“Başkan Drogba rüya, sağlam bir forvet alalım yeter”

Rüyalar çabuk unutulur. Tatlı bir tebessüm ya da salak bir gülümseme… Hemen hemen herkes uyandığında bu duyguları yaşamıştır. Rüyalar bir tebessüm kadar kısa ancak Galatasaray’ın armağan ettiği unutulmaz bir rüyanın 2. yıldönümü bugün. Didier Drogba…

O, Bir Futbol Fenomeni

Çarşaf çarşaf yazıldı, süslendi gazetelerin manşetleri. Resmi imzayı atacak öyle inanırım” diyeni de vardı, gelirse orasına burasına yabancı madde sokacağını iddia edeni de… Benim hatırladığım en çok Twitter’da goy goy yapan rakip taraftarlar. Sarı kırmızılı taraftarların bir kısmı ise dönemin başkanı Ünal Aysal’a kızgındı. “Başkan Drogba rüya, sağlam bir forvet alalım yeter” hatırladığım en kalıplaşmış cümleydi.

Çin’e gitti, paranın peşine. Profesyonellik, Çin, Katar ve Amerika’dan da geçiyor malumunuz. Hatta Anelka’yı da aldı yanına. Orada burada görüyorduk Drogba frikikten harika gol attı diye. Çin’de para mevzusu çıktı, vermediler adamın parasını. Drogba için ayrılma vakti geldiğinde, dönüş bileti Ada gibi duruyordu. Ancak o çok farklı bir macerayı tercih etti. Galatasaray’a imza atacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Ya efsaneleştiği “Mavi fil” lakabını aldığı Chelsea’ye ya da Amerika’ya gidip, futbol kariyerini sonlandıracak diye düşündüm. Yanıldım, yanıldık. Hayatımın en anlamlı yanılmasıydı kuşkusuz.

28 Ocak 2013 / Didier Drogba Galatasaray’da! Twitter’dan aldık haberi, şöyle diyordu Galatasaray Spor Kulübü:

…ve Twitter nöbetine son veren resmi açıklama. Son yılların en güzel söylemi: “Didier Drogba Galatasaray’da”

“Galatasaray’da oynamaz, para için geldi. Emeklilik maaşı alacak.” diyenler bundan yıllar önce de Hagi için Hacı diye yorumlarda bulunmuşlardı. Hatta hiç unutulmaz, şahsına münhasır çok çok ünlü bir spor yorumcusu (ismini kesinlikle biliyorsunuz) “Drogba büyük oyuncu idi… Hava getirir ama katkı sağlayacağını düşünmüyorum.” dedi. Bu tarz yorumlar peş peşe geldi. Hikayenin sonrasını siz de ben de çok iyi biliyoruz. Yorumun yanıtı aşağıdaki satırlarda fazlasıyla bulunuyor.

İstanbul’a indi, sevgi seli günden güne büyüdü. Parçalıyı giydi. Metin Oktay ruhunu derinden hissettirdi. Kıpır kıpır bir heyecan var. “Olum Drogba bizde lan bizde!!! Bizim Drogba’mız var sen ne konuşuyorsun. Drogba’nın sizden daha fazla Şampiyonlar Ligi’nde golü varmış lan” diyaloglarını sıkça göğsümü gere gere kullandım.

Drogba parçalıyı sırtına geçirdi, rüyalar gerçek oldu.

Taraftarın deyimiyle DrogBABA, “Benim için yeni ve heyecan verici bir macera olacak.” dedi. Onun için heyecandı bizim için ise, merakla yeşil sahaya çıkmasını bekleyen binlerce çılgınca atan kalpler…

Şubat’ta geldi. Takımla tanıştı. Sayılı günler çabuk geçiyordu ama Drogba’yı dört gözle bekledik. Hatta onun için Twitter’da sabahlayan arkadaşlarımız da vardı. Gelmeden büyük bir transfer nöbeti bile tutmuştuk.

