Korkarım pişmanlık sonun olacak günün birinde!

AKP’lilerde gördüğüm halet-i ruhiye şu:

-Hiç iktidardan gitmeyecekmiş, bugün sahip oldukları gücü hiç kaybetmeyecekmiş gibi haksızlık ve hukuksuzluk yapıyorlar.

Oysa…

Güç, kimseye yar olmayacak kadar kaypaktır ve zamana, zemine, duruma, atmosfere göre… sürekli el değiştirir.

Bugün diplerde dolaşanlar yarın zirvelere çıkabilir.

Bugün zirvelerde olanlarda yarın ayaklar altına düşebilir.

Türkiye’nin kısa yakın tarihi bu anlamda iniş-çıkış tecrübesi ile doludur.

Bir kere şu kesindir ve defalarca görülmüştür:

Her darbe döneminin mağdurları bir sonraki dönemin mağrurları olmuşlar.

Bu ülke oldukça kısa süre içinde askeri vesayeti aşma konusunda çok büyük bir performans gösterdi.

Nasıl olduğu konusu tartışmalı hale getirilse de, bu ülkede genelkurmay başkanlığı yapmış bir isim cezaevine yollandı. Bu ülkenin kudretli generalleri tutuklanabildi. Yıllarca cezaevinde kaldılar.

Aynı şekilde bugün de bir “sivil darbe” dönemi yaşanıyor, Anayasa rafa kaldırılmış, meclis bekleme moduna alınmış, yasalara aykırı keyfi yargılamalar yapılıyor, boş dosyalarla insanlar cezaevlerine yollanıyor.

Bu döneminde mağdurları mağrurları var.

Şimdi yaşanan bu süreçte, önceki dönemin mağdurları ile mağrurlarının yer değiştirdiği görülüyor.

Yani diyorum ki…

-Kimse, kime yapılırsa yapılsın, haksızlığa hukuksuzluğa prim vermemeli.

-Kimse yetkisini yasalardan ve anayasadan almayan birinin emrini yerine getirmemeli.

Çünkü…

-Yarın, bugünler geçer

-Yarın yeni bir süreç başlar

-Ve o süreçte yine mağrurlarla mağdurlar yer değiştirir.

Bu süreç böyle sürüp gitmeli mi?

Elbette hayır!

Bu saçmalığa bir dur deyip, birbirini yiyip tüketen bir halk olmak yerine, ortak bir zemin inşa edip, herkesin uyacağı, hiç kimseye hiç bir şekilde ayrıcalık vermeyecek bir sistemi inşa etmeliyiz.

Bunun için henüz vakit var ve bunun altyapısı da var bu ülkede.

Ortak paydalarımızı yeniden gözden geçirip, bu ortak paydalar üzerine yeni bir toplumsal mutabakat inşa etmeliyiz!

Gelinen nokta gösteriyor ki…

-Hukuksuz bir ülke kimsenin işine yaramıyor

-Hukuksuz bir ülke de kimse huzur bulamıyor

Ve tabii ki işte o müthiş, çağları delip geçen, büyük insanlık aleminin tecrübe edip bir kaç kelime ile formüle ettiği, herkese kendi dersini veren şu muhteşem sözü söylemenin zamanı geldi de geçiyor.

Diyorum ki, bu devran hep böyle sürüp gitmiyor!

Şekilde görüldüğü gibi keser dönüyor sap dönüyor.

Düşenin dostu olmuyor.

El elden üstün oluyor.

Gizlide gebe kalan aşikarede doğuruyor.

Horozu çok olan köyün sabahı geç oluyor.

Kartal sinek avlamıyor, köpek kuşa havlamıyor; aklı olan gelin, kaynanaya hırlamıyor!

Ne diyordu şu “Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki” diye başlayan şarkı:

“Sen de solacaksın günün birinde

Pişman olacaksın günün birinde

Beni anacaksın günün birinde

Ne geri dönecek yolun olacak

Ne de tutunacak dalın kalacak

Korkarım pişmanlık sonun olacak

Yalnız kalacaksın günün birinde

Beni anacaksın günün birinde…”

Like what you read? Give Nuh Gönültaş a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.