Onlarla konuşun ve kim olduklarını öğrenin

Görüşmecinin notu:
“Onu dinlerken tek merak ediğim şey sıfırdan her defasında bir insan nasıl tekrar başlaya biliyor.”

Şam’da avukat olmak için üniversite eğitimime devam ederken aynı zamanda çalışmam da gerekiyordu. Telekomünikasyon ve sigorta şirketi gibi farklı sektörlerde çalıştım. Okuduğum üniversite, yaşadığım yere çok uzaktı. Savaştan önce, farklı bölgeler arasında gidip gelmek epey kolaydı. 10 dakika içinde şehrin her köşesine ulaşmak mümkündü. Savaştan sonra kontrol noktaları getirildi ve bu benim için çok ilginçti; kendimi kapana kısılmış gibi hissediyordum. Tek istediğim yaşadığım yerde kalmaktı. Çünkü bu uygulama, yaşadığım şehirde ülkeler arası geçiş yapmak gibiydi. 2013’te hukuk bölümünden mezun olamadım ve işimi kaybettim; nitekim artık iş yapacak bir ortam yoktu ve benim de zorunlu askerlik yapma zamanım gelmişti. Artık Suriye’de gerçekleştirmek üzere herhangi bir plan tasarlayamayacaktım, hayallerimi kaybetmiştim. Bu süreç sonunda şehirden ayrıldım.

İlk durağım Beyrut’tu. Hayatın aşırı pahalı olduğu bu şehirde 6 ay kadar yaşadım. Bir iş bulamadığım için de zamanımı göçmenler adına gönüllü işler yaparak geçirdim. Başka bir gelişme olduğu yoktu ve ben iş bakmaya devam ediyordum. Bir gün bir arkadaşım, Yemen’in Sanaa kentindeki bir restoranın açılışına yardım etmem için çağırdı beni. Bunun iyi bir başlangıç olacağını düşünerek Yemen’e gittim.

Her şey fazlasıyla yolunda gidiyordu. Sonunda Yemen meselesini ayarlamıştım, işler artık toplanıyordu ve buranın insanlarını da sevmiştim. Bir gün, yakın arkadaşlarımdan biri işe alınacak Suriyeliler bakındığını söyledi. Üstünden bir zaman geçtikten sonra bunun kariyerim için iyi bir seçim olacağını düşündüm ve teklifi kabul ettim. Bu işte ise 2014 Eylül’ünden Yemen’de savaş başlayana kadar çalıştım.

2015’te Suudi Arabistan Yemen’i bombalamaya başladığında her şey cehennem gibiydi, korkunçtu! Evimden dışarı 1 hafta boyunca adım atamadım. Yemen’den ayrılmanın yollarını aramaya başladım. Suudi Arabistan veya Afrika’ya kaçak yollardan gitmek için pek çok seçenek vardı. Lakin hepsi çok tehlikeliydi.

Bu tarihten itibaren yabancı uyruklu vatandaşlar hükümetler tarafından tahliye edildi. Ama Suriye’deki savaş patlak verdiğinden beri, Suriye vatandaşlarına yönelik bir tahliye söz konusu olmadı. Şanslıyım ki Birleşmiş Milletler ile Kızıl Haç’ta çalışan arkadaşlarım vardı. Onların sayesinde Moskova’ya giden ve Rus vatandaşlarına mahsus bir tahliye uçağına binebildim. Moskova’ya vardım ama sadece 10 günlük oturum izni alabilmiştim. Beyrut’a geri dönüp oradan da Şam’daki ailemi ziyaret etmeye karar verdim. Türkiye’den eski bir dostum, İstanbul’un yeni bir başlangıç için uygun olabileceği fikrini önerdi. Ve yine şanslıydım ki Türkiye, Suriyeliler için ücretsiz seyahat ve ülkeye giriş izni tanıyordu. Ben vardıktan hemen sonra vize uygulamalarında değişikliğe gidildi.

2015’in sonunda kendimi İstanbul’da buldum; dilini bilmediğim ama daha rahat, hatta evimde gibi hissettiğim bir şehirde. Keza Türk kültürü Suriye’ye çok yakındı. Hayata burada, tekrar sıfırdan başladım. Evlilik danışmanlık sitesindeki işimi bulmadan evvel gönüllülük ve çevirmenlik işleri yaptım. Burada her şey yolunda gidiyor ama hala geleceğe dair daha güvenli ve sabit bir şeyler inşa etmeye çalışıyorum.

Şimdi de Almanya’ya gitmek için başvuruda bulunuyorum. Almanca öğrenmeye başladım. Almanya’da eğitimime devam edip daha iyi şartlar elde edebileceğime inanıyorum. Her şey yolunda giderse ailemi de yanıma getirmek istiyorum. Onları çok özledim.

Son olarak söylemek istediğim; her şeye çarçabuk inanmayın. İnsanları, haklarında duyduğunuz şeyler yüzünden yargılamayın. Onlarla konuşun ve kim olduklarını öğrenin. Barışı getirecek olanın bu olduğuna inanıyorum.