Drogba, Hamza Hamzaoğlu’nun Akhisar’ına karşı ilk kez sarı kırmızı formayı sırtına geçirdi. Maçtan önce Akhisar cephesinden hem iddialı hem çekinceli açıklamalar vardı. Ne de olsa Drogba sahaya çıkacaktı. PES ya da FIFA’da Didier ile gol atıp sevinen isimler, şimdi ise yeşil sahada ona rakipti. Kaleci Oğuz Dağlaroğlu, Alex’ten ilk golü yedi, Drogba’dan bu tarz bir başlangıç hiç istemiyordu, korktuğunun başına geleceğinden habersiz.

Maç öncesinde Akhisarlı Ahmet Cebe, Drogba sorulunca Sonko ve Uğur’a güvendiğini söyledi. “Drogba onlara emanet” dedi.

Trabzonspor’a imza atan Uğur Demirok ve Sonko’nun yakın markajına rağmen Drogba’dan darbeli bir kafa vuruşu ve top uzak direğin içine çarparak ağlarla buluşur.

Drogba dakikalar 70'e gelirken oyuna girdi, girer girmez Ahmet Cebe’nin dediği gibi Sonko ve Uğur’un bakışları arasında, DrogBABA’dan gol yemekten inanılmaz çekinen Oğuz Dağlaroğlu’nun koruduğu kaleye muhteşem bir kafa vuruşu ile meşin yuvarlağı ağlara bıraktı. Hiç unutmam. Efsaneydi efsane o sevinç… Premier Lig günlerinden kalan coşkuyu hissettik. Üzerine bir de Sneijder atladı. Değmeyin Galatasaray taraftarının keyfine. Drogba ve Sneijder golü beraber kutluyorlar, 2–3 sezon önce söylense sadece aspargaz bir transfer haberi der güler geçerdi insanlar. Düşündüm. İnsanlar evlerinde akşam yemeğinde, Didier Drogba’nın Galatasaray’daki ilk golünü izliyorlardı, konuşuyorlardı. Çok normaldi bazılarına göre, bana göre ise bir rüya.

Drogba attı, Sneijder üzerine atladı. Galatasaray taraftarının iki baş tacı sahnede! Bundan güzel bir başlangıç sanırım kimse hayal edemezdi.

Skor önemli değildi. Galatasaray taraftarı Drogba’yı kazandı, bundan daha değerli bir galibiyet olamazdı sanırım.

Açtı kollarını iki yana, koştu tribüne. Premier Lig değil, burası Süper Lig. Sarı kırmızılı Aslan Drogba.

Saha içindeki profesyonelliği, saha dışında da her zaman onunlaydı. Galatasaray’ın renklerini, değerlerini sıkı sıkıya sahiplendi. Sarı kırmızılı formayı giydiği dönem boyunca asla yüz kızartıcı bir hareketine şahit olmadık. Rakiplerin bile büyük saygısını kazanan bir futbol ilahıydı Drogba.

Drogba’nın başarısı tartışılmaz ama beni etkileyen en önemli detay, insanlığı. Bu yüzden biraz daha derine inmek istiyorum. Bir Barral olayı var ki, unutulmaz. Unutursak kalbimiz kurusun ☺

Barral’ın çarpışmanın ardından ciddi bir sağlık sıkıntısı olmadığını belirtelim. Orduspor küme düştü, oyuncular gitti. Barral geldiği yerde, La Liga’da Levante forması ile gollerine ara vermeden devam ediyor.

Orduspor ile oynanan lig maçında Drogba, şu an İspanya La Liga’da forma giyen David Barral ile hava topunda çarpıştı. Barral apar topar oyundan hastaneye taşındı. Maç bitti, Drogba hastaneye gitti. Barral’ın sağlık durumunu öğrenmek ve geçmiş olsun demek için. Bir dünya yıldızının yanında gerçek bir insandı. Futbol, para, hırs hepsi bir yana Drogba bir insandı. Bu değerler çok önemli ve çok az futbolcuda üst düzey bir iş ahlakı var. Barral da Drogba’nın jestini kendisine ait Twitter hesabından teşekkürler ile duyurmuştu. İnsanın içi bu denli mi huzur bulur bilmiyorum ama sevdindiğimi, Hagi’den sonra bir futbolcu ile bu denli “gurur duyduğumu” hissettim.

Drogba’nın insanlığından devam edelim. Nelson Mandela’nın vefatı sonrası Fildişili yıldız oyundan çıkarken şöyle bir hareket yapmıştı.

