Evanescence doğuyor: Fallen

İlk yazımın ne olacağı üzerine çok kafa yormadım açıkçası. Uzun zamandır sevdiğim müzisyenler, albümler, kitaplar, filmler, çizimler üzerine bir şeyler karalamak istiyordum. Fırsat yakalamışken de çocukluğumdan beri beni etkileyen ve etkilemeye devam eden Evanescence grubu ve onun doğuşu Fallen albümü üzerinden başlayayım.

Evanescence’yi keşfim ‘Bring Me To Life’ ile başladı. Hatırlayamadığım bir müzik kanalı hemen her gün aynı saatte bu fantastik şarkıyı paylaşıyordu.

O zamanlar Shazam yok ki şarkı kime ait bulasın. Şarkı sözlerini ezber edip okulun internetinden araştırmış ve bulmuştum. Fallen! Bu albümün tüm şarkılarından ve sevdiğim diğer müzisyenlerin şarkılarından karışık bir cd hazırlatmıştım. Her bir şarkıyı loop’a alıp özümsemeye çalışıyordum. Albüm başlı başına muazzamdı. Ama gönlümü çelen, yeri bende ayrı olacak şarkılar vardı. Bunların başını Bring Me To Life çekiyor pek tabi :) Ergenlik ve asilik zamanları. Siz de benim gibi şarkı sözlerini melodinin bir adım önünde tutuyorsanız ne demek istediğim netleşecektir. Daredevil soundtrack’i olduğu için o dönemlerde albümün parlayan yıldızıydı. Ama benim için diğer yıldızlar da parlıyordu. ‘Whisper’, ‘Going Under’ , ‘ Everybody’s Fool’ ve ‘ Imaginary’ gibi. ‘My Immortal’ çok kaliteli bir şarkı olmasına rağmen o dönem benim ilgimi çekmiyordu. Bu albümün bu kadar söz ettiren yönü bana kalırsa Ben Moody’nin varlığıydı. Grubun kurulma hikayesi beni derinden etkilemişti. Çocukken yaz kampına giden Ben, piyanoda Meat Loaf’ın ‘I’d Do Anything For Love’ı çalan Amy’i görüyor, yanına gidip tanışıyor ve grup kuruyorlar. İkisinin ruhunu da bu albümde hissedebiliyorsunuz ki My Immortal klibindeki uyum da bunun bir göstergesi.

Albümdeki şarkılara sırayla kendi çerçevemden bakacak olursam ‘Going Under’ çok vamp bir şarkı, klibi de bu havayı yansıtan şekilde çekilmiş. Amy’nin gotik makyajı, kıyafeti, karanlık sular,… Düşüncelerin derinliği üzerine yazılmış en güzel şarkılardan bir tanesi olduğuna kuşku yok.

‘Everybody’s Fool’ da popüler kültürü taşlayan bir yapıya sahip. Klibi “ There is nothing better than a good lie” cümlesiyle başlar. İnsanların kendilerini kandırması dolayısıyla aptallaşması ironik bir biçimde sunulmuştur. Amy oyuncu olmamasına rağmen harika bir performans sergilemiştir.

‘Haunted’ parçası da introsuyla ve solosu ile ilgi çekmekte. Sözleri de diğer parçaları tamamlar nitelikte bana göre. Oyun soundtrack’i olarak kullanılmamış olmasının büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Rock Am Ring’de de orijinaline oldukça yakın bir performansla seyirciye sunulmuş bir şarkı. Dinlemek/izlemek lazım.

‘Tourniquet’ ölümü çağrıştıran bir parça, karanlık, diğer parçalardan bir nebze daha fazla. Şarkıda geçen ‘Am I too lost to be saved?’ parçanın özü aslında. Kurtuluş için çırpınan ama sonunda intihar’ı kurtuluş gören bir hikayeyi barındırıyor. Şarkının sonunda çalan yaylılar ölümle gelen huzuru anlatıyor sanki…

‘Imaginary’ tamamen hayal dünyasını konu alıyor. Mor gökyüzü, kağıttan çiçekler, canavarlar, pamuk şekeri gibi bulutlar,… Klibi olmadığı için çoğu insanın geç keşfettiği ama sözleri sayesinde benim tam zamanında keşfettiğim nadide bir parçadır kendileri. Orijin albümlerindeki versiyonu piyano introsuyla dikkat çekmektedir. Fallen albümündeki versiyonu ise yaylı introsuyla başlamaktadır ve Orijin albümündekine nazaran daha sert bir yapıya kavuşmuştur.

‘Taking Over Me’ de hazin bir piyano introsuyla karşılar dinleyiciyi. Bring Me To Life’ın ardında kalmış olduğu söylense de bence sözleri ve melodisi oldukça benzer bir yapıya sahip. Bu parçada da sevilen kişiye ulaşmak için sarfedilen çaba göze çarpmakta (bkz. sözler). O dönem ergenlerinin dillerine pelesenk olabilecek türden bir şarkı yazılmış. Rock Am Ring performansında bu parçayı da dinlemek/izlemek gerek. Amy tabiri caizse döktürmüştür.

‘Hello’ ya geldi sıra. Albümün en dokunaklı şarkısı. Nedeni de 3 yaşındayken belirsiz bir nedenle ölen kız kardeşi için yazdığı bir şarkı olması. Amy sadece piyano eşliğinde söylemiştir bu parçayı. Konserlerde de söylenmeyecek kadar özeldir. Sözlerini gerçekten dinlerseniz Amy’nin acısını biraz anlayabilirsiniz.

‘My Last Breath’ da gerek sözleri gerekse melodisiyle insanı melankoliye sürükleyen bir parça. Hatta tam bir ayrılık parçası.

Gel gelelim ‘Whisper’a. Girişteki gitar riffleri diyorum! Sonra da biterken “servatis a pereculum, servatis a maleficum” sözlerinin yankılanması! Evet, gönlümü çelen şeyler tam olarak bunlar. Kilise korosu eşliğinde söylenmiş olması da şarkıya daha mistik bir hava katıyor.

Özetle 2003 yılına damgasını vuran bir albümdür kendisi. Aynı zamanda bu damgayı benim kalbime de vurmuştur. Hala baştan sonra aynı duygularla dinleyebiliyorum. Kalbim attıkça da dinlemeye devam edeceğim.

Like what you read? Give N. a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.