Danganronpa 2 Üzerine

Bundan birkaç sene önce visual novel ve point&click türü oyunlar gösterilse yüzümü çevirirdim. Visual novel türü çok boş geliyor, point&click ise zor geliyordu. Ancak bu iki türe olan ön yargımı Telltale Games’in oyunları (Özellikle Walking Dead) ve Danganronpa, Fate gibi animesinden tanıdığım visual novel’lar ile yenmiş oldum. Ben de bu yazımda sizlere bu ön yargımı yenmemi sağlayan Danganronpa 2 oyunundan bahsedeceğim.

Oyunun teknik özelliklerinden giriş yapacağım: Danganronpa 2:Goodbye Despair (Türkçesi:Hoşçakal Umutsuzluk) gizem ve dedektiflik türünde bir point&click ve visual novel oyunu. Yazarı Kazutaka Kadoka, çizeri Rui Komatsuzaki, geliştirici firma ise Spike Chunsoft. Oyun ilk 2012’de Japonca olarak PSP’ye çıkarılmış, sonraları PC, PS4, PS Vita’ya farklı zamanlarda çıkış yapmış. Steam’de hem İngilizce hem de Japonca dublajlı olarak erişime açık.

Danganronpa 2, ilk oyunda olduğu gibi dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş süper yetenekli öğrencilerinden oluşan bir sınıfın başından geçen olayları anlatıyor. Hajime Hinata, Academy of Hope (Umut Akademisi)’un 1.sınıf öğrencilerinden biridir. Okuluna ilk adımını attığı zaman bayılır ve kendini kilitli bir sınıfta yeni sınıf arkadaşlarıyla bulur. Ne olup bittiğini çözemeden kendisini sınıf öğretmenleri olduğunu takdim eden peluş bir tavşan olan Usami çıkar. Usami, sınıfça bir geziye çıkacaklarını söyler, sınıfın duvarları yıkılır ve çoktan gezide olduklarını görürler. Usami öğrencilerden iyi arkadaşlık kurmalarını ve Hope Fragments (Umut Parçaları) toplamasını ister. Öğrenciler dağıldıktan 1 gün sonra okulun müdürü olan peluş ayı Monokuma, Usami’yi Monomi’ye çevirip bütün gezinin kontrolünü eline alır ve adadan kurtulmaları ve okuldan mezun olmaları için birbirlerini öldürmesi gerektiğini söyler. Böylece Killing School Trip (Öldürmeli Okul Gezisi) başlamış olur.

Killing School Trip aynı önceki oyun (Killing School Life) gibi. Biri öldürülür ve öldürülenin cesedini 3 kişi gördükten sonra cesetin bulunduğuna dair anons edilir. Anonstan belli bir süre sonra Class Trial (Sınıf Duruşması) düzenlenerek katil bulunmaya çalışılır. Katil doğru tahmin edilirse katil infaz edilir. Ancak yanlış tahmin edilirse katil hariç bütün sınıf infaz edilir ve katil mezun olur.

Oyunun konusu bir ilk oyunun konusuna benzese de karakterler ve atmosfer değişimi size bunu hissettirmiyor. Her bir cinayette ayrı bir entrika görüyoruz, karakterlerimizin psikolojilerini, geçmişlerini ve daha seri ile alakalı birçok detay öğreniyoruz. En azından karakter değişimi bile oyunun gidişatını çok etkiliyor.

Karakterlere değinirsek, benim ilk oyunda en çok şikayetçi olduğum konu buydu. İlk oyundaki karakterler ergence tavırlar sergiliyorlardı. Killing School Life başladığında “gerekirse öldürürüz olm .s .s” tarzı laflara giren karakterler vardı, hatta en ufak olayda Naegi’yi suçluyorlardı. Ancak 2.oyunda karakterler daha iyi, bazı yerlerde umutsuzluğa çok kaptırsalar da az önce bahsettiğim ergence tavrı koymadılar, birbirlerine sıkı tutundular. Karakterler arasında en çok ilgimi çekenler Nagito, Hajime, Chiaki, Kuzuryu oldu.

Oyundaki olaylar visual novel tarzında anlatılıyor. Visual novel nasıl oluyor derseniz, öncelikle kitap halinde bir roman düşünün. Çoğu roman yalnızca yazılardan oluşur. Geri kalanları yani karakterlerin hareketleri, tipleri, sesleri vb. unsurları siz hayal edersiniz. Visual novel (adı üstünde GÖRSEL Roman) da yine yazılar var ancak sizin hikayeye daha rahat bağlanmanız için karakterlerin sesleri, tipleri; arka plan gibi detayları size verir. Okuması zorlayabilir, sıkabilir ve Türkçe visual novel çok az olduğu için İngilizce şart.

Diğer visual novel’lar ile karşılaştırınca Danganronpa’nın yazım tekniği ve hikayesi romandan ziyade bir light novel kalıyor. Ama bu sizi sıkmasın, oyunun gidişatı, temposu gayet iyi.

Oyunun visual novel dışında point&click türün ağır bastığı yerler oluyor. Bunlar daha çok cinayet için araştırma yaparken oluyor. Oyunun arka plan tasarımları çok kaliteli olduğundan dolayı hangisiyle etkileşime gireceğinizi karıştırabilirsiniz ancak bunu önlemek için Notice Observing ile etkileşebileceğiniz şeyleri ayırt edebiliyorsunuz.