Thank You Madıba

Galatasaray Florya Metin Oktay Tesisleri’nin bakımından sorumlu emekçiler ile çektirdiği samimi fotoğrafı instagram hesabından yayınlayan Didie, saygı etiketini öne çıkarmıştı. Tek kelimeyle “insanlık…”

Florya emekçileri ile Drogba.

Kısa zamanda taraftarın gönlünde taht kurdu. Galatasaray’ın çocuğu bile oldu Drogba. Galatasaray’lı çocukların hayali oldu, tıpkı Afrika’daki gibi. “Afrika’da her ülkeden bütün çocukların iki hayali var. Birincisi futbolcu olmak ikincisi ise DROGBA…”

Bir Galatasaray taraftarının odasını süsleyen Drogba küpürleri. İzinsiz kullandım, umarım bana kızmaz kendisi ☺

Galatasaray’da şampiyonlukların baş mimari oldu. 1 Lig, 1 Kupa, 1 Süper Kupayı kaldırdı, yukarıda bahsettiğim ünlü yorumcuya nazira yaparcasına. Süper Kupa finalinde uzatmalarda Fenerbahçe ağlarına gönderdiği kafa vuruşu hala akıllarda. Efsaneydi. Kupayı Galatasaray’a getirdi. Çılgınca sevinmek en çok onun hakkıydı.

Mert Günok’un koruduğu kaleye civi gibi bir kafa vuruşu gönderdi ve ağları sarstı. Bir kalecinin çaresizliğini gösteren en iyi kare bu olsa gerek.

2012–13 şampiyonluğunda soyunma odasında yapmış olduğu özel dans ise çok konuşuldu. Çok da beğenildi. Onu da unutmadan buraya iliştirelim.

Drogba ve kendine has dansı. Bunu da unutmadık. ☺

Cimbom, Türkiye Kupası’nı kazandı. Drogba bu kez kamera önünde değildi. Kameranın arkasından muhtesem kupa sevincini an be an aktardı. Yine unutulmaz bir andı.

Sevinelim çılgınca.

Beşiktaş dolu dizgin giderken, derbide iki akıl dolu gol atan Drogba, Atatürk Olimpiyat Stadı’nın tribünlerini sahaya dökmüştü. O maçtan sonra Galatasaray’ın 2–1 kazandığı karşılaşma, TFF tarafından 3–0 tescil edildi. Beşiktaş’ın da Drogba’nın hışmından sonra iki yakasının biraraya gelmediğini belirtmekte fayda var. ☺

Drogba’nın Beşiktaş karşısındaki gol sevinci. Sonrasındaki utanç görüntülerini paylaşmakta fayda görmüyorum.

Gelelim Şampiyonlar Ligi’ne… Türk Telekom Arena Ali Sami Yen Spor Kompleksi’nde oynanan unutulmaz bir Real Madrid maçı var ki, yakın döneme damgası vuran bir 90 dakikaydı. Öğrenciydik, evde ekranların başında son 30 dakikayı üzerimizdekileri çıkararak her atakta zıplayarak, delice gollere sevinerek izlemiştik dostlarla.

Çok topuk golü gördük de, böylesini biz dahil Real Madrid takımı bile ağlarında görmemişti.

Bernabeu’da 3–0'ın rövanşında 1–0 yenik durumuna düşen Cimbom, Sneijder ve Eboue’nin golleriyle birden skoru 2–1'e getirdi. Drogba çıktı, bir topuk yaptı. Casillas’ın yerine kaleyi koruyan Diego Lopez ne olduğunu şaşırdı. Hatta tüm Real Madrid. Herkes acaba dedi. Drogba fazla geçmeden skoru 4'e taşıdı ancak yardımcı hakemin offsayt bayrağına takıldı. Maç sonunda Jose Mourinho, “4. gol geçerli olsaydı, Galatasaray bize son 10 dakikada bir gol daha atabilirdi.” dedi. TT Arena’da tur gitti ancak 2000'li yıllarda 3–2'lik efsane Real Madrid maçına selam gönderildi. Hem de Drogba’dan saygılarla.

