Türkiye’nin jazzı hicazı

nuri özlü
Jan 18, 2017 · 1 min read

Geçtiğimiz gün “Türkiye’de caz” adlı belgeseli izledim. Vay be neler olmuş zamanında diyerek şaşırdım epey. Afro amerikan kölelerin delirircesine attıkları çığlığın armonileşmiş hali olduğunu düşündüğüm Caz müziğinin acıdan beslenmeyi çok seven bu “arabesk” topraklardaki yankısının , çelişkili ama bir o kadar da ilişkili öyküsünün filmi gibi geldi bana bu belgesel.

“Bir zamanlar fırtınalar estirirdim, eskisi gibi değilim şimdi değiştim”

1950'li yıllarda Amerikan emperyalizmi ile Arap emperyalizminin Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki savaşında ilk raundu almış gibi gözükse de Caz müzik, ilerleyen zamanlarda İstanbuldan öteye , anadoluya yayılamayışının bedelini , arabesk müziğe yenilip , yerini alaturka aranjmanlara bırakarak ödemiş. Caz müziğin Türkiye üzerindeki akıbeti, Kemalizm gibi, CHP gibi geliyor bana nedense.

CHP gibi uzak anadoluya uzak kalmış ve gözden düşmüş , Hilton otelin barında, üç beş caz kulübünde bir gurup beyaz türkün tekelinde harcanıp gitmiş gibi.

Orjini ülkede yani Amerika birleşik devletlerinde kölelerin, alt kültürün (daha sonraları ana akımın) müziği olan Caz, Türkiye’deki konumu itibariyle çok tuhaftır ki Elit tabakanın müziği olmuş. Bu durumun oluşmasında sanırım Amerikan emperyalizminin ülkemizdeki kültürel üretim dağıtım merkezi olan kolejlerin ve kolejli elit gençlerin payı büyük. Bu belgeselden de anlaşılıyor ki Robert Koleji adeta Türkiyede Caz’ın filizlendiği , yayıldığı kurum olmuş ve tabi gayri müslim teba da öyle.
Her şeyi ile çok keyifli bir solukta izlenen ve çok öğretici bu belgeseli izlediğim için çok mutluyum.

Merak eden ler için Belgesel linki burada.

nuri özlü

Written by

Reader, Writer, Wonderer, Tech enthusiast, Managing Director @otel.com