Gelecek üzerine

Hayata atılmak, başarılı bir insan olmaya çalışmak, ailenin gurur duyacağı ve benim evladım şu işle ilgileniyor, şu mertebeye geldi diye anlatacağı bir birey olmak hepimizin şu hayatta yaptığı bütün işlerin başlıca sebeplerinden.

Daha 7 yaşında başlıyor koşuşturmaca, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve ardından iş hayatı ile devam ediyor. Eğer başarılı bir insan olmak istiyorsak eğlenceli bir yaşamdan biraz olsun fedakarlık edip, çalışmak gerekiyor.

Çalışmak çok garip bir kavram, Eğer ailemizden kalan büyük bir kira geliri, miras, para gibi bir şeyler yok ise hepimiz er yada geç ya eğitim hayatında yada iş hayatında bir yerlerden başlayıp çalışarak kademe kademe yükselmeye çalışıyoruz.

İşte tam olarak bu kademe kademe yükselmek terimi, yazımın ana başlığı olan geleceği oluşturuyor.

Çünkü gelecek kademelerden oluşuyor. Yani böyle çetrefilli bir şekilde anlatmaktansa hepimizin bildiği şekilde, bunun mezun olması var, iş bulması/kurması var, yürütmesi, büyütmesi var. Var oğlu var. Bir yandan haydi oğlum bir evlen mürüvvetini görelim diyen aile büyükleri var, biz ne zaman torun seveceğiz diyen ebeveynler var. Aslında biz kendi geleceğimizi oluştururken kendimizden çok çevremizdekileri mutlu etmeye çalışmak zorundayız. Bu ezelden beri böyle gelmiş, böyle gidecek bir şey.

Gelecek hayal kurmaktır öncelikle, ardından o hayal için bir şeyler yapmaya çalışmaktır. Kurduğunuz hayaller teker teker hayal kırıklığına dönüşüyor olabilir. Aklınızdan iş yok, güç yok, para yok, okul bitmiyor, askerliği ne yapacağım gibi binlerce soru geçiyor da olabilir. Gelecek kaygısı insanı stres dolu düşüncelere alıştırmaya çalışan bir kaygı. Yazımın başında bahsettiğim gibi, eğer ailenizden kalacak büyük bir miras yok ise, er yada geç bu gelecek kaygısını yaşayacaksınız. Ama unutmayın attığımız her bir adım, yolun geri kalanı için katedilen ilk adımdır. bunu bilmeliyiz ki ne yöne adım atarsak atalım dünyanın sonu değildir.

Bundan bir hafta öncesine baktığınızda bugün bizim geleceğimiz.

Geleceğe dair umutlarınızı hiç kaybetmemeniz dileğiyle.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.