Drogba topuğu attı, kabahatlisi Cristiano Ronaldo oldu. Olacak iş değil efendim ☺

Hazırlık dönemi Londra’ya gittik. Emirates Cup’ta şampiyon olduk. Arsenal’e gol atmayı bağışıklık sistemi haline getiren Drogba, Emirates Cup’ta sarı kırmızılı forma ile Arsenal ağlarına iki şahane gol bıraktı ve kupayı Cimbom’a getirmişti. Hiç unutmam, bu maçtan sonra Avrupa basını Drogba’nın Arsenal sevgisini manşetlere taşımıştı.

Drogba, Arsenal tribünlerine “Benim adım Drogba” diyerek, formasını gösteriyor.

Gerçek Bir Figür Didier Drogba!

Drogba sevgisi öyle bir hal almıştı ki, Afrika’da Drogba ismine sıkça rastlayabilirdiniz ama Türkiye’de de erkek çocuklar için yeni isim trendi Drogba olmuştu.

Küçük Aslan’ın ikinci ismi Drogba. Doruk Drogba Aktaş.

Drogba’nın ismi kimliklerde dolaşa dursun, gezi olaylarında yaşananlar hala akıllarda. Büyük bir kesim espirili dille de olsa Drogba’yı çare olarak gördü ve Başbakanlık için çağrıda bulundu. Üstelik bu çağrının içerisinda sadece Galatasaray taraftarı değil, farklı renklere gönül vermiş birçok futbolsever vardı.

Taksim’de hemen hemen her sokak duvarında Çare Drogba sloganını görebilirdiniz.

Maradona mısın be adam!

Drogba’ya sahip olmak herkese nasip olmaz. Chelsea’de duran topları kimseye bırakmayan süper star, bu geleneği Galatasaray’a taşıdı ancak pek başarılı olduğunu söyleyemem. Selçuk İnan’ın bir önceki sezonki istatistikleri ortada iken taraftarların bir kısmının zaman zaman sitemi ile de karşılaşıyordu. Drogba’nın gidişi ile birlikte, 2 yıl önce bugün Galatasaray’a imza atmasını Twitter’da anan sevgili Galatasaray emekçisi Anıl Aras kardeşim şöyle bir yorum getirdi. “Galatasaray forması altında Drogba’yı izledik üstüne adama “Selçuk’a bırak şu frikikleri” diye kızdık ☺” Gerçekten de öyle… Son dönemde okuduğum en isabetli tespitlerden biri diyebilirim.

Drogba’yı kovalayan kaç rakip var sayamadım. Maradona’nın da böyle bir fotoğrafı vardı ama bu Galatasaray’lı Drogba.

İş başa düşünce…

Drogba’nın benim hayatımda unutulmaz bir yer eden anılarını toplamak istedim. Twitter’da birçok taraftar hesabında dün itibariyle Drogba paylaşımları gördüm. Malum 2 sene önce bugün Drogba Cimbom’a imza atmıştı. Hatta gece şansımı şu tweetle denemek istedim ama olmadı, iş başa düştü ☺

Çare Drogba!

Unutursak, kalbimiz kurusun…

Fildişili yıldız sosyal medya hesaplarından dün, Galatasaray’a imza attığı günü hoş bir paylaşım ile andı ve Galatasaray’ı unutmadığını açıkça gösterdi. Türkçe yazılan mesajdaki metin de oldukça duygusal. İnsanın içini sızlattı şu mesaj: “2 yıl oldu. Galatasaray’ı unutmak ne mümkün! Unutanın kalbi kurusun!

Drogba’nın kendi instagram hesabından paylaştığı, tebessüm ettiren videoyu paylaşmadan olmaz. ☺

Galatasaray taraftarının dillerden düşürmediği beste arka fonda…Sonu biraz açık sözlü ☺

Bu paylaşım bir anda sosyal medyada efsaneleşti. “Drogba Galatasaray’ı unutmadı” başlıkları atıldı. Nasıl unutabilirdi ki, Galatasaray’ı yaşıyan, Metin Oktay ruhunu kalbinin en derinlerinde hisseden bir aslan. Yazının kapanışını Drogba’nın Metin Oktay selamı ile sonlandırarak, Londra’ya sarı kırmızı bir selam gönderelim.

Drogba’dan Metin Oktay pozu.
Yazıda ilham kaynağı görevini üstlenen çalışma arkadaşım İrem Berrak’a teşekkürlerimle…