Fatih Terim ve Türk Futbolu: Fatih Terim’leri daha çok terletmeliydik.

Mehmet Demirkol’un geçtiğimiz haftalarda oynadığımız Rusya maçı öncesi, Fatih Terim’i zor sorular ile terletmesi bende bir ışık yaktı diyebilirim.

Fatih Terim Hoca’nın o anda ki halet-i ruhiyesi ve yüz ifadesi, bende; neden “bunu daha önce yapmadık” düşüncesinin belirmesine sebep oldu ve Fatih Terim üzerine düşünmeye başladım.

Türkiye’de sistemli olmanın değil elbette ki sistemsizliğin daha popüler olduğu aşikardır. Bunu trafikte, ailede, belediyelerde, kahvede, kariyer merdivenlerinde, otobüste, okulda, tatil köyünde ve nereye dikkatinizi toplayıp bir inceleyeyim deseniz, rahatlıkla görüyor olursunuz.

Üstelik, sistemsizlik eylemini her birimiz yerine getirir, bunu iyice içselleştirip artık sonuçlarını da önemsemeyiz.

Çeyrek sistemli bir hayatımızın olduğunun farkında olmak, bizlere heyecan veriyor olmalı.

Türk Futbol’u da bu öykünün bir paragrafı olarak karşımıza çıkıyor.

Şüphesiz ki; futbolumuz, tarihinin hiç bir noktasında bir sistem dahilinde takır/takır bir oyun karakterine sahip olamadı.

Bizim karakter çizgimiz anlık bir ateşleme ile gelen ivmelenmeyi beklemek ve “canı isterse” oynar diyebileceğimiz futbolcuları yönetmekle geçti. ( taktik maktik yok bam bambam! )

Öyle ki; bu çerçeveyi hiç bir zaman kapatamadık. İşaret ettiğim 4 kısa maddeye belki sizlerde hak veriyor olacaksınız,

Canı isterse oynayan futbolcular (birbirine/taraftara yada hocaya küsen futbolcular)
İvmelenmeyi/ateşlemeyi yakalayamayan ekip (devamlı bir yerlerden hava bekleyen takım)
Futbolcuları sadece yuhalayan değil tamamen dışlayan/oyundan soğutan taraftarlar
Sistem, getirmeye çalışan hocaları da “yeyip” bitirmemiz.

Bu sistemsizlik konusunu gerçekten son derece önemsediğim ve bazen günlerce üzerine düşündüğüm doğrudur. ( Almanya’ya bu yüzden imrene imrene eriyorum )

Bu sistem fobimiz; sadece futbolda değil, hayatımızın her alanında mevcut. Neden bu kadar başımıza buyruk düşünmeyi/yaşamayı sevdiğimizi anlamak istemiyorum.

Amacımız; bunu düzeltmek ve sıcak ülkelerin tamamına yüklenen bu özelliğin bizden başlayarak kırılmasını sağlamak olmalı.

Yazıya başlarken Fatih Terim temalı bir içerik oluşturmak istiyor gibi gözüksem de amacım;

Hata yapan insanların bu ülkede rahatlıkla/özgürce terletilmesi. ( lazım )

ve

Ülkemizin her alanında bir sistemsellik ilkesine sahip çıkılmasının sağlanması. ( lazım )

Türk Futbol’unun buna en iyi örnek olduğunu düşündüğüm ve Fatih Terim ateşleme kelimesinin arkasını çok iyi doldurduğu için konuya buradan girmek çok doğru görünüyordu.

İyi ki terlettin M.Demirkol.

Birileri çıkıp Fatih Terim’e sen Türkiye’nin en iyi hocası değilsin diyebilmeliydi.

Video/1 ( https://www.youtube.com/watch?v=rzMX3jOWV4A > rusya maçı sonrası)
Video/2 ( https://www.youtube.com/watch?v=Iojsj5RjCW8 > neden dünyanın en pahalı teknik direktörüne sahibiz ? )

Birileri çıkıp Fatih Terim’e bunu deseydi koca bir ülkede “ateşleme bekliyor bizim takım” cümleleri üzerine 5 dünya kupası, 8 avrupa şampiyonası kaçırmazdı.

Arda, NTV Spor’da ki son röportajın da, her maçta Türk taraftarlar üst üste adam geçip, çalım atmamı bekliyorlar ama Xavi’nin bir sözü var ‘’yarım pas yapmak’’ diye, konuştu.

Bende Arda’nın asistini alayım ve Son olarak;

Birbirimize çalım atmayalım, yarım paslarla ilerleyelim ve doğru kişileri, doğru zaman da daha çok terletelim.

Dünya 3.sü olmasaydık ve 2008'de avrupa şampiyonusun’da başarılı işler yapmasaydık da onun yerine 3 tane Emre Mor, 4 Tane Arda Turan, 2 Tane Diego Simeone, 1 tane Bayern Munich’in en azından tohumcuklarını atsaydık fenamı olurdu diye düşünüyorum.

Ve sebat da gösterip, bu tohumların filizlenmesini 20 yıla yaymanın hata değil keyfi sürülmesi gereken bir konu olduğunu içselleştirebilseydik, Türk futbolu daha güzel yerlerde olurmuydu sanki…

Bizim bu anlık başarılarımız, Yunanistan’ın Avrupa Şampiyonu yapan futbolu gibi geleceğe dair hiç bir umut ışığı sunmazken, şüphesiz önümüzü de kesti.

Teşekkürler,