Defterden – 3

  • Uzak ilişki: Beni öyle çok seviyor ki, bensiz yapamadığı için gün boyunca mesajla, telefonla hayatımı sikiyor. Lan oğlum neleri yiyorsunuz hala ya. İşin garibi uzaktan hayatınızı cehennem eden kişinin yakına gelince pek muhterem sevgilisine, yani size kavuşunca meleğe dönüşeceğine inanmanız. Boyunduruğa girmiş insan kadar zavallılığına bahane uydurma becerisi kazanan yoktur.
  • İlişkilerde hepimiz çok haklı olduğumuzu düşünüyoruz ve hemen hemen her zaman karşı tarafın hataları yüzünden bitiyor aşkımız. Yani bu gerçek ışığında tek elde ettiğimiz sonuç, herkesin son derece kendinden habersiz olduğu.
  • Tutkuyu yaratan şey kaybetme korkusu. Makul bir ilişkiyi imkansız kılan şey de kaybetme korkusu. Peki tutkulu ve makul bir ilişki nasıl mümkün olacak? İki taraf da kaybetme korkusunu fantazi dünyasına kaydırıp endişelerini tamir ve tatmin edebilirse belki. Bu gösterişsiz tespitle mükemmel ilişkinin ipucunu vermiş olduğumu iddia ediyorum.
  • Kendini kendi gözünde yeterince değerli kılmış birisinin başkası için “biricik” hale gelmesi olası değil. Çünkü bu biriciklik hikayesi genelde öteki üzerinden devşirilen bir değer bulma hissiyle ancak mümkün oluyor. İki değersizlik hissinin karşılaşmasına en yakın form, kuyruklarından itibaren birbirlerini yiyen iki yılanın oluşturduğu çaresiz çember olabilir.
  • Hasret ne güzel insan. Bilen bilir. Twitter’daki yokluğuma ses vermiş. Az bilinen bir yerde olmanın özgürlüğünü özlemişim. Sadece günlük hayatımla burası arasında durmak, başka bir etki almadan hiçbir şeye duyarlılık göstermeden. Eşsiz bir bencillikle sadece kendi bokunu koklamak. Bi süre daha böyle iyi.
  • İnternette bir yerlere bir şeyler yazmak bir kağıda yazı yazıp şişeye sokup denize atmak gibi. Kim bilir kime denk gelecek kim bilir kimin kaderine değecek.
  • Bir ideolojinin arkasına tüm çirkinliğini tüm pisliğini ve değersizliğini gizlemenin eski kuşaklarda kalacağını sanırdım. Yeni nesillerde de son hızla devam ediyor. Bunun farkedilmediğini düşünmeleri de cabası.
  • Yanlış hayat doğru yaşanmıyor, Adorno haklı. Ayrıca doğru hayat yanlış yaşanabiliyor, ben de haklıyım.
  • İçinden ne geliyorsa yap dedim çişini yaptı. Nasıl da haklıydı nasıl da haketmiştim.
  • Vampir olsaydım hiçbir şey yiyemesem de en azından domates çorbasını denerdim.
  • Gündemden uzak kalmak Pearl Harbor’da balık tutmak gibi. Bombalar yine düşüyor ama huzurlusun.
  • Uzak yolculuklarda daha fazla bahşiş veriyorum; çünkü beni bir daha görmeyecekler ve beklentiye girmeyecekler. Tamamen yabancı ve hayatınızda olmayan insanlarla sevişmek gibi.
  • Yerleşiklik ve özgürlük arasında denge kuramazsanız tatmin ve mutluluğu hiç beklemeyin. Mağarası olmayana orman boş gelir, ormana çıkmayana mağara dar gelir.
Show your support

Clapping shows how much you appreciated nabokovokoban’s story.