Oyun, 6 tane birbirine bağlı adada geçiyor. Her ada aynı okulda olduğu gibi bölüm bölüm açılıyor. Ada içerisindeki binalar ve adalar arasında side-scrolling (yandan bakmalı) oyunlardaki gibi yürüyerek geçiş yapıyoruz. Her adada bir tane First Person (Birinci kişi) görüşlü gezebileceğimiz binalar var. Diğer binalarda ise point&click oyunlarındaki gibi tıklayarak geçiş yapıyoruz (Hareket yok, yalnızca geçişler var maalesef). Önceki oyunda okulun koridorlarını First Person olarak gezebiliyorduk ve bu detay oyuna insanı daha çok bağlıyordu.

Oyunun en önemli yeri Class Trial’ler. Cinayetten sonra bütün sınıf toplanır ve katilin kim olduğu tartışılır. En çok İngilizce ve kafa isteyen yer burası. Burada topladığınız delilleri (Oyunda bunlara Thruth Bullets deniyor) ortaya sunup katilin kim olduğunu bulmaya çalışıyorsunuz. Oyunun bu bölümleri mini game’ler ile donatılmış. Teknik olarak basit ama cevapları uğraştırıyor. Örneğin Nonstop Debate’de milletin attığı tezleri ve antitezleri değerlendirip delilleriniz ile yanlış olanı reddetmeli, doğru olanı da destekleyerek devam etmelisiniz. Rebuttal Showdown’da size karşı yürüyen arkadaşınıza karşı kendinizi Thurth Blade’leriniz (Thruth Bullets burada kılıç oluyor) ile kendinizi savunmalısınız. Panic Talk Action’da ritime ayak uydurmalısınız. Birçok mini-game’den sonra katili bulabiliyorsunuz ancak. Önceki oyunda bu bölüm çok daha basitti ancak zorlaştırmaları ve detaylandırmaları çok doğru bir karar.

Oyunun hikayesi dışında boş zamanlarınız oluyor. Bunların ismi Free Time. Bu vakitlerde arkadaşlarınız ile vakit geçirip onlarlı daha iyi tanıyabiliyorsunuz. Karakterle aranızı bir seviye arttırdığınızda bir Hope Fragment alıyorsunuz (Aynı Persona’daki Social Link sistemi gibi). Tabii belli bir süre sonra yalnızca konuşmak yetmiyor, hediye de vermeniz gerekiyor. Bunları da otomatlardan ve marketlerden para ile alıyorsunuz (Para bölüm sonlarında Class Trial’lerden geliyor).

Oyunun arka planları, karakterleri, bölüm tasarımlarının da çoğu el çizimi. Rui Komatsuzaki’nin çizim tekniği çok üst düzeyde değil tabii ki ama yine de göze kötü gelmiyor. Özellikle Execution’ların çizimleri gayet güzel. Her bi Execution karaktere özel olarak tasarlanmış. Ancak ilk oyunun Execution’ları daha güzel ve insanı daha çok tatmin ediyordu.

Müzikleri ise oyunun tropik ada atmosferini gayet iyi yansıtıyor. En gaza getirici, en dramatik, en umutsuz anlarda müzikler bir çarpan olarak sizin duygularınızı katlıyor. Özellikle Execution müziği benim favorim.

Karakterlerin seiyuu’larına (Seslendirme sanatçıları) ayrı değinmek istiyorum. Çünkü her biri ünlü animelerden tanıyacağınız en sağlam karakterlerin seiyuu’ları. Ana karakterimiz Hajime Hinata’nın seslendirmeni Minami Takayama Detective Conan’da Conan Edogawa’yı seslendiriyor. Nagito Komaeda’yı Megumi Ogata seslendiriyor ve Mirai Nikki’de Yukiteru, Evangelion’da Shinji, Persona 3’te Ken ve önceki oyunda Naegi’yi seslendiriyordu. Chiaki Nanami’yi seslendiren Kana Hanazawa Steins;Gate’de Mayuri’yi seslendiriyordu. Teruteru Hanamura’yı Jun Fukuyama seslendiriyor ve kendisini Code Geass’tan Lelouch, Persona 5’te Kurusu Akira olarak tanıyoruz (İlk duyduğumda çok şaşırmıştım ama cidden öyle).

Ana oyunun dışında Magicle Girl Miracle Monomi diye dalga dalga gelen düşmanlara karşı savaştığımız mini oyun var tabii oynaması zorunlu değil. Bir de oyunun sonunda açılan Danganronpa IF adlı Danganronpa Trigger Happy Havoc’un alternatif hikayesi var.

Sonuç olarak Danganronpa 2: Goodbye Despair güzel gizemi, hikayesi ve karakterleri ile oynamanızı tavsiye ettiğim bir oyun. Oyunun Steam’deki fiyatını hak edeceğini düşünmüyorum (Açıkçası hiçbir visual novel’ın hak ettiğini düşünmüyorum).

Açılış Videosu

İyi oyunlar.

DİPNOTLAR

*Oyundaki kanlar pembe bu arada. Kırmızı olsa ne olurdu diyeceksiniz, ama oyunda cinayet sahnelerinde çok kan var ve oyun +18 olmaması için pembe yapmışlar.

*Oyunda diyaloglar çok önemli bu yüzden düzgün bir İngilizce’ye ihtiyacınız var.

*Anime serisi yok, iyi ki de yok. Çünkü ilk oyunun animesinde karakterlere hiç derinlik vermemişlerdi, oyunda ölenin arkasından yas tutabilirken animede “kim ki bu?” oluyordu.

*Japonca dublajı öneririm.Çünkü İngilizce dublaj karakterlerin duygularını o kadar iyi yansıtamıyor.

*Yalnızca bu oyunda değil bütün seride çok Jojo göndermesi var.