterirseniz çok faydasını göreceksiniz.

Alman filozof Hans-Ulrich Gumbrecht’in yakınlarda çıkmış ufak bir kitabı var Bizim Engin Şimdimiz. Yaşadığımız çağ Gumbrecht’in deyişiyle tüm geçmişin şimdide -ilk kez- arşivlendiği, tüm geçmiş zamanların şimdiyle senkronikleştiği, mazinin kapımıza yığıldığı bir zaman. Şimdiki zamanın deliler gibi genişleyip bizi boğmaya başladığı, mazinin yoğunluğundan geleceğin ufuktan yittiği bir devir. Gumbrecht çareyi düşünürün ‘küratör’e dönüşmesinde görüyor, ben de bunun tekniğini anlattım. Gumbrecht özetimden bir kupleyi buraya bırakıyorum. Kendinize iyi bakın, güç sizinle olsun.

Mütenatık

***

son olarak bu yazının bu kadar ilgi görmesinin müsebbibi üniversitelerimize şurada kısaca giydirdim. düşmanlarımızı unutmayalım.