Ne Çok “İsteğimiz” Var

Ne çok acı var diye başlar üstad Zarifoğlu hatıratına. Aslında hepimizin hatıraları böyle başlıyor. Ne çok acı var…


Ademoğluyuz hep hikayelerimiz mutlu sonlarla bitsin istiyoruz.

Sevenler kavuşsun, bir ömür mutlu huzurlu yaşasınlar istiyoruz.

Göz yaşımız hiç akmasın istiyoruz.

Şu fani ömrümüzün her gününü gülerek geçirelim istiyoruz.

Her istediğimiz olsun istiyoruz, istediğimiz istediğimiz an olsun istiyoruz, istediğimiz istediğimiz anda yanımızda olsun istiyoruz.

Ellerimizi tutan bir ömür bırakmasın istiyoruz.

Umarsızca paramparça ettiğimiz kalpler bizi bir kaç cümleyle affetsin istiyoruz.

Affedilmeyi isterken, canımızı yakanları bir ömür affetmemek istiyoruz.

Biz mağrurluğumuzdan taviz vermeyelim dünya önümüzde eğilsin istiyoruz.

Terkedip gittiklerimizi arkamızı döndüğümüzde bıraktığımız yerde bulmak istiyoruz.

Mutlu zamanlar hiç bitmesin, mutsuzluk kapımızı dahi çalmasın istiyoruz.

Yanımızdakilerinin canını yakmak pahasına yalnızlık bizim limanımıza hiç uğramasın istiyoruz.

Her beklediğimiz gelsin istiyoruz, her gelen geri gitmesin istiyoruz.

Gidişlerimizin bıraktığı acıyı hiç düşünmeden, bizden gidenlerin bir ömür canı yansın istiyoruz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.