Pitch Ettik

Bölüm #III — Pazaryeri Kötü Örneği: Zet.com

Öncelikle bu birkaç bölüm fikri tamamen okan’ın başının altından çıkıyor. “2 parçalı yazı dizisi şeklinde yapalım mı?” dedi. Ben de dayanamadım arttırdım; “Ağdalı yazalım 3 olsun ✌”️ dedim. Kısacası bu yazı üç bölümden oluşuyor. Kah ağlayıp, kah güleceğiz. Umarım gülmekten ağlarız…

Bölüm III’ü okuyorsunuz; diğer bölümler:
(Bölüm #I — Aklımıza İş Geldi, Yaptık)
(Bölüm #II — Aklımıza İş Geldi, Yaptık, Battık)
(Bölüm #IV — Director’s Cut: Patron Çıldırdı!)

Peki bu hikayeyi niye yazıyoruz: zet.com hakkında diyeceklerimiz var, bu hikaye bize -her şeye rağmen- çok şey öğretti.

Öncelikle, TR’deki zet.com, globaldeki etsy.com’un bir klonu — tasarımcılar için pazaryeri. Çoğu bakımdan kategorilemesi, dükkan verdiği satıcı profili, temelde verdiği servis, gelir modeli, dükkan sistemi, alışveriş süreci etsy’de ne ise zet’te de o.

Etsy’nin satıcıdan aldığı 2 tip ücret var: 0,2 $ selamun aleyküm fee ve her satıştan %3,5 komisyon.

Zet’in de satıcıdan aldığı 2 tip ücret var: 30 TL aylık fee ve her satıştan %30 komisyon.

Ve hatta Etsy hiç satış olmazsa bu 0,2 $’ı almıyor bile. Zet her ay 30 lira alıyor; etsy bir kereye mahsus 50 kuruş alıyor.

Zet’in Satıcılarına Bakışı: Av

Yani zet, dünyadaki örneğinin neredeyse 10 katı kadar bir komisyon ile çalışıyor. Peki tamam, serbest piyasa, işimize gelmezse tercih etmeyiz falan ama adama sormazlar mı sen bana ne hizmet veriyorsun?

Bir kere pazaryeri ile satıcı arasındaki ilişki doğru değil. Pazaryeri, satıcı varsa vardır, satıcı da pazaryeri destekleriyle satış yapabilir ve durumdan bir win-win çıkar ve hatta müşteri de düşük maliyetlerden kaynaklı fiyatlardan faydalanır. Yani, pazaryeri’nin bana satış yapabileceğim bir imkan sağlaması yanında daha çok satış yapabilmem için de başka olanaklar sunması gerekir; mesela üzerine pazarlama taktikleri inşa edebileceğim data gerekir. Ki satıcı kalsınsın, pazaryeri para kazansın. Ya da “satıcılıktan ayrılmak istiyoruz” diye mail yazdığımızda, herhangi anadolu esnafı bile “hayırdır bilader, bi yanlışımız mı oldu” der. Bu, zet’in satıcılarını işortağı olarak görmediğinin de bir gösteresi.

Ama yok, TR’de bu kafa yok.

Zet’in verdiği hizmetlerden biri remarketing banner reklamları. Yine adama sormazlar mı, sen bu reklamları haybeye mi veriyorsun? Benimle paylaşabileceğin datan yok; ben satış-pazarlama aksiyonu geliştiremiyorum, e sen de benden aldığın komisyonla boşa reklam veriyorsun.

Hadi data ile ilgili katma değerli hizmetleri geçtik; en yapması gereken şeyler bile eksik ya da yanlış: Mesela ürün girişinde seçenekler mevcut (giyim için beden, renk; poster için ebat gibi) Fakat ebada göre fiyatı özelleştiremiyorsun. 1 arkadaştan rica etsek 1 saat sonra “abi hallettim” diyebilecek kadar da kolay bir iş. Zet’te bu standart özellik bile yok. Dolayısıyla biz de 10*10 bir posteri 100*120 fiyatıyla satmak zorunda kalıyoruz.

Konuyu zet’ten de çıkarırsak, e-ticaret sektörü ve özellikle online pazaryerleri durum oldukça vahim. Gelir modelini komisyona dayandıran yapıların, satıcıların beline kazma vurması ve haliyle fiyatların yükselmesine satışların düşmesine sebep olması bir hayli içler acısı.

Bunun yanında bir seçenek daha var; etsy’den PDF olarak satış yapmak, tertemiz. Hoop, orada duralım: TR’de paypal kapalı, en iyisi pazarda limon satmak.

Neyse, elimizde birçok baskıya hazır poster var, dileyene PDF olarak maille gönderebiliriz, gerisiyle siz uğraşın :)

(İşte o posterler!)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.