biraz daha müzik

aslında bir kişiye önce mektup yazmaya karar vererek bilgisayarı elime aldım. amacım bilgisayarda en azından taslağını yazıp sonra beyaz bir kağıda dökmekti. bütün bunlar aklımdan geçtiği anda aksi yönde bir karar verip, mektubun eskiden olduğu gibi bir kağıda yazılması gerektiği düşünerek odanın sol tarafında bulunan kitaplıkta beyaz bir kağıt aramaya başladım. daha önce kitaplıkta aklımda kalan noktalara göz gezdirirken bir yandan da en olmadığı günlük gibi yazabileceğim bir defter aradım. sonuç olarak buradayım, her ikisini de bulamadım. yazacağım kişiye de yazmak vazgeçtim. daha önce insanlara yazarak kendimi ne kadar iyi anlatamadığım aklıma geldi. hiç iyi anlatamazdım. daha sonra yazdıklarımı okumaya utanırdım. bir çok başarısız yazma girişimim oldu. her anlamada, kızlara da yazma konusunda başarısızdım.

şimdi 20'li yaşlarımın sonunda, salondan 15 temmuz darbe gecesine dair televizyonda yapılan yayının sesi gelirken, levent yüksel — dedikodu (1993) şarkısını dinliyorum. sanıyorum orhan veli’nin bir şiiriydi. ya da öyle bir şey. ağzımda ezilen cigaraya bitecek korkusu ile yeniden ateş vurmaya çekiniyorum. bitmesi için bütün şartlar oluşmasına rağmen, bitirmek istemiyorum.

bir de düşememe durumu var. ancak bu konudan daha sonra bahsetmek istiyorum. sizlere çok önemli bir konudan bahseceğim.

ölüyorum.

Like what you read? Give bir yerde a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.